Gerçek Yaşamımız – Our Real Life

 
“Neden acı çekiyorum?” Bu özel muhakemedir. Hayvanlar ıstırap çekiyor ama onlar ıstırabın çaresini nasıl bulacağını bilmiyor. Ama insanlar bilimsel gelişme ve felsefi gelişme, kültürel gelişme, dini gelişme—bir çok çizgide- ilerleme kaydediyor ama mutlu olmak istiyorlar. “Mutluluğun ucu nerede?” Muhakeme gücü özellikle insana verilmiştir. İlahi Lütuf His Divine Grace A.C. Bhaktivedanta Swami Prabhupada 

[Krişna Bilinci En Yüksek Yoga Sistemi“, Bölüm 5, Gerçek Yaşamımız dan alınmıştır.]

Bhagavad-gita çok sayıda binlerce insan arasından birinin hayatının mükemmeliyetini yapmaya çalışabileceğini söyler. İnsan bir hayvandır ama özel bir ayrıcalığı vardır, rasyonel düşünce. Nedir bu rasyonel düşünce? Muhakeme gücü, tartışma. Şimdi, muhakeme gücü köpek ve kedilerde de var. Size doğru gelen bir köpek farzedin; eher “Hoşt” derseniz anlayacaktır. Köpek sizin onu istemediğinizi anlayacaktır. Dolayısıyla onunda biraz muhakeme gücü var. Lakin insanın özel muhakeme gücü nedir?Bedensel ihtiyaçlar söz konusu olunca, muhakeme gücü hayvanda bile vardır. Eğer bir kedi mutfağınızdan biraz süt çalmak istese, çok iyi bir muhakeme gücü vardır: daima sahibinin ne zaman dışarıda olduğunu görmek için gözetler ki alabilsin. Öyleyse, hayvan yaşamının dört doğal eğilimi- yemek, uyumak, çüftleşmek ve savunma- için hayvanlarda bile muhakeme gücü vardır. Bu durumda insanın rasyonel hayvan diye adlandırıldığı özel muhakeme gücü nedir? Özel muhakeme gücü sorgulamaktır, “Neden acı çekiyorum?” Bu özel muhakemedir. Hayvanlar ıstırap çekiyor ama onlar ıstırabın çaresini nasıl bulacağını bilmiyor. Ama insanlar bilimsel gelişme ve felsefi gelişme, kültürel gelişme, dini gelişme—bir çok çizgide- ilerleme kaydediyor ama mutlu olmak istiyorlar. “Mutluluğun ucu nerede?” Muhakeme gücü özellikle insana verilmiştir. Bu nedenle, Gita’da Krsna der ki “Bir çok insan arasından biri Beni bilebilir.”Genelde insanlar tıpkı hayvanlar gibidir. Yalnızca bedenin ihtiyaçlarının: nasıl yemeli, nasıl uyumalı, nasıl çiftleşmeli ve nasıl savunmalının ötesinde birşey bilmiyorlar. Ve Bhagavad-gita der ki, çok sayıda binlercesinin arasından, biri şu muhakeme gücünü geliştirebilir: “ Ben neden ıstırap çekiyorum?” Şu soruyu sorar: “Ben neden ıstırap çekiyorum?” Istırap çekmek istemiyoruz ama ıstırap çekmeye mecburuz. Aşırı soğuk istemiyoruz ama çok aşırı soğuk ve çok aşırı sıcak bizim için zoraki.Bu muhakeme gücünü uyandıracak bir güdü olduğu zaman buna Brahma jijnasa denir. Bu Vedanta-sutra’da bulunur. İlk size der ki, şimdi yaşam bu insan formu ıstırap sorununun nasıl çözüleceğini sormak için yaratılmıştır.Onun için Krsna, insanın bu özel ayrıcalığının çok kolay uyandırılamayacağını söyler, biraz iyi birliktelik hariç. Tıpkı bizim bu Krsna bilinçli birlikteliğimiz gibi. Hoş şeylerin tartışıldığı böylesi bir birlikteliğe erişirsek  o zaman o idrakin uyanışı, insanın o özel ayrıcalığı  gelecektir. Bu soru kişinin aklında ortaya çıkmadıkça her ne eylemde bulunuyorsa bunun mağlubiyetine götüreceğini anlamalı. Sadece bir hayvan yaşamını yönetiyordur. Lakin bu sorular ortaya çıkmadığında: Ben neden acı çekiyorum? Ben neyim? Ben acı çekmek için mi yaratıldım? Ben sıkıntılar için mi yaratıldım?Doğanın kanunlarına ve devletin kanunlarına göre sıkıntılar geçiriyorum. Öyleyse özgürlük meselesi tüm bu sıkıntılardan nasıl kurtulunacağıdır. Vedanta-sutra da ruhun, benim gerçek benliğimin doğası gereği neşeli olduğunu söyler. Lord Krsna buna ilaveten der ki ne zaman bu sorular ortaya çıkarsa, kişi yavaş yavaş Tanrı’ya gelir. Bu sorulara uyananların mükemmeliyet yolu üzerinde yattığı söylenir. Ve, Tanrı ve bizim Tanrıyla olan ilişkimiz meselesi açılınca, bu bizim yaşamımınızn nihai mükemmeliyetidir.