Krişna Bilinci – Krishna Consciousness

***Please click “Read the rest of this entry” at the bottom of the post***

Röportaj ( röportajın bir ses kaydı çalınıyor) Prabhupada: … varoluş çabamızı durduran ve ebedi yaşam, mutluluk ve bilgi platformuna yükselten Tanrının Şahsiyeti… Daha açık olmak gerekirse herkes ebedi yaşama erişmeye çalışıyor. Tüm insan toplumu bilginin en yüksek mükemmeliyetine erişmeye çalışıyor ve aynı zamanda bir sürü yöntem aracılığıyla mutlu, neşeli olmaya çalışıyorlar. Bu yüzden eğer Krişna bilincini kabul edersek, bu şeyler kolayca başarılacak. 

Görüşmeci: Bana Krişna bilincinin geçmişini, tarihini ve kaynağını verir misiniz? Prabhupada: Hiçbir tarih Krişna bilincinin kaynağının izini süremez çünkü canlı varlıklar, onlar ebedi. Bedensel yaşam kavramı doğru değil. Kimse ölmez, kimse doğmaz. Herkes ebedi. Bu beden değişimi bir giysi değiştirmek olarak düşünülür. Bu yüzden kimse “Bu yaşamın başlangıcıdır.” diyemez. Öyleyse ne zaman yaşam varsa, aynı zamanda bilinç de vardır ve bilinç özünde Krişna bilincidir. Lakin maddi alakamızdan ötürü bu bilinç kapalıdır. Bu nedenle Krişna bilinci dışındayız. Bu hareket yeniden bu Krişna bilincini canlandırmak içindir ki kişi özgün konumuna yükseltilebilsin. Görüşmeci: Krişna bilincinin nerede başladığını ve neden Batı dünyasına geldiğinizi anlatabilir misiniz? Prabhupada: Krişna bilinci orada Bhagavad-gita’da. Bu tüm dünya çapında bilinen, çok popüler ve eski bir yazın, Vedik yazınıdır. Lakin bu Bhagavad-gita’nın tarihi sözkonusu olduğunda görüş ayrılıkları var ama esasen olduğu gibi alsak bile, en azından beşbin yaşında. Ve Bhagavad-gita’dan  beşbin yıl önce Kurukşetra savaş alanında konuşulduğunu öğreniyoruz. Fakat bunun birkaç milyon yıl öncesinde, aynı Bhagavad-gita çok çok uzun zaman önce konuşuldu. Dolayısıyla aslında insan çabası Krişna bilincinin tarihinin izini süremez fakat mevcut tarihi göz önüne alınca en azından beşbin yıl kadar eski.Görüşmeci: Govinga bana beşbin yıl önce Batı Bengal’de başladığını söyledi. Bunu biraz açıklığa kavuşturabilir misiniz? 

Prabhupada: Bu Bhagavad-gita yalnızca Hindistan’daki insan toplumu tarafından değil, fakat aynı zamanda Hindinstan’ın dışında da çok çok uzun bir zamandan beri okunur. Lakin ne yazık ki her şeyin maddi kirlikle temasıyla kötüleştiği gibi, dolayısıyla insanlarda Bhagavad-gita’yı farklı şekillerde yorumlamaya başladılar. Bu yüzden beşbin yıl önce, Lord Caitanya göründü ve Bengal’de Onun şahsi rehberliğinde  Krişna bilinci hareketi başladı. Onun doğumyeri Navadvip olarak bilinir. Şimdi, O her Hintliye tüm dünyada, her  köyde, her şehirde Krişna bilincinin bu mesajını yaymayı emretti. Bu Onun buyruğuydu. Ama ne yazık ki Hindistan yabancı boyunduruk altında olduğundan yayamadılar ya da kendi kültür özgürlüklerini kaybettiler. Lakin Hindistan tarafından bağımsızlığın ilanının ardından herkes böyle şeylerin dış dünyaya da gelmesini ümit etti. Ama hükümet pek fazla önemsemedi. Beni sorarsanız, ben Lord Caitanya’nın gurular zincirine mensubum ve Lord Caitanya’dan itibaren hemen dokuzuncu kuşak olan manevi öğretmenim bana, “ Bu Krişna bilincini Batı dünyasında yaymaya çalış.” dedi. Bu nedenle onun buyruğuna uyarak buraya geldim. Görüşmeci: Dünyada Krişna bilincine en çok nerede rastlanıyor ve Hindistan’da ne kadar yaygın? Prabhupada: Hindistan’da Krişna bilinci tam tamına yaygın. Her Hintli, Hindu olmasa bile Krişna bilinçli. Allahabad Universitesinde  bir profesör var. Din bakımından Müslüman ama Krişna’nın büyük bir adanmışı. Krişna’nın doğumgününde tüm gün oruç tutardı ve gazetenin birine bir makale yazardı. Dolayısıyla aynı şekilde, Krişna bilinci her Hintlinin kalbi ve ruhudur. Kişi farklılık gösterebilir, katılmayabilir ya da bir çok farklı insan sınıfı olabilir ama Krişna Hindistan’da tam tamına bilinir. Görüşmeci: Krişna bilinci Hintliler ve Uzak Doğulu insanlar arasında Batılı insanlar arasında olduğundan daha mı kolay kabul ediliyor? 

