March 15, 2007

Bir Vaisnava Şarkısı- A Vaisnava Song

*** For English please click the “Read the rest of this entry” at the bottom***

Krişna bilincinin en hoş yanlarından biri de adanmışların devamlı Krişna’yı hatırlamak üzere Onu yücelten tatlı şarkılar söylemesi, dans etmesi ve prasadam (Tanrı’ya sunulmuş ruhsal yiyecek) alması. Büyük bilgelerin, manevi ustaların, Vedik şairlerin Krişna’yı ve Krişna’yı bize veren manevi öğretmenleri yücelten, onlara olan derin ve içten sevgilerini, teslimiyet ve bağlılıklarını anlatan aşkın şiirler paylaşılmaya değer. Bunlar herhangi bir kimse için bile üzerinde düşünüldüğünde çok hoş söylenmiş, şarkılaştırıldığında yüreğe dokunan, bununla birlikte salt duygusal olmayan ama içtenlikle yazıldığından gerçeği yansıtan adanmışlık hizmetinin, teslimiyetin bir şekli. İşte Vaisnava acaryalarından Narottama das Thakur’un yazdığı dizelerden bir alıntı:

Guru-mukha-padma-vakya, cittete koriya aikyaAra na kariho mane asa 

Manevi ustanın nilüfer ağzından çıkan öğretileri kalbinizle bir yapın ve başka bir şey arzulamayın. 

Dün Srila Prabhupada için Bhakti Vikasa das’ın yazdığı Jaya Srila Prabhupada kitabında okuduğum, Srila Prabhupada’nın Narottama Das Thakura’nın yukarıdaki bu sözlerini başarısının sırrı olarak alıntıladığı çünkü Prabhupada’nın tamamen manevi ustasını takip ettiği için harika şeyler yapmakla kutsandığıydı. Prabhupada da mükemmel olanı, ruhsal öğretmenini ve Krişna’yı takip ettiği için, hem de öğrettiklerini bizzat kendi de yaşayıp uyguladığı için bu onu güvenilir ve yetkin bir acarya yapıyor. Bununla birlikte onu saf bir adanmış, hakiki bir acarya yapan bir kitaba sığamayacak kadar nitelikleri var. Öyle ki bu hakiki acaryalar, bilgeler, azizler insan formundaki bir canlı varlığın başaramayacağı işler başarıyor.Dolayısıyla bu büyük kişilikleri gerçekten tüm dünya tanımalı ve onların rehberliğinden faydalanmalı çünkü onlar aslında bu çok yüce, güvenilir ve hayati bilgiyi herkese veriyor ama biz almıyoruz. Tabi önce hak etmeli sonra arzulamalı J

Jaya Srila Prabhupada! Jaya!

Keep reading →

March 8, 2007

Caitanya Mahaprabhu’nun Belirişi- Gaura Purnima

 

 

***For English please click “Read the rest of this entry” at the bottom***

Hindistan renkli festivaller ve kutlamalar dönemi geçiriyor. 3 Mart Lord Caitanya Mahaprabhu’nun belirişi olan Gaura Purnima’ydı ve Gaura Purnima ertesi de Jagannatha Misra festivaliydi. Lord Caitanya Kendi adanmışı formundaki Krişna’nın Kendisidir. Lordun kutsal isimlerinin toplu halde zikredilmesi yoluyla Krişna aşkını yaymak üzere bu dünyada belirir. 1486 da Batı Bengal, Sridham Mayapur’da belirmiştir. Onun nektarlı faaliyetleri ve öğretileri detaylı olarak “ Lord Caitanya’nın Öğretileri” ve çok-ciltli “Sri Caitanya Caritamrta” kitaplarında açıklanmıştır.

Şri Gaura-Purnima , Srimad-Bhagavatam 7.9.38 

Mayapur, 16 Mart 1976, İlahi Lütuf A.C. Bhaktivedanta Swami Prabhupada

Pusta Krişna: Bu şekilde Lordum, Sen – insan olarak, hayvan olarak, büyük aziz gibi biri, yarıtanrılar ve bir balık ve kamplumbağa olarak farklı enkarnasyonlarda belirdin. Bu şekilde farklı gezegensel sistemlerde ki tüm yaradılışı devam ettirirsin ve her çağda şeytani ilkeleri öldürürsün. Lordum, Sen böylelikle dinin ilkelerini korursun. Kali çağında Kendini Tanrılığın Yüce Şahsiyeti olarak ileri sürmezsin. Bu yüzden Sen, Tri-yuga veya üç yugada da beliren Lord olarak bilinirsin.  Prabhupada: itthaà nå-tiryag-åñi-deva-jhañävatärairlokän vibhävayasi haàsi jagat pratépändharmaà mahä-puruña päsi yugänuvåttaàchannaù kalau yad abhavas tri-yugo ‘tha sa tvam Öyleyse işte bu avatara olan Sri Caitanya Mahaprabhu hakkında çok spesifik bir ifade. Caitanya Mahaprabhu Tanrılığın Yüce Şahsiyeti’nin aynısıdır ama O channa. Channa örtük demektir, doğrudan değil çünkü O bir adanmış olarak belirdi. Avatara… Rupa Goswami O’nun Krişna’nın avatarı olduğunu keşfetti. Tüm adanmışlar, Sarvabhauma Bhattacarya, Rupa Goswami ve şaştra ile Upanişas’da Mahabharata’da, hepsinde… Sadhu-sastra. Avatara büyük adanmışlarca , kişiliklerce teyit edilmelidir ve şaştrada ki ifade ile birlikte çalışmalıdır. Dolayısıyla işte Srimad-Bhagavatam’dan başka bir ifade daha. Doğrudan, Onbirinci Bölümde ifade edilir, biliyorsunuz, 

kåñëa-varëaà tviñäkåñëaàsäìgopäìgästra-pärñadamyajïaiù saìkértanaiù präyairyajanti hi sumedhsaù [SB 11.5.32] 

Tanrılığın Yüce Şahsiyeti, Krabhajana Muni tarafından King Nimi önünde anlatılırken farklı binyıllarda ki, yuga-dharma-vrttam, farklı enkarnasyon… Caitanya Mhaprabhu aynı zamanda Vrindavan dasa Thakura tarafından da anlatılır, yuga-dharma-palo. Öyleyse Caitanya Mahaprabhu burada channah kalau olarak anlatılıyor. Kali-yuga’da diğer enkarnasyonlar gibi, Nrishimhadeva veya bir sürü, Vamanadeva, Lord Ramcandra gibi belirmiyor. Krişna, sarva-dharman parityajya mam ekam şaranam  [Bg. 18.66] dediği zaman, düşündüler ki: “Sarva-dharman parityajya, bu şekilde buyuran bu kişi de kim? Ne hakla?” Bu bizim maddi hastalığımız. Birisine birşey yapılması buyrulursa, “ Sen de kimsin ki bana emrediyorsun?” diye itiraz eder. Durum bu. Tanrı’nın Kendisi, Krişna, O ne diyebilir? O buyurur, Yüce Kişi, Yüce Varlık. Emretmeli. O yüce idarecidir. Emretmeli. Tanrı bu. Ama biz öylesine budalayız ki Tanrı, “Sen bunu yap,” diye buyurduğu zaman biz başka türlü anlıyoruz. “Ah bu adam da kim? Böyle emir veriyor. Ve sarva-dharman parityajy, “herşeyden vazgeçmek? Neden Ona vereyim ki?” Sarva-dharman: “Öyle çok dharmalar, “-izmler” yarattım ki? Vaz mı geçeceğim?Bu yüzden Lord tekrardan Caitanya Mahaprabhu olarak geldi. Bugün Caitanya Mhaprabhu’nun beliriş günü, öyleyse bunu Rupa Goswami’nin anladığı gibi etraflıca ele almalıyız. Bu nedenle guru  aracılığıyla gitmeliyiz. Rupa Goswami bizim gurumuzdur. Narottam das Thakura dedi ki, rüpa-raghunätha-pade, hoibe äkuti,kabe häma bujhabo, çré-yugala-périti Tanrılığın Yüce Şahsiyeti’nin aşkın konumunu anlamak istiyorsak, o halde guru, guru parampara sistemi aracılığıyla gitmeliyiz. Aksi halde mümkün değil. Rupa Rahunatha pade hoibe akuti. Bu yöntemi kabul etmedikçe, teslim olmadıkça… Tüm bu süreç teslimiyettir. Krişna bunu ister. Sarva dharman parityajya. [Bg. 18.66] Öyleyse eğer Krişna’ya yaklaşmak istiyorsanız, çok itaatkar olmak zorundasınız. Ve kime? “Krişna burda değil. Kime teslim olacağım?” Hayır. Onun adanmışına, Onun temsilcisine. İş teslimiyettir. Dolayısıyla Sri Caitanya Mahaprabhu oldukça  budala olan, Krişna bilincini alamayan düşmüş ruhlara merhametini vermek için bu günde belirdi. O şahsen Krişna bilincinin nasıl alışkanlık haline getirileceğini öğretiyor. Ve o da bu kirtan. Bulacaksınız. Bizim Lord Caitanya’nın Öğretileri’nd, Prayag’da (Lord Caitanya’nın) zikirle meşgul olduğu ve Rupa Goswami’nin de itaatlerini sunduğu resmi görmüşsünüzdür. O Rupa Goswami ile ilk buluşmadır ve bu dizeyi bestelemişti, namo maha vadanyaya krişna-prema pradayate…[Cc. Madhya 19.53]. Adanmışlar: … krişnaya krişna-caitanya-namne gaura-tvise namaha. Prabhupada: Evet. Dolayısıyla bu channah-avatara. O Krişna’dır, size Krişna-prema vermek için geldi ama O bir Krişna adanmışı gibi hareket ediyor. Bu örtülü. Şimdi, “Sen bunu yap” diye emretmiyor. Evet, “Bunu yap” diye emrediyor ama farklı şekilde. Çünkü insanlar “Ah bu emreden de kim?” diye yanlış anladı. Hatta yaramaz sözde bir alim, o dedi ki, “Talep edilmeyecek kadar fazla.”  Onlar böyle işaret etti. Evet, sofistike insanlar, onlar böyle düşünüyor. Ama bizim yöntemimiz itaat. İtaat etmedikçe Krişna bilincinde gelişmenin yolu yok. Bu Caitanya Mahaprabhu’nun öğretisidir. tåëäd api sunécenataror api sahiñëunäamäninä mänadenakértanéyaù sadä hariù [Cc. Ädi 17.31] Hare Krişna mantrasını zikretmek istiyorsanız, o zaman bu ilkeyi anlamalısınız, trinad api sunicena. Çimden daha alçakgönüllü olmalısınız.Çim, sokakta uzanıyor. Herkes çimleri ezip geçiyor. Asla itiraz etmiyor. Çimenliktesiniz… Herkes çimeni ezip geçiyor. Hiç itiraz yok. Taror api sahisnuna.  Ağacın bize birsürü yardımı dokunuyor. Bize meyve, çiçek, yaprak veriyor ve kavurucu sıcakta da barınak. Altına otur. Öylesine faydalı, yine de kesiyoruz. Canım ister istemez, kesiyorum. Ama hiç itiraz yok. Ağaç demez ki, “ Benim sana bir sürü yardımım dokundu ve sen beni kesiyorsun?” Hayır. Sabırlı. Evet. Bu nedenle, Caitanya Mahaprabhu seçti, taror api sahişnuna. Ve amanina manadena.
Kişi kendisi için hiçbir saygın konum beklememeli ama o, adanmış tüm saygıyı kime olursa göstermelidir. Amanina manadena kirtaniyah sada harih. [Cc. Ädi 17.31]. Bu niteliği kazanırsak o zaman Hare Krişna maha mantrasını hiçbir sıkıntı olmadan zikredebiliriz. Nitelik bu. Öyleyse Caitanya Mhaprabhu bu ilkeleri öğretmek üzere geldi. O Krişna’nın Kendisidir. Başka yok… Na caitanyat krşnat para-tattvam param iha, Yüce Gerçek Caitanya Mhaprabhu’dur. Yüce Gerçek Krişna’dır, ama Caitanya Mahaprabhu Krişna’dan farklı değildir. Na caitanyat krşnat para-tattvam param iha, yad advaitam brahmopanişadi [Cc. Ädi 1.3]. Brahman, advaita, Upanişad’da anlatılan monistlerin Brahmanı, yad, o etmen, yad advaita brahmanopanişadi, Paramatma ve Pramatma, Brahman, Paramatma ve Bhagavan – bu Yüce Mutlak Gerçeğin üç özelliğidir.vadanti tat tattva-vidastattvaà yaj jïänam advayambrahmeti paramätmetibhagavän iti çabdyate [SB 1.2.11] 