Şimdi, Krsna der ki bu çok sayıda binlerce insandan biri bu hayatın mükemmeliyetini yapmaya çalışabilir; ve mükemmeliyet yolundaki bunun gibi bir çok milyonlarca insandan yalnızca biri Krsna’yı anlayabilir. Öyleyse Krsna’yı anlamak çok kolay değil. Ama aynı zamanda da en kolayıdır. Kolay değil ama aynı zamanda da en kolayı. Eğer öngörülen gelenekleri izlerseniz en kolayıdır. Lord Caitanya Mahaprabhu bu Hare Krsna’nın zikredilmesini başlattı. Aslında tam olarak başlatmadı; bu yazınlarda var. Ama O özellikle bu formülü yaymıştır. Bu çağda benlik-idraki en kolay metodu budur. Sadece Hare Krsna yı söyleyin. Herkesce yapılabilir. Ben muhtemelen sınfımdaki tek Hintliyim. Tüm öğrencilerim Amerikan ve çok güzelce zikre iştirak ediyorlar, zikre ve dansa. Bu demek oluyor ki, her ülkede, her yerde bu gerçekleştirilebilir. Onun için bu en kolayı. Bhagavad-gita’nın felsefesini anlayamayabilirsiniz. O da çok zor değil; ama yine de anlayamayacağınızı düşünüyorsanız, buna rağmen çok kolayca zikredebilirsiniz: Hare Krsna, Hare Krsna.Tanrı’yı, Krsna’yı anlamak istiyorsak bu başlangıç. En kolay başlangıç- sadece zikretmek. Şu an ISKCON kuruluşumun bir çok öğrencisi var. Bu kuruluş bir yıldan biraz fazladır açık; ama öğrencilerin bazıları sadece zikrederek, Krsna’nın lütfuyla öyle bir şekilde ilerledi ki Tanrı bilimi hakkında konuşabiliyorlar ve çok kolayca bu insan meselelerini cevaplayabiliyolar. Öyleyse bu aşkın meditasyonun en kolay metodu.Krsna der ki çok sayıda milyonlarca insandan biri Onu anlayabilir. Lakin Lord Caitanya tarafından başlatıldığı gibi-zikrederek ve dans ederek- bu Hare Krsna’yı zikretmekle çok kısa bir zamanda Krsna’yı anlayabilirsiniz. Bilgi Krsna’dan başlamaz ama hergün görmeye alışık olduğumuz şeylerden başlar.Toprak kabadır. Dokunduğunuzda sertliğini hissedebilirsiniz. Fakat toprak daha ince ince bir hal alır almaz, su yüzünden, dokunuş yumuşaktır. Ve sonra tekrardan, ateşten suya, daha da ince. Ateşten ya da elektrikten sonra hava daha da incedir; ve havadan sonra, gökyüzü, eter daha da incedir. Eterin ötesinde zihin daha da incedir; ve zihnin ötesinde akıl daha da incedir. Ve ruhu anlamak için aklın da ötesine giderseniz daha da incedir. Bu elementlerden insanlar bir çok bilim keşfetti. Örneğin toprak eksperi olan birçok bilim adamı var; belli bir tip toprağı analiz ederek orada ne çeşit mineraller olduğunu söyleyebilirler. Kimisi gümüş araştırıyor, kimisi altın araştırıyor, kimisi mika araştırıyor. Bu kaba şeylerin- yeryüzünün bilimidir. Daha ince maddelere giderseniz o zaman suyu ya da petrol ve alkol gibi sıvı şeyleri çalışırsınız. Daha da ince olana gidin ve sudan ateşe ve elektriğe varacaksınızdır. Elektiriği çalışırsanız her çeşit kitabı çalışmak zorundasınız. Ve bu daha ince ateşten havaya varırsınız.  