Prabhupada: En kolay akla yatkın metot çünkü metot öyle kolay ki biz insanlardan sadece gelip Krişna’nın adını zikretmesini istiyoruz. Ve aslında bu ülkede de deneyimleniyor, benim tüm öğrencilerim, onlar ne Hintli ne Hindu ne de Sanskritçe kelimeleri biliyorlar, her şey onlara yabancı ama yine de oldukça ciddiye alıyorlar.  Nasıl daha kolay olduğunun, tüm dünya çapında yayılabileceğinin kanıtı bu. Görüşmeci: Demek istediğim, Krişna bilinci Uzak Doğulu insanlarca daha mı kolay kabul ediliyor? Şöyle ki onların yaşam biçimi Krişna bilincinin kabulünü burada Amerika’da olduğundan daha mı kolay yapıyor? Örneğin, Amerikalılar devamlı etrafta koşuşturuyor ve Avrupalılar da biraz daha iyi. Ama sakin ve huzurlu olmayı Doğulu insanlara göre daha zor buluyorlar. Bu nedenle, Krişna bilincini kabul etmek Batılı insanlar için daha zor olmaz mı?Prabhupada: Hindistan’da, yabancılar tarafından uzun süre boyun eğdirildiklerinden ötürü hemen hemen sözde eğitimli kişiler özgün kültürlerini kaybettiler. Daha ziyade, sözde eğitimli olmayan, geleneksel kural ve düzenlemeleri takip edenler, onlar daha Krişna bilinçli. Ve eğitimli camia, onlar bu dini mizacın Hindistan’ın ekonomik çöküşünün nedeni olduğunu düşünüyorlar. Fakat esasen bu doğru değil. Dolayısıyla yalnızca Hindistan değil, aynı zamanda diğer ülkelerde de özellikle Amerika’nın, başka ülkelerin ekonomik durumunu ya da ekonomik gelişimini taklit etmeye çalışıyorlar ama bunu Amerika’da bulamıyorlar, delikanlılar ve kızlar, genç kuşak, onlar zengin ailelerde, zengin ulusta doğdukları halde yine de şaşkınlar ve onlar da daha iyi bir şeyin özlemini çekiyorlar. Öyleyse Hindistan’ın şu an takip ettiği politika, bu Batılı yaşam tarzını taklit etmektir, çok mutlu bir durum değil. Bu onların özgün kültürünü kaybetmiş oldukları anlamına geliyor. Ve Batılı ülkeler söz konusu olduğunda, bence onların maddi rahatlıklar için yeteri kadar düzenlemesi var. Şimdi onlar bu Krişna bilinci hareketini çok kolayca kabul edebilir çünkü maddiyat peşinde koşma sıkıntıları yok. Görüşmeci: Diğer Doğu dinleriyle bir çatışma var mı, ve eğer öyleyse bu ne kadar yaygın? Prabhupada: Hiçbir çatışma yok. Çatılma tanrısız olan, Tanrı’ya inanmayan kişiler arasında. Çatılma orada. Çatışma Doğu ile Batı arasında değil; çatışma ateistler ve teistler arasında. Biz Krişna bilincini vaaz veriyoruz , bir şeyi Hristiyan metodu ya da Yahudi metodu yerine Hint metoduyla  değiştirmeye çalışıyor değiliz. Bizim politikamız bu değil. Bu… Bir anlamda, Krişna bilinci hareketi tüm dinlerin lisanüstü çalışmasıdır. Din metodu nedir? Tanrının otoritesini kabul etmektir. Bu ister Hristiyan dini ya da Hindu dini, ister Müslüman dini olsun her dinin birincil ilkesidir. Fark etmez. Fakat insanlar tanrısızlaşıyor. Sorun bu. “Tanrı yok. Doğa her şey.” diye düşünüyorlar. Bu onların budalalığı. Bu tanrısızlık yüzünden mutsuzlar. Ve bu tanrısızlığın bir sonucu olarak, Komunist parti türedi, hippiler türedi ve daha birçok şey yavaş yavaş türeyecek. Öyleyse bir denetim yok. Bu…Eğer insanlara sadece Tanrı ile olan bu ebedi ilişkilerini yeniden kurmakla mutlu olabilecekleri öğretilirse, tek denetim Krişna bilinci. Dolayısıyla bizim din testimiz kişinin Tanrı bilincini ya da Tanrı aşkını nasıl geliştirdiğidir. Biz takipçilerinin Tanrı aşkı olmadığını ama maddi aşka sahip olduklarını görürsek, hiçbir din ilkesininin samimi olduğunu kabul etmiyoruz. Biz, demek istediğim, bir dini ilkenin samimiyetine tanıklık ediyoruz… Tabi ki dini prensipte Tanrının otoritesini kabul etmek için Tanrı bilinçli olma öğretisi var, ama düzgünce eğitilmedikleri için takipçiler tanrısızlaşıyor, sadece burada değil Hindistan’da da. Heryerde ki durum bu. Bu yüzden bizim teklifimiz insanları Tanrı bilinçli yapmak. Ne olduğu fark etmez. İster Hindu ister Hristiyan ya da Müslüman olsun, fark etmez. Ve bu Krişna bilinci prosedürü Tanrı aşkını yükseltmek ya da geliştirmektir. Ve kişi Tanrı aşkını geliştirir geliştirmez o zaman bireysel ve toplu olarak mutlu olur çünkü aşk var. Başka birini sevmek istiyor ama aşkını yanlış şekilde veriyor. Aşkını veriyor… Kişinin sevecek hiç kimsesi yoksa bile kedi köpekleri seviyor. Öyleyse aşk var ama aşkını nereye vereceğini ve mutlu olmayı bilmiyor. Bilgi bu, Krişna. Görüşmeci: O halde aşk Krişna bilincinin en önemli unsuru. Bu durumda Hristiyanlar, Budistler, Müslümanlar, Hindular hakkında ne hissediyorsunuz? Tek bir Tanrı’ya inanıp aşık oldukları sürece onların diğer inançları sizin için gerçek mi, önemsiz mi? 