Mutlak Gerçek birdir, advaya-jnana. Fark yok. Ama O bizim Mutlak Gerçeği anlama niteliğimize göre, Brahman, gayrişahsi Brahman olarak belirir; yerleşik Paramatma, Yüce Ruh olarak belirir; ve alıcıya göre sevgili Tanrılığın Yüce Şahsiyeti, Krişna olarak belirir. Ye yatha mam prapadyante  [Bg. 4.11]. Şu demek istenir. Eğer Mutlak Gerçeği gayrişahsi Brahman olarak anlamak istiyorsanız, öyle anlayın. Eğer Mutlak Gerçeği Paramatma, heryerde, tümüyle-yayılan olarak anlamak istiyorsanız, Onu farkedebilirsiniz. Ve Onu en sevgili olarak görmek istiyorsanız o halde ona da sahip olabilirsiniz. Ye yatha mam prapadyante nin anlamı odur. Mutlak Gerçeğ herşekilde farkedebilirsiniz. O sizin arzuladığınız gibi tezahür etmeye hazır. Öyleyse “arzuladığınız gibi” şu demek değil… Şöyle ki aynı zamanda, O mevcut çünkü işte burda belirtilir, nr-tiryag-rsi-deva-jhaşavataraih. Evrimsel sürece göre, yani  evrenin her tarafında su vardı. Dolayısıyla o zaman, dasa-avatara, keşava dhrta-mina-şarira jaya jagadişa hare. Benzer şekilde, O bir kaplumbağa oldu. Sonra Nrişmhadeva olur, Vamanadeva oldu – bir çoğu. Bu devam ediyor, nitya, nitya-lila. Avatarın sadece insane toplumuna geldiğini düşünmeyin.Hayır. Ama O hayvanlar arasında, böcekler arasında; ağaçlar arasında belirir. Bu yüzden Bhagavad-gita’da bir ifade var, “Ağaçlardan , bu ağacım. Hyavanlardan bu hayvanım. İnsanlardan… Savaşçılardan, buyum, buyum.” O herşey ama sadece birkaçına işaret edecek olurdak… Başka bir yerde O der ki, raso ‘ham apsu kaunteya [Bg. 7.8]. Eğer Onun Onu nasıl idrak edeceğinize dair talimatını alırsanız O yaşamın her koşulunda sizing tarafınızdan takdir edilmeye hazır. Ve
eğer siz kendi yolunuzu üretirseniz, hayır, bu mümkün değil. Bu… En sıradan bir insane bile olsanız yine de Onu farkedebilirsiniz. Hiçbir zorluk yok. Nsıl? Krişna dedi ki, raso ‘ham apsu kaunteya: “Benim sevgili Arjuna’m, Ben suyun tadıyım.” Şimdi, kim su içmez ki? Kimse? Hayvan da su içer ve aynı zamanda insane da içer. Ama bir hayvan, Tanrı orada suda olduğu halde Tanrı’tı anlayamaz ve adan anlayabilir çünkü o bir insan. Bu yüzden bir insane hayvandan farklıdır.


Eğer bizler hayvanlar gibi kalırsak – şu içiyoruz ama Krişna’yı farketmiyoruz—o zaman hayvansınızdır. Bu hayvanlardır. Ve eğer su içersek – herkes bir çok kez su içer— bir çok kez Krişna’yı hatırlayabiliriz. Ve bu adanmışlığın … süreci. Smaranam, Şravanam, kirtanam vişnoh smaranam  [SB 7.5.23].
 
Dolayısıyla her seferinde, su içer ve Krişna2yı hatirlarsaniz o zaman adanmışlık hizmetindesinizdir. Zorluk neresinde? Ama hergeleler bunu kabul etmeyecek. Bu… Zorluk neresinde? Herkes su içer ve susadığınızda su içer içmez, ve suyun tadı susuzluğunuzu yatıştırır, öyleyse sadece şunu hatırlasanız,  “Bhagavad gita’da belirtilir ki bu tat Krişna’dır,” o zaman derhal Krişna’yı hatırlarsınız. Ve Krişna’yı hatırlar hatırlamaz, o adanmışlık hizmetidir, smaranam. Zorluk neresinde? Krişna bilinçli olmanın zorluğu neresinde? Raso ‘ham apsu kaunteya prabhasmi şaşi-suryayoh: “ Ben ayın ve güneşin ışığıyım.”  Öyleyse ay ışığını ve güneş ışığını kim görmez ki? Gündüz güneş ışığını ve gece de ay ışığını görürsünüz. Demek ki güneş ışığını ve ay ışığını görüyorsanız ve Krişna’nın talimatlarını hatırlıyorsanız ki “ Bu güneş ışığı, ay ışığı, Benim.”, öyleyse zorluk neresinde? raso ‘ham apsu kaunteyaprabhäsmi çaçi-süryayoùpraëavaù sarva-vedeñu(çabdaù khe pauruñaà nåñu) [Bg. 7.8] Şimdi, eğer “Eh, ben bayağı eğitimli Vedantistim. Neden güneş ışığını –ay ışığını çalışayım ki ne ki? Om söylerim.” (gülüşmeler) “Hergele, bu om Benim. (gülüşme) Sen öyle büyük Vedantistsin. Sen om söyle ama o Benim.” Pranavah sarva-vedeşu. Her Vedik mantra omkara titreşiminin ardından zikredilir. Om tad vişnoh paramam padam sada paşyanti sur… Bu her zaman ki Vedik mantra, her Veda. Öyleyse ister Vedantist ister – birşey bilmeyen– sıradan insan olun, Krişna’yı farkedebilirsiniz. Hiçbir zorluk yok. Dolayısıyla Krişna, Krişna bilinçli olmak için herşeyi öğretti ama yine de biz öyle hergeleyiz ki Krişna’yı anlamıyoruz. Bu yüzden Krişna tekrar geldi: “Bu hergeleler
Beni anlamakta başarısız oldu ve şimdi Ben Kendi şahsi davranışımla onlara nasıl bir Krişna adanmışı olacaklarını öğreteyim.” Bu Caitanya Mahaprabhu’dur, kendi şahsi… Sanmayın ki rolünü oynadığı için … Tıpkı vücuduma masaj yapan biri gibi. Ynai düzgün yapmıyor. Öyleyse hemen elini alıp masaj yapmaya başlıyorum, “Böyle yap. Böyle yap. Bu benim masör olduğum ya da o kişinin hizmetkarı olduğum anlamına gelmez. Benzer şekilde, unutmayın ki Sri Caitanya Mahaprabhu Tanrılığın Yüce Şahsiyeti, Krişna’dır. Şri-krişna-caitanya radha-krişna nahe anya. Siz Radha-Krişna’ya ibadet ediyorsunuz ve aynı zamanda Caitanya Mahaprabhu’nun Deitisi de var. İtiraz eden bazı gruplar var, “Neden Caitanya Mahaprabhu’nun Deitisi Krişna ile birlikte yerleştirilmeli ki?” Ama onlar Şri-krişna-caitanya radha-krişna nahe anya yı bilmiyor. Farklı değil.
 