Uçaklarımızda öyle çok gelişmişliğimiz var ki; nasıl hareket ettiklerini, nasıl yapıldıklarını – şimdi sputnik (ilk Rus yapay uydusu) ve jetleri- çalışıyoruz, öyle çok şey keşfediliyor ki.Sonrasında eterik olanın araştıması gelir: elektronik, bir şeyden diğerine eterik dönüşümler. Ardından daha da ince olan zihindir- piskoloji ve psikiyatri. Lakin akıl, rasyonalizm için yalnızca biraz felsefi kuram var. Ve peki ya ruh? Hiç ruh bilimi var mı? Materyalistlerin hiç yok. Maddi bilim eteri ya da zihni ve aklı araştırmak için gelişti ama bunun ötesinde hiçbir gelişme yok. Aklın ötesinde neyin varolduğunu bilmiyorlar. Ama burada Bhagavad-gita’da bunu bulabilirsiniz.Bhagavad-gita akıldan sonraki noktadan başlar. Arjuna başlangıçta allak bullak bir haldeyken, aklı karışmıştı- savaşmalı mı savaşmamalı mı. Krsna Gita’ya aklın zayıfladığı noktadan başlar. Ruhun bilgisi nasıl başlar? Tıpkı bir çocuğun oynaması gibidir. Bu çocuğun bedeninin şimdi çok küçük olduğunu ama bir gün çocuğun sizin y da benim gibi bir yetişkin olacağını anlayabilirsiniz. Ama aynı ruh devam edecek.Öyleyse akıl yoluyla, bu beden değiştiği halde ruhun orada olduğunu anlayabilirsiniz. Çoçuğun bedeninde bulunan aynı ruh hala yaşlı adamın bedeninde devam ediyor. Bu yüzden ruh daimidir ve sadece beden değişmiştir. Bu anlaması çok kolay bir şey. Ve bu bedenin en son değişimi ölümdür. Her dakika, her saniye, her gün, her saat olduğu gibi beden değişiyor öyleyse en son değişim kişi bedenle hareket edemediği zamandır ve dolayısıyla bir diğerini almak zorundadır. Tıpkı giysim çok yıprandığıve eskisiği yazamn onu giyememem gibi; yeni bir giysi almalıyım. Ruhla aynı. Beden çok yaşlı ya da kullanışsızsa, başka bir bedenle değiştirmeye mecburum. Buna ölüm denir.Bu ruhun başlangıç bilgisinin orada olduğu, Bhagavad-gita’nın başlangıcıdır. Ve ruhun daimi olarak varlığını ve bedeni değişken olarak anlayan sadece birkaç kişi olduğunu göreceksiniz. Bu nedenle Bhagavan, Lord Krsna der ki bir çokları, çok sayıda milyonlarca insanın arasından biri onu anlayabilir. Ama yine de, bilgi orada. Anlamak isterseniz çok değil. Anlayabilirsiniz.Şimdi en ince maddenin, egonun varlığını sorgulamalıyız. Ego nedir? Ben saf ruhum ama aklımla ve zihnimle madde ile irtibattayım ve kendimi madde olarak tanımladım. Bu sahte egodur. Ben saf ruhum ama yanlış tanımlıyorum. Örneğin, Hintli veya Amerikalı olduğumu düşünerek vatanla tanımlıyorum. Buna ahankara denir. Ahankara saf ruhun maddeye değdiği nokta anlamına gelir. Bu bağlantıya ahankara denir. Ahankara yine de akıldan çok daha incedir.Krsna der ki bunlar sekiz maddi elementtir: toprak, su, ateş, hava, eter, zihin, akıl ve sahte ego. Sahte ego sahte kimlik demektir. Bizim bilgisiz yaşamımız bu sahte kimlikle – her gün, her an bu madde olmadığımı görüyor olduğum halde ben bu maddeyim diye düşünerek- başladı. Madde değişirken ruh daimi olarak mevcuttur. Bu yanlış anlama, bu yanılsamaya ahankara, sahte ego denir. Ve sizin özgürlüğünüz bu sahte egonun dışına çıktığınız zaman anlamına gelir. Bu konum nedir? Aham brahmasmi. Ben Brahmanım, ben ruhum. Bu özgürlüğün başlangıcıdır.Tabi ki, kişi hastalıktan, yüksek ateşten çekiyor olabilir ve ateşi normale, 98.6 derecelere inebilir. Öyleyse o şimdi normal ama tedavi bu değil. İki günlüğüne 98.6 derece ateşi olduğunu farzedin ama ufak bir beslenme değişikliğiyle, ufak bir davranış değişikliğiyle ateşi hemen 100 e yükselir. Nüksetme. Benzer şekilde sadece zihni arındırarak, bu sahte ahankara kimliğini reddederek- ben bu beden değilim, ben bu madde değilim; ben ruhum- bu özgürlük değildir. Bu sadece özgürlüğün başlangıcıdır. Eğer bu noktaya bağlı kalırsanız ve devam ederseniz- tıpkı faaliyetlerinize devam edip ısınızı 98.6 derecelerde tutmak gibi- o zaman sağlıklı bir insansınızdır.