Prabhupada: Hindu dini söz konusu olduğunda, bu çok geniş bir düşünce. Hindu dini, Vedik dini iki tip filozofa bölünür. Bir çeşit filozof gayrişahsiyetçidir. Mutlak Gerçeği gayrişahsi, heryeri-kaplayan şahsiyeti olmayan olarak kabul ederler. Ve diğer filozoflar, onlar Yüce Mutlak Gerçeği şahsiyet olarak kabul eder. Gayrişahsi özellik o kişinin özelliklerinden biridir ama nihayetinde kişidir. Dolayısıyla kişi olmadan aşk söz konusu olamaz. Bu yüzden şahsiyete inanan  kesim… İnanmak değil, gerçekten Onun ne olduğunu biliyorlar ve o kişinin nasıl sevileceğinin bir yöntemi var. Örnek verilir: tıpkı güneş, güneş ışığı ve güneş gezegenin hakim olan Deitisi gibi, benzer şekilde bir kimse ışığa çıkarsa her şeyden önce güneş ışığını görür. Bu gayrişahsidir. Sonra ileri giderse, güneş gezegenine gidebilirse, bu yerleşiktir. Ve güneş gezegeni içine girip orada hakim olan deitiyi görebilirse, o zaman o bir kişidir. Demek ki bu çok geniş bir bilim. İnsanlar maddi faaliyetlere fazlaca kendini kaptırmış. Gerçekten Mutlak Gerçeğin pozisyonunun ne olduğunu, ruhun pozisyonunun ne olduğunu anlamaya çalışmıyorlar. Pratikte günümüzde hemen hemen  hayvaniler. Tıpkı hayvanın yemekten,  uyumaktan, çiftleşmekten ve savunmaktan öte başka bir şey bilmediği gibi, aynı şekilde modern uygarlık da yeme ve rahat yaşam sürecini arttırmak ya da uyumak ve cinsel hayat konusunu, metodunu arttırmak veya savunma metodunu arttırmakla fazlaca meşgul. Öyleyse bu şeyler hayvanlarda bile bulunur. Onlar da yer, onlar da uyur, onların da seks hayatı var ve onlarda kendi tarzında savunur. Dolayısıyla insan yaşamı bu dört duvarla sınırlı değil. Ne olduğunu, bu dünyanın ne olduğunu, bu yaradılışın ne olduğunu, Tanrının ne olduğunu ve nasıl devam ettiğini anlamak zorunda. Ama bu gerçeği ihmal ediyorlar. Ve Krişna bilinci bu ilim bölümüne bilgi verecek. Görüşmeci: Aşkın yanında diğer başlıca inançlar nelerdir, Krişna’yı anlamak, kişinin kendisini anlaması, bana hangisini vermek isterdiniz? Prabhupada: Aşk Krişna bilincinin temel prensibidir ve aşk tüm faaliyetlerimizin temel prensibidir. Öyleyse aşk var, uykuda ama bu aşk düzgün bir şekilde kullanılmıyor. Dolayısıyla Krişna bilinci bu özgün aşkı ve bu aşk dolu hareketin tatbik edileceği kişiyi canlandıracak harekettir. Görüşmeci: Aşkın yanında, sizin atfedeceğiniz diğer başlıca inançlar nelerdir? 