Dolayısıyla Caitanya Krişna’dır. Bu şaştra tarafindan onaylanır. Burada denir ki, channah kalau yad abhava. Kali-yuga’da, O doğrudan Nrişhadeva veya Vamanadeva ya da Ramacandra gibi enkarnasyonlar olara belirmez, evet, ama adanmış olarak. Demek ki O aynı enkarnasyon, Lord Caitanya Mahaprabhu. Abhavat. “ Bu nedenle bazen
Sana tri-yuga denir.” Dört yuga vardır, ama O bilinir ki… Çünkü üç yugada da açıkça ve dördüncü yuga, Kali-yugada bir adanmış olarak belirir, bu yüzden Ona tri-yuga denir. Böylece bugün Sri Caitanya Mahaprabhu’nun doğumgünü ya da beliriş günü ve bud a doğum yeri, bu Mayapur ve siz hepiniz burdasınız. Bu iyi bir talih. Daima Sri Caitanya Mahaprabhu’yu hatırlayın ve şri-krişna-caitanya prabhu-nityananda yı zikredin…
   
Adanmışlar: … şri-advaita gadadhara şrivasadi –gaura- bhakta-vrinda. Prabhupada: Bu yaşamınızı mükemmel yapacak. Çok teşekkürler. Keep reading →

February 24, 2007

Ne iyilik ne kötülük sizi etkilemesin- Neither good nor evil affect you

  ***For English please click “Read the rest of this entry” at the bottom*** 

charming.jpg

yaù sarvatränabhisnehas

tat tat präpya çubhäçubham

näbhinandati na dveñöi

tasya prajïä pratiñöhitä

A.C. Bhaktivedanta Swami Prabhupada Tarafından Çeviri 

Maddi dünyada kazanacağı her türlü iyilikten ya da her türlü kötülükten etkilenmeyen,buna ne  şükreden ya da bunu hakir gören kişi sıkı bir şekilde mükemmel bilgide sabitleşmiştir.                         

A.C. Bhaktivedanta Swami Prabhupada’nın Açıklaması 

Maddi dünyada daima iyi ya da kötü olabilecek bir karışıklık vardır. Bunun gibi maddi karışıklıklarla altüst olmayan, iyilik ya da kötülükten etkilenmeyen kişinin Krişna bilincinde sabitleştiği anlaşılır. Kişi maddi dünyada olduğu sürece daima iyilik ya da kötülük olasılığı vardır çümkü bu dünya ikilik doludur. Lakin Krişna bilincinde sağlamlaşan kişi iyilik ya da kötülükten etkilenmez çünkü o sadece tümüyle- mutlak iyilik olan Krişna ile ilgilenir. Krişna’ya olan böyle bir bilinç kişiyi teknik olarak samadhi denilen mükemmel bir aşkın konuma yerleştirir. 

B.G. 2.58

Keep reading →

February 22, 2007

Krişna Bilinci – Krishna Consciousness

***Please click “Read the rest of this entry” at the bottom of the post***

Röportaj ( röportajın bir ses kaydı çalınıyor) Prabhupada: … varoluş çabamızı durduran ve ebedi yaşam, mutluluk ve bilgi platformuna yükselten Tanrının Şahsiyeti… Daha açık olmak gerekirse herkes ebedi yaşama erişmeye çalışıyor. Tüm insan toplumu bilginin en yüksek mükemmeliyetine erişmeye çalışıyor ve aynı zamanda bir sürü yöntem aracılığıyla mutlu, neşeli olmaya çalışıyorlar. Bu yüzden eğer Krişna bilincini kabul edersek, bu şeyler kolayca başarılacak. 

Görüşmeci: Bana Krişna bilincinin geçmişini, tarihini ve kaynağını verir misiniz? Prabhupada: Hiçbir tarih Krişna bilincinin kaynağının izini süremez çünkü canlı varlıklar, onlar ebedi. Bedensel yaşam kavramı doğru değil. Kimse ölmez, kimse doğmaz. Herkes ebedi. Bu beden değişimi bir giysi değiştirmek olarak düşünülür. Bu yüzden kimse “Bu yaşamın başlangıcıdır.” diyemez. Öyleyse ne zaman yaşam varsa, aynı zamanda bilinç de vardır ve bilinç özünde Krişna bilincidir. Lakin maddi alakamızdan ötürü bu bilinç kapalıdır. Bu nedenle Krişna bilinci dışındayız. Bu hareket yeniden bu Krişna bilincini canlandırmak içindir ki kişi özgün konumuna yükseltilebilsin. Görüşmeci: Krişna bilincinin nerede başladığını ve neden Batı dünyasına geldiğinizi anlatabilir misiniz? Prabhupada: Krişna bilinci orada Bhagavad-gita’da. Bu tüm dünya çapında bilinen, çok popüler ve eski bir yazın, Vedik yazınıdır. Lakin bu Bhagavad-gita’nın tarihi sözkonusu olduğunda görüş ayrılıkları var ama esasen olduğu gibi alsak bile, en azından beşbin yaşında. Ve Bhagavad-gita’dan  beşbin yıl önce Kurukşetra savaş alanında konuşulduğunu öğreniyoruz. Fakat bunun birkaç milyon yıl öncesinde, aynı Bhagavad-gita çok çok uzun zaman önce konuşuldu. Dolayısıyla aslında insan çabası Krişna bilincinin tarihinin izini süremez fakat mevcut tarihi göz önüne alınca en azından beşbin yıl kadar eski.Görüşmeci: Govinga bana beşbin yıl önce Batı Bengal’de başladığını söyledi. Bunu biraz açıklığa kavuşturabilir misiniz? 

Prabhupada: Bu Bhagavad-gita yalnızca Hindistan’daki insan toplumu tarafından değil, fakat aynı zamanda Hindinstan’ın dışında da çok çok uzun bir zamandan beri okunur. Lakin ne yazık ki her şeyin maddi kirlikle temasıyla kötüleştiği gibi, dolayısıyla insanlarda Bhagavad-gita’yı farklı şekillerde yorumlamaya başladılar. Bu yüzden beşbin yıl önce, Lord Caitanya göründü ve Bengal’de Onun şahsi rehberliğinde  Krişna bilinci hareketi başladı. Onun doğumyeri Navadvip olarak bilinir. Şimdi, O her Hintliye tüm dünyada, her  köyde, her şehirde Krişna bilincinin bu mesajını yaymayı emretti. Bu Onun buyruğuydu. Ama ne yazık ki Hindistan yabancı boyunduruk altında olduğundan yayamadılar ya da kendi kültür özgürlüklerini kaybettiler. Lakin Hindistan tarafından bağımsızlığın ilanının ardından herkes böyle şeylerin dış dünyaya da gelmesini ümit etti. Ama hükümet pek fazla önemsemedi. Beni sorarsanız, ben Lord Caitanya’nın gurular zincirine mensubum ve Lord Caitanya’dan itibaren hemen dokuzuncu kuşak olan manevi öğretmenim bana, “ Bu Krişna bilincini Batı dünyasında yaymaya çalış.” dedi. Bu nedenle onun buyruğuna uyarak buraya geldim. Görüşmeci: Dünyada Krişna bilincine en çok nerede rastlanıyor ve Hindistan’da ne kadar yaygın? Prabhupada: Hindistan’da Krişna bilinci tam tamına yaygın. Her Hintli, Hindu olmasa bile Krişna bilinçli. Allahabad Universitesinde  bir profesör var. Din bakımından Müslüman ama Krişna’nın büyük bir adanmışı. Krişna’nın doğumgününde tüm gün oruç tutardı ve gazetenin birine bir makale yazardı. Dolayısıyla aynı şekilde, Krişna bilinci her Hintlinin kalbi ve ruhudur. Kişi farklılık gösterebilir, katılmayabilir ya da bir çok farklı insan sınıfı olabilir ama Krişna Hindistan’da tam tamına bilinir. Görüşmeci: Krişna bilinci Hintliler ve Uzak Doğulu insanlar arasında Batılı insanlar arasında olduğundan daha mı kolay kabul ediliyor? 