Örneğin Batıda uyuşturucu almak için bazı propagandalar var. İnsanlar bedensel varlığı unutmak istiyor. Ama ne kadar zaman unutacaksınız? Tekrar nüksedecek. Uyuşturucu ile bir ya da iki saatliğine unutabilirsiniz ve bu beden değilim diye düşünebilirsiniz. Lakin gerçekten bilgi yoluyla kendinizi anlama platformunda olmadığınız sürece devam etmek mümkün değil. Yine de herkes “Ben bu beden değilim.” diye düşünmeye çalışıyor. Bedensel özdeşleştirmeden dolayı çok çektiklerinin tecrübesi var ve öyleyse, “Keşke bedensel kimliğimi unutabilseydim!”Bu sadece olumsuz bir anlayış. Gerçekte kendinizi farkettiğinizde, sadece Brahman olarak ne yapmayacağınızı anlayarak. Brahmanın eylemleriyle meşgul olmalısınız. Aksi halde aşağı düşersiniz. Sadece yüksekte uçmak  aya gitme sorununa çözüm değil. Bugünlerde budalalar aya gitmeye çalışıyor ama sadece yeryüzünden 240,000 mil yukarı gidip, aya dokunup geri dönüyorlar. Çok gurur duyuyorlar. Çok havacılık konuşması var: kalabalıklar, toplantılar ve konferanslar. Ama ne yapmışlar? Engin semada 240,000 mil nedir ki? 240 milyon mil gitseniz de yine de kısıtlısınız. Dolayısıyla bu işe yaramayacak. Yükseğe çıkmak istiyorsanız, daimi sığınağa ihtiyacınız var. Orada dinlenebilirseniz o zaman aşağı düşemezsiniz. Ama dinlenemezseniz aşağı düşmeye mecbursunuz. Uçak yükseğe, yeryüzünden yedi mil, sekiz mil yükseğe çıkıyor ama hemen aşağı iniyor.Onun için, sadece ahankarayı anlamak sahte kimliği anlamakta daha fazlası değildir anlamına gelir. Yalnızca ben madde değilim, ben ruh değilimi anlamak mükemmeliyet değildir. Gayrişahsiyetçi, boş filozof sadece olumsuz olanı ben bu madde değilim, ben bu beden değilimi düşünür. Bu kalmayacak. Sadece madde olmadığınızı değil kendinizi ruhsal dünyada meşgul etmek zorunda olduğunuzu da anlamaya mecbursunuz. Ve bu ruhsal dünya Krsna bilincinde çalışmak anlamına gelir. Bu ruhsal dünya, gerçek hayatımızın işlerliği Krsna bilincidir.Sahte egoyı zaten açıkladım. Ne madde ne ruh ama ruhun madde ile temas ettiği ve kendini unuttuğu yer-bağlantıdır. Tıpkı heyezan içinde, bir adamın hastalıklı olması ve beyninin afallayıp yavaş yavaş kendini unutması ve deli biri haline gelmesi gibi. Öyleyse kaybın başlangıcı var ve kişinin unuttuğu bir nokta var. Bu başlangıç noktasına ahankara ya da sahte ego denir.Maha mantrayı- Hare Krsna, Hare Krsna, Krsna Krsna, Hare Hare/ Hare Rama, Hare Rama, Rama Rama, Hare Hare- söyleme yöntemi sırf bu yanlış benlik kavramına bir son vermez aynı zamanda bunun ötesine, saf ruhun Tanrının sevgi dolu hizmetinde ki ebedi, mutlu ve tümüyle-bilen etkinlikleriyle meşgul olduğu noktaya geçer. Bilinçli gelişimin doruğu, şu an döngüler ve maddi doğanın türleri arasında evrilen tüm canlı varlıkların nihai amacı budur.

HARE KRISHNA🙂

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s