Prabhupada: En kolay akla yatkın metot çünkü metot öyle kolay ki biz insanlardan sadece gelip Krişna’nın adını zikretmesini istiyoruz. Ve aslında bu ülkede de deneyimleniyor, benim tüm öğrencilerim, onlar ne Hintli ne Hindu ne de Sanskritçe kelimeleri biliyorlar, her şey onlara yabancı ama yine de oldukça ciddiye alıyorlar.  Nasıl daha kolay olduğunun, tüm dünya çapında yayılabileceğinin kanıtı bu. Görüşmeci: Demek istediğim, Krişna bilinci Uzak Doğulu insanlarca daha mı kolay kabul ediliyor? Şöyle ki onların yaşam biçimi Krişna bilincinin kabulünü burada Amerika’da olduğundan daha mı kolay yapıyor? Örneğin, Amerikalılar devamlı etrafta koşuşturuyor ve Avrupalılar da biraz daha iyi. Ama sakin ve huzurlu olmayı Doğulu insanlara göre daha zor buluyorlar. Bu nedenle, Krişna bilincini kabul etmek Batılı insanlar için daha zor olmaz mı?Prabhupada: Hindistan’da, yabancılar tarafından uzun süre boyun eğdirildiklerinden ötürü hemen hemen sözde eğitimli kişiler özgün kültürlerini kaybettiler. Daha ziyade, sözde eğitimli olmayan, geleneksel kural ve düzenlemeleri takip edenler, onlar daha Krişna bilinçli. Ve eğitimli camia, onlar bu dini mizacın Hindistan’ın ekonomik çöküşünün nedeni olduğunu düşünüyorlar. Fakat esasen bu doğru değil. Dolayısıyla yalnızca Hindistan değil, aynı zamanda diğer ülkelerde de özellikle Amerika’nın, başka ülkelerin ekonomik durumunu ya da ekonomik gelişimini taklit etmeye çalışıyorlar ama bunu Amerika’da bulamıyorlar, delikanlılar ve kızlar, genç kuşak, onlar zengin ailelerde, zengin ulusta doğdukları halde yine de şaşkınlar ve onlar da daha iyi bir şeyin özlemini çekiyorlar. Öyleyse Hindistan’ın şu an takip ettiği politika, bu Batılı yaşam tarzını taklit etmektir, çok mutlu bir durum değil. Bu onların özgün kültürünü kaybetmiş oldukları anlamına geliyor. Ve Batılı ülkeler söz konusu olduğunda, bence onların maddi rahatlıklar için yeteri kadar düzenlemesi var. Şimdi onlar bu Krişna bilinci hareketini çok kolayca kabul edebilir çünkü maddiyat peşinde koşma sıkıntıları yok. Görüşmeci: Diğer Doğu dinleriyle bir çatışma var mı, ve eğer öyleyse bu ne kadar yaygın? Prabhupada: Hiçbir çatışma yok. Çatılma tanrısız olan, Tanrı’ya inanmayan kişiler arasında. Çatılma orada. Çatışma Doğu ile Batı arasında değil; çatışma ateistler ve teistler arasında. Biz Krişna bilincini vaaz veriyoruz , bir şeyi Hristiyan metodu ya da Yahudi metodu yerine Hint metoduyla  değiştirmeye çalışıyor değiliz. Bizim politikamız bu değil. Bu… Bir anlamda, Krişna bilinci hareketi tüm dinlerin lisanüstü çalışmasıdır. Din metodu nedir? Tanrının otoritesini kabul etmektir. Bu ister Hristiyan dini ya da Hindu dini, ister Müslüman dini olsun her dinin birincil ilkesidir. Fark etmez. Fakat insanlar tanrısızlaşıyor. Sorun bu. “Tanrı yok. Doğa her şey.” diye düşünüyorlar. Bu onların budalalığı. Bu tanrısızlık yüzünden mutsuzlar. Ve bu tanrısızlığın bir sonucu olarak, Komunist parti türedi, hippiler türedi ve daha birçok şey yavaş yavaş türeyecek. Öyleyse bir denetim yok. Bu…Eğer insanlara sadece Tanrı ile olan bu ebedi ilişkilerini yeniden kurmakla mutlu olabilecekleri öğretilirse, tek denetim Krişna bilinci. Dolayısıyla bizim din testimiz kişinin Tanrı bilincini ya da Tanrı aşkını nasıl geliştirdiğidir. Biz takipçilerinin Tanrı aşkı olmadığını ama maddi aşka sahip olduklarını görürsek, hiçbir din ilkesininin samimi olduğunu kabul etmiyoruz. Biz, demek istediğim, bir dini ilkenin samimiyetine tanıklık ediyoruz… Tabi ki dini prensipte Tanrının otoritesini kabul etmek için Tanrı bilinçli olma öğretisi var, ama düzgünce eğitilmedikleri için takipçiler tanrısızlaşıyor, sadece burada değil Hindistan’da da. Heryerde ki durum bu. Bu yüzden bizim teklifimiz insanları Tanrı bilinçli yapmak. Ne olduğu fark etmez. İster Hindu ister Hristiyan ya da Müslüman olsun, fark etmez. Ve bu Krişna bilinci prosedürü Tanrı aşkını yükseltmek ya da geliştirmektir. Ve kişi Tanrı aşkını geliştirir geliştirmez o zaman bireysel ve toplu olarak mutlu olur çünkü aşk var. Başka birini sevmek istiyor ama aşkını yanlış şekilde veriyor. Aşkını veriyor… Kişinin sevecek hiç kimsesi yoksa bile kedi köpekleri seviyor. Öyleyse aşk var ama aşkını nereye vereceğini ve mutlu olmayı bilmiyor. Bilgi bu, Krişna. Görüşmeci: O halde aşk Krişna bilincinin en önemli unsuru. Bu durumda Hristiyanlar, Budistler, Müslümanlar, Hindular hakkında ne hissediyorsunuz? Tek bir Tanrı’ya inanıp aşık oldukları sürece onların diğer inançları sizin için gerçek mi, önemsiz mi? 

Prabhupada: Hindu dini söz konusu olduğunda, bu çok geniş bir düşünce. Hindu dini, Vedik dini iki tip filozofa bölünür. Bir çeşit filozof gayrişahsiyetçidir. Mutlak Gerçeği gayrişahsi, heryeri-kaplayan şahsiyeti olmayan olarak kabul ederler. Ve diğer filozoflar, onlar Yüce Mutlak Gerçeği şahsiyet olarak kabul eder. Gayrişahsi özellik o kişinin özelliklerinden biridir ama nihayetinde kişidir. Dolayısıyla kişi olmadan aşk söz konusu olamaz. Bu yüzden şahsiyete inanan  kesim… İnanmak değil, gerçekten Onun ne olduğunu biliyorlar ve o kişinin nasıl sevileceğinin bir yöntemi var. Örnek verilir: tıpkı güneş, güneş ışığı ve güneş gezegenin hakim olan Deitisi gibi, benzer şekilde bir kimse ışığa çıkarsa her şeyden önce güneş ışığını görür. Bu gayrişahsidir. Sonra ileri giderse, güneş gezegenine gidebilirse, bu yerleşiktir. Ve güneş gezegeni içine girip orada hakim olan deitiyi görebilirse, o zaman o bir kişidir. Demek ki bu çok geniş bir bilim. İnsanlar maddi faaliyetlere fazlaca kendini kaptırmış. Gerçekten Mutlak Gerçeğin pozisyonunun ne olduğunu, ruhun pozisyonunun ne olduğunu anlamaya çalışmıyorlar. Pratikte günümüzde hemen hemen  hayvaniler. Tıpkı hayvanın yemekten,  uyumaktan, çiftleşmekten ve savunmaktan öte başka bir şey bilmediği gibi, aynı şekilde modern uygarlık da yeme ve rahat yaşam sürecini arttırmak ya da uyumak ve cinsel hayat konusunu, metodunu arttırmak veya savunma metodunu arttırmakla fazlaca meşgul. Öyleyse bu şeyler hayvanlarda bile bulunur. Onlar da yer, onlar da uyur, onların da seks hayatı var ve onlarda kendi tarzında savunur. Dolayısıyla insan yaşamı bu dört duvarla sınırlı değil. Ne olduğunu, bu dünyanın ne olduğunu, bu yaradılışın ne olduğunu, Tanrının ne olduğunu ve nasıl devam ettiğini anlamak zorunda. Ama bu gerçeği ihmal ediyorlar. Ve Krişna bilinci bu ilim bölümüne bilgi verecek. Görüşmeci: Aşkın yanında diğer başlıca inançlar nelerdir, Krişna’yı anlamak, kişinin kendisini anlaması, bana hangisini vermek isterdiniz? Prabhupada: Aşk Krişna bilincinin temel prensibidir ve aşk tüm faaliyetlerimizin temel prensibidir. Öyleyse aşk var, uykuda ama bu aşk düzgün bir şekilde kullanılmıyor. Dolayısıyla Krişna bilinci bu özgün aşkı ve bu aşk dolu hareketin tatbik edileceği kişiyi canlandıracak harekettir. Görüşmeci: Aşkın yanında, sizin atfedeceğiniz diğer başlıca inançlar nelerdir? 

Prabhupada: Diğer inançlar, onlarda aşk ilkesine dayanıyor. O aslında inanç değil; yanlış inanç. Çünkü herhangi dini prensip… Tıpkı Budizm gibi. Budizm, esasen onlar Tanrıya inamıyor ama Lord Buddha’ya sevgi duyuyorlar. Öyleyse aşk var. “Biz Tanrıya inanmıyoruz,” diye beyan edebilirler ama Lord Buddha’yı seviyorlar. Ve bizim Vedik yazınımıza göre, Lord Buda da Tanrı’nın bir enkarnasyonu. Dolayısıyla biz bu şekilde yorumluyoruz, şöyle ki Lord Buda ateistleri kandırarak onlar arasında vaaz verdi. Ah, peki nasıl? Onlar Tanrı’ya inanmıyordu ve Lord Buda da dedi ki, “Ah, evet Tanrı yok. Ama siz Beni sevin.” Dolayısıyla onlar Lord Buda’yı seviyor. Benzer şekilde bir çok kişi var. Onlar aile yaşamına inanmaz, bir çok şeye inanmazlar ama aşk oradadır. Bir kedi ile, bir köpek ile uyuyor. O halde hiçbir durumda aşktan kaçınamazsınız ama acı çekiyorlar çünkü aşk yerinde değil ve istismar ediliyor. Görüşmeci: Tatbik ettiğiniz ayinler ve Krişna’nın sizin üzerinizde neden olduğu talepler söz konusu olunca, bu ayinlerden ya da taleplerden herhangi birisi nedir? Bu özel yiyecekler yemek zorunluluğunuz, özel giysiler giymeniz, özel… yüzünüze sürdüğünüz herhangi özel bir şey, işaret, sembol mü ve aynı zamanda Krişna bilincinin yoga meditasyonu ya da Zen meditasyonu; ve fiziksel zindelikle bir bağlantısı var mı ? Krişna bilinci buna nasıl bakıyor? Prabhupada:  Bizim yöntemimiz Krişna aşkını geliştirmeye vesile olan her şeyi kabul etmektir. Dolayısıyla deneyimli acaryalarca verilmiş olan bu metodlar şöyledir, “Sadece takip et.” Tıpkı bir çocuk yürümeye çalıştığında, annenin biraz yön vermesi ve tahtadan bir destekle biraz ardım etmesi, “Bu şekilde hareket etmeye çalış. Nasıl yürüyeceğini öğreneceksin,” benzer şekilde deneyimli acaryalarca verilmiş olan belli ilkeler vardır. Bu ilkeleri takip edersek, o zaman çalışabilir ve Krişna bilinci hareketinin mükemmeliyetine gidebiliriz. Önemli olan metot değildir. Asıl önemli olan Krişna aşkınızı nasıl geliştireceğinizdir. Biri bu metotlar olmadan Krişna veya Tanrı aşkı geliştirirse, buna bir itiraz yok. Biz metotlar ya da ayinden ibaret metotlarla sınırlı değiliz. Ama kişi takip ederse o halde Krişna bilinci sanatını çabuk öğrenebileceği belli ayinsel metotlar var. Tıpkı öğrencilerimizi dört prensipte kısıtlamamız gibi: haram seks ve uyuşturucu, kumar ve et-yemek. Dolayısıyla bu bir kumarbaz ya da et-yiyeyin veya haram seks hayatına düşkü olan bir adamın, onun Krişna’yı sevemeyeceği demek değildir. Bu anlama gelmez. Fakat bu çok nadir bir vaka. Bu ilkeleri takip ederse o zaman onun  için daha kolay olur. Çünkü Krişna ya da Tanrı saf, dolayısıyla kişi alışkanlıklarında saf olmadığı sürece onun için bu mümkün değil. Bundan dolayı arındırıcı süreçler var. Ve bedenimizde ki simgeler ve işaretlere gelince – tıpkı bizim tilak sürmemiz gibi; bazı boncuklarımız var- bu demek oluyor ki… Uygulanabilir olması gibi. Ben Montreal’de ve diğer şehirlerdeyken biz yoldan geçtiğimizde, çoçuklar ve insanlar, onlar da “Hare Krişna!” dedi. Yani bu işaretler ve bu sembolik temsiller diğerlerine Krişna bilincini hatırlatır. Tıpkı bir polisin, elbiseleri içinde görüldüğünde, “Ah, işte bir polis,” dolayısıyla bu şeylere de başkalarına hatırlatmak için ihtiyaç var. Bizim sürecimiz insanları Krişna bilincine yükseltmektir. Öyleyse sembolik temsillerimizle kişi hemen Krişna’yı hatırlar, bizim başarımız bu. Görüşmeci: Ve ne çeşit özel yiyecekler ve özel içeçek? 

Prabhupada: Özel yiyecek demek Krişna-prasadadır. Çünkü biz hayatımızı Krişna’ya adadık, biz Krişna’nın yediği şeyleri yeriz. Gayrişahsiyetçiler, onların Krişna hakkında bir fikri yok, Tanrı hakkında bir fikirleri yok ve Tanrı’nın da yediğini nasıl kavrayabilsinler ki? Dolayısıyla biz böyle hergele değiliz. Biz Tanrı’nın ne yediğini biliyoruz ve Tanrı’ya ya da Krişna’ya öyle şeyler sunuyoruz ve biz o yedikten sonra alıyoruz. O bizim özel yiyeceğimiz. Görüşmeci: Bana bu özel yiyeceklerin isimlerini söyleyebilir misiniz? Krişna’nın ne yiyip ne içtiğini nasıl biliyorsunuz, lütfen? Prabhupada: Size söylediğim gibi, Bhagavad-gita Krişna bilincinin kitabıdır. Tıpkı herhangi bir bilgi bölümü gibi, o bilgiye ait bilgi ya da bilimi bilmek için bazı kitaplar vardır, benzer şekilde Krişna bilincini bilmek için de bir çok kitap ve özellikle Bhagavad-gita var. Bu Bhagavad-gita’da der ki “Herkin bana büyük bir adanmışlık aşkıyla meyveler, sebzeler, tahıllar, süt sunarsa, Ben yerim.” Bu nedenle biz bu şeyleri farklı hazırlanmış şekillerde Krişna’ya sunuyoruz ve O’nun da yiyeceğini biliyoruz. Ve hepsi bu. Görüşmeci: Ne çeşit yiyecekler, ne çeşit şeyler içiyorsunuz, mesela meyve suları ya da içtiğiniz başka bir şey? 

Prabhupada: Yiyecekler sadece bu meyvelerin, çiçeklerin, sebzelerin, tahılların ve süt dahilinde. Ama binlerce preperat, çok güzel lezzetli preperatlar hazırlayabiliriz. Ve ben sizi tapınağımıza davet ediyorum. Her Pazar aşk ziyafeti dağıtıldığında bunların ne kadar güzelce hazırlandığını göreceksiniz. Ama bunlar… Sadece tahıl, biraz tereyağ ve biraz meyveler ve biraz sebzeler alırsak yüzlerce preperat, yüzlerce, çok çok lezzetlisini hazırlayabiliriz. Tüm diğer yemekleri unutursunuz. Görüşmeci: Krişna bilinci topluluğunun üyelerini eğitenlere, bu öğretmenlere ne deniyor? Onlar da guru mu yoksa Hindu inancının gurularına benzer bir şey mi? Prabhupada: Özgün guru Krişna’dır. Ve tıpkı Krişna bilinci prensibini ilk Arjuna’ya öğrettiği gibi. Ve Arjuna nasıl anladı, aynı zamanda o da var. Öyleyse prensibi izleyen herkes… Tıpkı benim büyük büyükbabamın anlattığı bir şey gibi, “Bu saat.” Sonra büyükbabam “ Bu saat.” dedi. Sonra babam dedi ki, “ Bu saat.” Böylece ben de diyorum ki, “Bu saattir.” Öyleyse yaşlı büyük büyükbaba ile benim aramda görüş farkı yok çünkü aynı prensibi izliyoruz. Benzer şekilde, beşbin yıl ya da kırk milyon yıl önce Krina tarafından ne konuşulduysa, farketmez. Eğer siz yalnızca aynı prensipleri izlemeye çalışıyorsanız, o halde siz manevi öğretmensinizdir. Görüşmeci: O halde öğretmenlerinize manevi öğretmen deniyor? Sayın lütuf, siz manevi öğretmensiniz. Ve guru kelimesini kullanıyor musunuz? 

Prabhupada: Bizim gurumuz ya da manevi ustamız gurular zincirinden aşağı gelir. Birdenbire herhangi birinin guru olup kendi felsefesini üretmesi değildir. Biz böylesi saçmalıkları kabul etmiyoruz. Biz gerçekten gurular zincirinde gelen, hakiki olan birini kabul etmeliyiz, başkalarını değil. Görüşmeci: Yoga ve zen hakkında ki görüşünüz nedir? Onların herhangi ilkelerine katılıyor musunuz? Mesela meditasyon gibi? Prabhupada: Dünyada halihazırdaki herhangi din ilkesi, bunların hepsi Krişna bilinci dahilindedir, her ilke. Ama tıpkı sizin iki milyon dolarınız, on dolarınız, elli dolarınız, beşyüz dolarınız, beşbin dolarınız olması gibi ya da giderek artarak, her şey dahildir; aynı şekildeKrişna bilinci mükemmeldir. Tıpkı New York’ta bir bina, Empire State Building olması gibi. 102 katlı.Öyleyse en üst, 102. kata çıkan biri, anlaşılmalıdır ki ellinci ya da kırkıncı ya da onuncu kat veya tüm katları geçmiştir. Dolayısıyla Krişna bilinçli olmuş biri, o her şeyi, meditasyonu, yogayı, şu uygulamayı, bu uygulamayı bilir. Herley oradadır. Bu kanıtlayabileceğimiz bir şey. Uygulanabilir. Öyleyse yalnızca Krişna bilinçli olmalıyız. O zaman her şey oraya dahil olacak. Görüşmeci: Krişna bilincinde ki hiyararşiniz nedir? Şöyle ki, piskoposların yaptıklarına ve Hristiyan inancının ve diğer başlıca inançların hiyerarşisine benzer bir şeyiniz var mı? Bu sizin manevi öğretmen olduğunuz ve sizin altınızda ki herkesin, sizinle cemaatiniz arasındakilerin, üyelerin olduğu mu? 

Prabhupada: Tam olarak hiyerarşi değil, ama Hristiyan metodu, Roma Katolik metodu, Papa’nın,Başpiskoposun  yöntemi çok iyi ve… Bizim hiçbir itirazımız yok. Fakat bizim işarte ettiğimiz Krişna bilinci eksikliği. Tüm düzenlemelere rağmen, eğer insanlar Tan rı’ya olan inançlarını kaybediyorsa, öyleyse sadece hiyerarşiyle ne yararı var? Yararı yok. Anlıyorsunuz? Bambarambhe laghu-kriya, Sansktitçe ifadeyle şöyle ki siz çok yüksek-derecede bir düzenleme yapabilirsiniz ama sonuç sıfır.  O halde bu hiyerarşik düzenleme tam olarak Krişna bilincinde yok. Kişi hakiki bir manevi ustayla karşılaşacak kadar talihliyse ve sıkı bir şekilde onun disiplininde hareket ederse o da çok kısa zamanda bir diğer manevi usta haline gelir Görüşmeci: Kişi nasıl Krişna bilincine doğru çağrılan biri nasıl hisseder? Şöyle ki, inanç duymakla mı başlar ya da …? Ondan beklenen talepler nelerdir? Krişna bilincini kabul ettiği ruh haletine nasıl gelir? Prabhupada: Tabi ki, inanç her şeyin temel ilkesi. İnancınız yoksa o zaman hiçbir faaliyet yolunda ilerleme kaydedemezsiniz. Dolayısıyla Krişna bilincinde de… İnanç temel ilke. Tıpkı buraya gelmiş olmam gibi. Derslerime New York’ta başladım. Yani tek başıma Hare Krişna’yı söylüyordum. Biri geldi. Doğal olarak, meraktan ötürü biri geliyor. Biri gedi ve “Ah, bu Hintli svami de ne yapıyor? Bir bakayım.” Böylece oturdu. Başka biri geldi. Oturdu. Sonra bazıları anladı “Ah Svamiji çok güzel konuşuyor. Tekrar gelelim.”  Ardından sonraki nokta svamiyle ya da benimle yakın ilişki istemesidir: “Svamiji, bir çok gündür seni duyuyorum. Bence çok hoş. Dolayısıyla sizin öğrenciniz olmak istiyorum.” O halde inanç temel ilke. Bir sonraki aşama bir öğrenci olmak istemesi. Ve bir öğrenci olmak ister istemez, sonraki aşama eğer onun uygun olduğunu düşünüyorsam benim onu bir öğrencim olarak kabul etmemdir. Ardından öğrenci olur olmaz benim düzenleyici ilkelerimi ve öğütlerimi izler. Sonra yavaş yavaş tüm kuşkulardan kurtulur ve kendiliğinden yasadışı seks hayatını, kumarı ya da et-yemeyi ve bir sürü diğer şeyi bırakır. Bu şekilde sabit hale gelir. O zaman bir zevk geliştirir; topluluktan, zevkten vazgeçemez. Sonra çekim, bağlılık. her şeyi toplum için yapmak ister. Bu şekilde Krişna aşkı geliştirir. Ve en son aşamada sadece Krişna’yı sever, başka kimseyi değil. Ve çünkü Krişna herkesi kapsadığından bu onun herkesi sevdiği anlamına gelir. Görüşmeci: Bana tapınağınızı tarif edebilir misiniz? 

Prabhupada: Şu an on dört tapınağımız var: New York, San Francisco, Los Angeles, Santa Fe, Buffalo, Boston, and Montreal, and Seattle, ve bir tane de New Vrindaban’da. Yaklaşık 130 dönüm toprak aldık ve orada, New Vrindaban’da büyüyoruz. Ve şimdi bir tapınağımız da Londra, Almanya ve Berlinde var. Ve Florida’dan arkadaşlarla müzakere ediyoruz ve bir temsilcimizi de Hawayi’ye gönderdik. Yavaş yavaş artıyor. Ve delikanlılar ve kızlar, özellikle daha genç kuşak… Benim öğrencilerim arasında en yaşlı öğrenci otuzbeş yaşında. Yoksa yirmi ila yirmibeş yaşları arasındalar. Görüşmeci: Çoğu öğrencinizin hemen üniversite yaşından sonra bu kadar genç olmasına nasıl bir açıklama getiriyorsunuz ve burada Seattle’da olduğunuz ay boyunca  başarılarınız neler oldu? Prabhupada: Buraya yalnızca son on gün için geldim. Ve şimdiden Seattle’da en azından iki ya da üç kişi  ikna edildi. Evet. Herkes bunu istiyor, sadece sizin ülkenizde değil heryerde görmek istiyorum. Çünkü en yüksek mutluluğa dair bilgi vermek, bu her insanın vazifesidir. Ve insanın eğilimi diğerlerine iyik etmek olmalıdır. Hayvan eğilimiyle insan eğilimi arasındaki fark budur. Öyleyse işte iyi bir şey, Krişna bilinci. Neden dağıtmayasınız ki? Özellikle bunun için büyük bir ihtiyaç olan sizin ülkenizde? Onlar ekonomik gelişim peişnde değil. Ekonomik gelişimin çoğunu görmüşler. Şimdi onlar için bu Krişna bilincini kabul etme vakti ve mutlu olacaklar. Benim vazifem bu. Görüşmeci: Bana kendi geçmişinizden bir şey anlatır mısınız?Şöyle ki, nerede eğitim gördünüz, nasıl Krişna müridi oldunuz? 

Prabhupada: Kalküta’da doğdum ve eğitim gördüm. Kalkata benim memleketim. 1896 ve babamın gözde çocuğuydum, dolayısıyla eğitimim biraz geç başladı ve yine de yüksek ortaokul, lisede sekiz yıl eğitim gördüm. İlkokulda dört yıl, yüksek ortaokulda sekiz yıl, kolejde dört yıl. Sona Gandhi’nin hareketine, ulusal harekete katıldım. Ama iyi bir tesadüften 1922’de Guru Maha Maharajımla , manevi ustamla tanıştım. Ve o zamandan beri, bu yola ilgi duyuyordum ve yavaş yavaş aile reisliği yaşamımı bıraktım. Hala bir üçüncü sınıf öğrencisiyken 1918 de evlendim. Ve böylece çocuklarım oldu. İş yapıyordum. Sonra 1954 te aile yaşamından çekildim. Dört yıl ailem olmadan yalnızdım. Ardından düzenli olarak 1959 da yaşamın feragat düzenini kabul ettim. Sonra kendimi kitaplar yazmaya adadım. İlk yayınım 1962 de çıktı ve üç kitap olunca o zaman 1965 te sizin ülkeniz için başladım ve 1965 Eylül’ünde buraya vardım. O zamandan beri Amerika, Kanada ve Avrupa ülkelerinde bu Krişna bilincini öğüt vermeye çalışıyorum. Ve yavaş yavaş merkezler gelişiyor. Öğrencilerde artıyor. Neler yapılacağını göreyim bakalım. Görüşmeci: Siz kendiniz nasıl mürit oldunuz? Neydiniz ve mürit  olmadan önce ne yaptınız? Prabhupada: Size anlattığım aynı prensip, inanç. Bir arkadaşım beni zorla manevi ustama götürdü. Ve manevi ustamla konuştuğum zaman ikna olmuştum. Ve o zamandan itibaren filizlenme başladı. Görüşmeci: Dans edişinizi benimle tartışır mısınız ve buna dair bir şey açılklar mısınız? Salı akşamı gördüm ve bunun hakkında daha fazla öğrenmek istiyorum. 

Prabhupada: Biz bu dansı sanat oldun diye yapmıyoruz. Bu kendiliğinden. Dans ederiz, ağlarız, zikrederiz, güleriz ama suni olarak öğrenerek değil. Fakat Krişna bilinci öylesine güzel ki. Zikretmeye başladığınız zaman doğal olarak canınız dans etmeyi istiyor. Dolayısıyla bu yapay olarak öğretilmez. Krişna bilincinin gelişmesiyle kendiliğinden gelir. Görüşmeci: Takdığınız el kisvesi nedir? Bunun anlamı nedir? Prabhupada: Ne zaman fırsat olursa Hare Krişna’yı zikrediyorum ve boncuklar var. Yani boncukların üzerinde zikrediyorum. 108 tane boncuk var ve herbir boncuk da 18 isim zikrediyoruz, Hare Krişna Hare Krişna Krişna Krişna Hare Hare Hare Rama Hare Rama Rama Rama Hare Hare. Dolayısıyla öğrencilerin en az 18 tur zikrediyor. Aslında…  Görüşmeci: [duraksama] Devamlı hizmetler hakkında daha çok öğrenmek istiyorum şöyle ki Krişna bilinci hakkında yazılmış kitaplar burada Seattle’da da mevcut mu ya da bu tapınaktan başka organizasyonlar var mı? Prabhupada: Çoktan basılmış olan bir sürü kitabımız var. Bir tanesi, ilki Özgün Haliyle Bhagavad-gita. Bu Macmillan ve Şirketi tarafından basıldı. Bu kitaplardan istediğiniz sayıda tapınağımızdan temin edebilirsiniz. Ve sonraki kitap Lord Caitanya’nın Öğretileri. Bu da tapınağımızda mevcut. Ve sonraki kitap, üç bölüm halinde, Srimad Bhagavatam. Yani eğer birisi… Demek istediğim bunlar kitapların kapları. Dolayısıyla biri bu kitapları dikkatle okursa, Krişna bilinci bilimi tarafından çok kolayca anlaşılacaktır. Bu kitaplardan başka aylık dergimiz, Back to Godhead (Tanrılığa Dönüş) var. Yani eğer öğrenciler… Çok masraflı değil. Aylık dergi kopya başına sadece 35 sent ve üyelik yıllık dört dolar. Ve bu Bhagavad-gita As It Is ( Özgün Haliyle Bhagavad-gita) sadece 2.95 dolar. Tbai ki, Teachings of Lord Caitanya (Lord Caitanya’nın Öğretileri) ciltli, 5.95 dolar. Dolayısıyla oldukça kar getirecekler. 

Görüşmeci: (duyulamıyor)

 Prabhupada: Ah, evet. Görüşmeci: Krişna’ya ne sunuyorsunuz? Şöyle ki, bir Hristiyan kilisesinde ki sunu  anlamında para sunuyor musunuz ya da bir şey yakıyor musunuz, mesela tütsü ya da bunu açıklayabilir misiniz? Prabhupada: Evet. Çiçekler, tütsü ve meyveler, aynı şey.  Önceden açıklamıştım ki Onun Bhagavad-gita’da tarif ettiği ne varsa. Krişna der ki “ Bu şeyleri Bana adanmışlıkla sunan herkimse…” Öyleyse biz aynı ilkeyi takip ediyoruz. Dolayısıyla çok güzel şey. Öğrenciler takip ederse, bireysel olarak takip edebilirler. Kendi dairesinde bile Krişna’nın bir resmini tutup bir kandil, bir mum ve demek istediğim bir tütsü sunabilir. Ruhsal olarak ilerlediğini muazzam bir şekilde hissedecektir. Ve bu kitapları okursa, yaşamı tamamen değişecektir. Bu bir gerçek. [duraksama] Ve iki delikanlı, Krşnananda ve Alman çocuk çok yakında oraya gidiyor.  Yani tabi ki Almanya’da çok fazla İngilizce kitap satmayı beklemiyoruz, ama belki… (son)  Keep reading →

February 20, 2007

Ruhsal Sema -Spiritual Sky

***For English please click “Read the rest of this entry”  at the bottom***

Aslında başka bir dünya var, ruhsal bir dünya. Bhagavad gita (8.20) de ifade edildiği gibi: 

paras tasmat tu bhavo  nyovyakto  vyaktat sanatanauyau sa sarvenu bhutenunasyatsu na vinasyati 

Bununla birlikte ebedi olan ve bu tezahür eden ve etmeyen maddeye üstün olan başka bir doğa daha var. O yüce ve asla yok edilemez. Bu dünyadaki her şey yok edildiği zaman, o kısım olduğu gibi kalır. 

Bu maddi doğada her şey yaratılır, bir süre kalır, bazı ürünler meydana getirir, ufalır ve sonunda yok olur. Bedenlerimiz belli bir anda cinsel ilişki vasıtasıyla yaratılır. Babanın semeni emulsiyona dönüşür ve bir bezelye formunu alır, ve canlı varlık ya da ruh bu form içine sığınır, ve sığındığı için eller, bacaklar, gözler geliştirir. Bu gelişim yedi ayda tamamlanır ve dokuzuncu ayda insan rahimden dışarı çıkar. Ruh bulunduğu için çocuk büyür. Ruh bulunmasaydı, gelişsme olmazdı ve çocuk ölü doğardı. Bu olu bedeni alıp kimyasallarda koruyabiliriz ama gelişmeyecektir. Gelişim bedenin değisimi anlamına gelir. Hepimizin bebek bedenleri oldu ama bu bedenler artık yok. Bir bebeğin bedeni bir çocuğun bedenine gelişir ve bu beden bir delikanlının bedenine gelişir, ve o beden de sonunda yaşlı bir adamın bedenine dönüşecek bir gencin bedenine gelişir. Sonunda beden tamamen yok olur. Tüm kozmik tezahür, bu maddi dunyanın devasa formu da aynı sürece göre işliyor. Belli bir noktada yaratılır, gelişir, devam ettirilir ve belli bir aşamada eriyip gider. Bu maddi dünyanın doğasıdır. Belli bir aralıkta görünür ve tekrar yok olur. (bhutva bhutva praleyate) [Bg. 8.19]. 

There is actually another world, a spiritual world. As stated in the Bhagavad gita (8.20): 

paras tasmat tu bhavo  nyovyakto  vyaktat sanatanauyau sa sarvenu bhutenunasyatsu na vinasyati 

Yet there is another nature, which is eternal and is transcendental to this manifested and unmanifested matter. It is supreme and is never annihilated. When all in this world is annihilated, that part remains as it is. 

In this material nature, everything is created, it stays for some time, produces some by products, dwindles, and finally vanishes. Our bodies are created at a certain moment by sexual intercourse. The semen of the father emulsifies and takes a pea form, and the living entity, or soul, takes shelter in that form, and because it takes shelter, it develops hands, legs, eyes, etc. This development is complete in the seventh month, and in the ninth month the human being comes out of the womb. It is because the soul is present that the child develops. If the soul is not present, there is no development, and the child is born dead. We can take this dead body and preserve it in chemicals, but it will not develop. Development means change of body. All of us have had baby bodies, but those bodies are no longer existing. The body of a baby develops into the body of a child, and that body develops into the body of a boy, and that body develops into a youth s body, which eventually turns into an old man s body. Finally the body completely vanishes. The whole cosmic manifestation, the gigantic form of this material world, is also working according to this same process. It is created at a certain point, it develops, it is maintained, and at a certain stage it is dissolved. That is the nature of the material world. It is manifest at a certain interval, and again it vanishes (bhutva bhutva praleyate) [Bg. 8.19]. 

February 18, 2007

Hayat anlamını bilene basit – Life is simple to who knows the meaning of it

***Please click “Read the rest of this entry” at the bottom*** 

Hare Krişna! Paylastigimiz felsefe çok derin ve incelikli ama Prabhupada’nın adanmışlık ve entellektüel lütfuyla oldukça anlaşılır. Ne zaman şu soruları kendimize soracağız: Yaşam nedir? Neden buradayız? Hayatta ki amacım ne? Tanrı kim? Ne zaman yaşamlarımızı değiştireceğiz? Belki o gün bugündür? Karmaşıklaşan hayatımızda durup kendimize hayat için vakit ayıralım. Bu soruların cevaplarını Prabhupada’dan duyabilirsiniz.  

meditating-in-a-pasture.jpg

Prabhupada: Felsefe karmaşık hale gelmez; yaşam şekli – yalınlıktan karışıklığa doğru-  karmaşıklaşıyor . Aksi halde her şey orada. Tıpkı doğanın kanuna göre  gün doğumunun karmaşık olmaması gibi. Süreç aynı. Öyleyse güneşin altında bir şeyleri karmaşıklaştırıyoruz. Dolayısıyla eğer yaşamın ne olduğunu bilirsek o zaman karmaşa yok. Ama onlar bilmiyorlar. Özellikle modern eğitim, onlar bir şeyleri daha da karmaşıklaştırıyorlar. Bu yüzden sözde felsefe karmaşık hale geliyor.

Keep reading →

February 17, 2007

Siva Ratri

***For English please click “Read the rest of this entry” at the bottom of the message***

Bugun Siva Ratri. Bu Siva festivali phalguna ayinda Ay’in batma evresinin chaturdasinde meydana gelir. Siva’nın merhametiyle, Tanrı’nin bir adanmisi, Sri Krsna’ya olan adanmisligini gelistirebilir. Vaisnavalar, oruc vratasını ve gece Siva’ya ibadeti takip etmezler fakat bu vesileyle sadece Siva’nın merhametini rica ederler. Bu günde Vrndavan’da bir cok Gaudiya vaishnava cicekten celenkleri sunduklari ve Linga’ya Ganj suyu verdikleri Gopesvara Mahadeva tapinagini ziyaret ederler.

A.C. Bhaktivedanta Swami Prabhupada’nin Bhagavad Gita As It Is  Aciklamasi 7.15 ten alintilanmistir

.Mam yalnızca Krsna’ya (Visnu’ya) demektir. Brahma ve Siva oldukca yuksek olduklari ve neredeyse Visnu seviyesinde olduklari halde, raj0-guna (tutku) ve tamo-guna (cehalet) nin bu gibi enkarnasyonlarinin kosullanmis ruhu mayanin  pencelerinden serbest birakmasi mumkun degildir. Diger bir deyisle, hem Brahma hem de Siva mayanin etkisi altindadir. Sadece Visnu mayanin efendisidir; bu yuzden yalnizca O kosullanmis ruhu serbest birakabilir. Vedalar (SvetaSvatara Upanisad 3.8) bunu tam eva viditva deyisiyle pekistirir veya “Ozgurluk yalnizca Krisna’yi anlamakla mumkundur.” Lord Siva bile ozgurluge alnizca Visnu’nun merhameti ile erisilebilecegini dogrular. Lord Siva der ki, mukti-pradata sarvesam visnur eva na samSayah: “ Hic suphesiz Visnu herkes icin kurtulusu verendir.”   

A.C. Bhaktivedanta Swami Prabhupada’nin Srimad Bhagavatam Aaciklamasi 1.3.5. ten alintilanmistir .Lord Siva siradan bir canli varlik degildir. O Lordun mutlak parcasidir, fakat Lord Siva dogrudan maddi dogayla temasta oldugundan tam olarak Lord Visnu ile ayni askin pozisyonda degildir. Fark sut ile kaynak arasindaki fark gibidir. Kaymak sutten baska birsey degildir ama yine de sutun yerine kullanilamaz.


Keep reading →

February 13, 2007

En yüksek aşk, LSD den daha yüksek–The highest love, higher than LSD

***For English please click “Read the rest of this entry ” at the end***

chait1.jpg

Srila Prabhupada’nın Science of Self Realization ( Benlik İdraki Bilimi), En Yüksek Aşk yazısından alıntılanmıştır.

Lord Caitanya der ki Krişna’ya adanmışlık hizmeti sunmak yaşamın en yüksek mükemmeliyet aşamasıdır, ve buna kıyasla insanların bu maddi dünyada özlemini duydukları diğer şeyler okyanustaki baloncuklar gibidir. Genellikle insanlar ödüller peşinde ve bu yüzden dindar oluyorlar. “Ben Hinduyum.”, “Ben Hristiyanım,” Ben bir Yahudiyim,” “Ben Müslümanım” , “Ben buyum, ben şuyum ve bu yüzden dinimi değiştiremem . Krişna’yı kabul edemem diyorlar.” Buna dindarlık, dharma denir. Böylesi materyalist, tutucu bir din fikriyle, ritueller ve inanca saplanıp kalmakla bu maddi dünyada çürüyecekler. Dini ilkelerini takip ederlerse maddi refah kazanacakları izlenimi altındalar. Elbette ki eğer kişi herhangi bir dini inanca bağlı kalırsa maddi yaşam için olanaklara sahip olacaktır. 

Neden insanlar bu maddi refahı istiyor? Duyusal tatmin için. Düşünüyorlar ki, “ Çok hoş bir karım olmalı. Çok iyi çocuklarım olmalı. Çok iyi bir konumum olmalı. Başkan olmalıyım. Başbakan olmalıyım.” Bu duyusal tatmindir. Ve kişi hüsrana uğrayınca ve zengin olmanın ya da başbakanlığa erişmenin ona mutluluk getirmediğini görünce, seks hayatının tüm tadının çıkardıktan sonra tümüyle hüsrana uğrayınca o zaman belki LSD alıyor ve boşlukla bir olmaya çalışıyor. Ama bu şaçmalık mutluluk veremez. İşte mutluluk: kişi Krişna’ya yaklaşmalıdır. Aksi halde LSD karmaşıklığında sonlanııp gayrişahsi boş kavramlarda dolaşır. İnsanlar yılgın. Hakiki bir ruhsal hayatları yoksa yılgın olmalılar çünkü kişi doğası gereği ruhsaldır.   

Bir kimse Krişna olmadan nasıl mutlu olabilir ki? Farzedin ki kişi okyanusa atıldı. Orada nasıl mutlu olsun ki? Bu mümkün değil. Bu bize göre değil. Kişi çok iyi bir yüzücü olabilir ama ne kadar yüzebilir ki? Nihayetinde yorulur ve boğulur. Benzer şekilde, biz doğamız gereği ruhsalız. Nasıl bu maddi dünyada mutlu olabiliriz ki? Bu mümkün değil. Ama insanlar hayatta kalmak için bir sürü geçici  ayarlamalar yaparak burada kalmaya çalışıyor. Bu yama işi mutluluk değil. Eğer kişi gerçekten mutluluk istiyorsa yolu: kişi Tanrı aşkına erişmeli. Kişi Krişna’yı sevemedikçe, kediler, köpekler, ülke, ulus ve toplum için aşkını bitirmedikçe ve yerine Krişna’ya olan aşkına yoğunlaşmadıkça mutluluk sözkonusu değil. Rupa Goswami bu bağlamda çok güzel bir örnek vermiştir: kişiyi fikirler ve halüsinasyonlarla doyuran çok ilaç vardır. Ama Rupa Goswami der ki kişi Tanrılığın aşkının bu son ilacını, krsna-premayı tatmadıkça meditasyonla, gayrişahsi monizm (bircilik) ve bir dürü diğer rahatsızlıktan büyülenecektir.

Keep reading →

January 31, 2007

Nityananda’nın Belirişi- Nityananda Trayodasi

dsc06273.JPG

Bugün Nityananda Prabhu’nun Kali çağının düşmüş ruhlarına merhametini dağıtmak ve Caitanya Mahaprabhu’yu anlamamız ve Onun merhametini kazanabilmemiz için tezahür ettiği ve Caitanya Mahaprabhu ile birlikte Hare Krishna sankirtan hareketini yaymak için belirdiği gün. Dün adanmışlarla tıpkı aşağıdaki resimde Nityananda Prabhu ile Caitanya Prabhu’nun çoşkulu ve tatlı buluşmasını canlandıran resim gibi bizde adanmışlarla birlikteliği kucakladık. Bizi Radha Madhava’nın ebedi hizmetine taşıyacak olan Caitanya Mahaprabhu’nun merhametini kazanmak için en merhametli Nityananda Prabhumuza övgülerimizde çoşkun, derin ve neşeli kirtanı, Lord Nityananda’nın bize bağışladığı adanmışlarınca hazırlanılan leziz prasadları tattık. Bu kelimelerle anlatması yetersiz kalan ancak ebediyen yaşanılması arzulanılan deneyimin nektarından tatmak için sizi Vaisnavaların özgün adi-gurusu Nityananda Prabhu’nun tatlı meşgalelerini okurken bir kez daha Vaisnava kültürünü yakından tanımaya davet ediyorum.

Tüm övgüler bize bu nektarı veren A.C. Bhaktivedanta Swami Prabhupada’ya

Lütfen devamını okumak için http://groups.yahoo.com/group/harekrishnaturkey/files/

adresini ziyaret edip grubumuza üye olun.

  

January 30, 2007

Lord Varahadeva’nın Belirişi- Apperance of Lord Varahadeva

Varahadeva Şri Krişna’nın yabandomuzu enkarnasyonudur. Krişna sıradan bir domuza benzetilemeyecek engin bir özellikte, Varaha-avatara olarak ortaya çıkar.  Onun belirişi ve gözden kayboluluşu bizim içi nakıl almazdır. Bhagavad-gita’da açıkça denir ki O adanmışların korunması ve iblislerin yok edilmesi için Kendi iç potansiyelinden ortaya çıkar. Bir adanmış Krişna’nın sıradan bir insan ya da sıradan bir hayvan olarak belirmediğini daima göz önünde bulundurmalıdır; Onun Varaha-murti ya da bir at veya kaplumbağa olarak belirişi içsel potensiyelinin dışa vurumudur. O boğulan gezegeni uzun dişleriyle Garbhodaka okyanusunundan çıkarmak için bir yabandomuzu formunu aldı. İblis Hiranyakşa dünya gezegenini bu okyanusun içine atmıştı ama Lord uzun dişleriyle iblisi delip yeryüzünü kurtardı. Aşağıda Prabhupada’nın yetkin Vaisnava acaryaların ayakizlerinden giderek bizim anlamamız için açıklık getirdiği enkarnasyonlara, hayalpereslikt ve gerçekliğin ayrımına, Lordun görkemlerini açıklayan Vedik yazınlara dayanan çeviri ve açıklamalarını okuyalım.   varaha-dev.JPG

Tüm fedakarlıkların yüce hoşlanıcısı bir yabandomuzu enkarnasyonunu [ikinci enkarnasyon]  aldı, ve dünyanın refahı için dünyayı evrenin en dipteki bölgelerinden yukarı kaldırdı.

 

Belirtilen şudur ki Tanrılığın Şahsiyetinin herbir enkarnasyonu için aynı zamanda gerçekleştirilen belli işlevden de bahsedilir. Belli bir işlevi olmayan hiçbir enkarnasyon olamaz ve böylesi işlevler daima harikuladedir. Bunlar herhangi bir canlı varlığın gerçekleştirmesi imkansızdır. Yabandomuzu enkarnasyonu yeryüzünü kirli maddenin Pluto bölgesinden çıkarmak içindi. bir şeyi kirli bir yerden çıkarmak bir yabandomuzu tarafından yapılır ve Tanrılığın tümüyle-güçlü Şahsiyeti bu mucizeyi yeryüzünü oldukça kirli bir yere saklamış olan asuralara gösterdi. ~Srimad Bhagavatam 1.3.8 

Lord Brahma dedi ki: Sınırsız güçlü Lord sırf evrenin Garbhodaka denilen büyük okyanusunda boğulan yeryüzü gezegenini kaldırmak için, meşgale olarak bir yabandomuzu şeklini alınca ilk iblis [Hiranyakşa] belirdi ve Lord uzun dişleriyle onu delip geçti. 

Yaradılışın başlangıcından beri, iblisler ve yarıtanrılar daima evrendeki gezegenlere hükmeden iki canlı sınıfı olmuştur. Lord Brahma ilk yarıtanrıdır ve Hiranyakşa da bu evrendeki ilk iblistir.Gezegenler yalnızca belli koşullarda ağırlıksız küreler olarak hava da yüzerler ve bu koşullar bozulur bozulmaz, gezegenler evrenin yarısını kaplayan Garbhodaka Okyanusu’na düşerler. Diğer yarısı da sayısız gezegensel sistemlerin bulunduğu küresel kubbedir. Gezegenlerin ağırlıksız havada asılı olması yerkürenin içsel yapısından kaynaklanır, ve içerisinden petrol çıkarmak için dünyanın delinmesi modern iblisler tarafından verilen bir rahatsızlıktır ve dünyanın yüzer durumuna karşı oldukça büyük tehlikeli bir etkiyle sonuçlanabilir. Benzer bir rahatsızlık evvelden Hiranyakşa’nın önderlik ettiği iblisler tarafından yaratılmıştı ve dünya ağırlıksız durumunu kaybedip Garbhodaka Okyanusu’na düşmüştü. Tanrı, tüm maddi dünyanın yaradılışının devam ettiricisi olarak, böylelikle orantılı bir burnu olan devasa bir yabandomuzu şeklini aldı ve dünyayı Garbhodaka Okyanusu sularının içinden kaldırdı. Önemli Vaisnava şairi Sri Jayadeva Gosvami aşağıda ki gibi söyler: 

vasati daçana-çikhare dharaëé tava lagnäçaçini kalaìka-kaleva nimagnäkeçava dhåta-çükara-rüpajaya jagadéça hare 

“Ey Keşava! Ey yabondomuzu şeklini almış Yüce Lord! Ey Lord! Yeryüzü gezegeni Senin uzun dişlerin üzerinde durdu ve beneklerle nakşedilmiş ay gibi göründü.” 

Bunun gibisi Lord’un bir enkarnasyonunun belirtisidir. Lordun enkarnasyonu hayalinden bir enkarnasyon yaratan hayalperest insanların tertiplediği bir fikir değildir. Lord’un enkarnasyonu yukarıda bahsedilen durumlar gibi sıradışı koşullarda ortaya çıkar ve enkarnasyon insanoğlunun ufak beyninin hayal bile demeyeceği bir vazife gerçekleştirir. Bir çok ucuz enkarnasyonun modern yaratıcıları Tanrının gerçeklere dayanan enkarnasyonunu yeryüzü gezegenini taşımaya uygun bir burnu olan devasa yabandomuzu olarak önem verebilir. 

Lord yeryüzünü kaldırmak için göründüğünde, Hiranyakaşipu adında iblis Lordun muntazam fonksiyonlarında sıkıntı yaratmaya çalıştı ve bu yüzden Lord’un uzun dişleriyle parçalanarak öldürüldü. Srila Jiva Goswami’ye göre, Hiranyakşa iblisi Lord’un eliyle öldürüldü. Bu nedenle onun çevirisi Lord’un elleriyle öldürüldükten sonra iblisin uzun dişlerle parçalandığıdır. Srila Visvanatha Cakravarti Thakura bu çeviriyi onaylar.

~ Srimad Bhagavatam 2.7.2

Keep reading →