Prabhupada: Diğer inançlar, onlarda aşk ilkesine dayanıyor. O aslında inanç değil; yanlış inanç. Çünkü herhangi dini prensip… Tıpkı Budizm gibi. Budizm, esasen onlar Tanrıya inamıyor ama Lord Buddha’ya sevgi duyuyorlar. Öyleyse aşk var. “Biz Tanrıya inanmıyoruz,” diye beyan edebilirler ama Lord Buddha’yı seviyorlar. Ve bizim Vedik yazınımıza göre, Lord Buda da Tanrı’nın bir enkarnasyonu. Dolayısıyla biz bu şekilde yorumluyoruz, şöyle ki Lord Buda ateistleri kandırarak onlar arasında vaaz verdi. Ah, peki nasıl? Onlar Tanrı’ya inanmıyordu ve Lord Buda da dedi ki, “Ah, evet Tanrı yok. Ama siz Beni sevin.” Dolayısıyla onlar Lord Buda’yı seviyor. Benzer şekilde bir çok kişi var. Onlar aile yaşamına inanmaz, bir çok şeye inanmazlar ama aşk oradadır. Bir kedi ile, bir köpek ile uyuyor. O halde hiçbir durumda aşktan kaçınamazsınız ama acı çekiyorlar çünkü aşk yerinde değil ve istismar ediliyor. Görüşmeci: Tatbik ettiğiniz ayinler ve Krişna’nın sizin üzerinizde neden olduğu talepler söz konusu olunca, bu ayinlerden ya da taleplerden herhangi birisi nedir? Bu özel yiyecekler yemek zorunluluğunuz, özel giysiler giymeniz, özel… yüzünüze sürdüğünüz herhangi özel bir şey, işaret, sembol mü ve aynı zamanda Krişna bilincinin yoga meditasyonu ya da Zen meditasyonu; ve fiziksel zindelikle bir bağlantısı var mı ? Krişna bilinci buna nasıl bakıyor? Prabhupada:  Bizim yöntemimiz Krişna aşkını geliştirmeye vesile olan her şeyi kabul etmektir. Dolayısıyla deneyimli acaryalarca verilmiş olan bu metodlar şöyledir, “Sadece takip et.” Tıpkı bir çocuk yürümeye çalıştığında, annenin biraz yön vermesi ve tahtadan bir destekle biraz ardım etmesi, “Bu şekilde hareket etmeye çalış. Nasıl yürüyeceğini öğreneceksin,” benzer şekilde deneyimli acaryalarca verilmiş olan belli ilkeler vardır. Bu ilkeleri takip edersek, o zaman çalışabilir ve Krişna bilinci hareketinin mükemmeliyetine gidebiliriz. Önemli olan metot değildir. Asıl önemli olan Krişna aşkınızı nasıl geliştireceğinizdir. Biri bu metotlar olmadan Krişna veya Tanrı aşkı geliştirirse, buna bir itiraz yok. Biz metotlar ya da ayinden ibaret metotlarla sınırlı değiliz. Ama kişi takip ederse o halde Krişna bilinci sanatını çabuk öğrenebileceği belli ayinsel metotlar var. Tıpkı öğrencilerimizi dört prensipte kısıtlamamız gibi: haram seks ve uyuşturucu, kumar ve et-yemek. Dolayısıyla bu bir kumarbaz ya da et-yiyeyin veya haram seks hayatına düşkü olan bir adamın, onun Krişna’yı sevemeyeceği demek değildir. Bu anlama gelmez. Fakat bu çok nadir bir vaka. Bu ilkeleri takip ederse o zaman onun  için daha kolay olur. Çünkü Krişna ya da Tanrı saf, dolayısıyla kişi alışkanlıklarında saf olmadığı sürece onun için bu mümkün değil. Bundan dolayı arındırıcı süreçler var. Ve bedenimizde ki simgeler ve işaretlere gelince – tıpkı bizim tilak sürmemiz gibi; bazı boncuklarımız var- bu demek oluyor ki… Uygulanabilir olması gibi. Ben Montreal’de ve diğer şehirlerdeyken biz yoldan geçtiğimizde, çoçuklar ve insanlar, onlar da “Hare Krişna!” dedi. Yani bu işaretler ve bu sembolik temsiller diğerlerine Krişna bilincini hatırlatır. Tıpkı bir polisin, elbiseleri içinde görüldüğünde, “Ah, işte bir polis,” dolayısıyla bu şeylere de başkalarına hatırlatmak için ihtiyaç var. Bizim sürecimiz insanları Krişna bilincine yükseltmektir. Öyleyse sembolik temsillerimizle kişi hemen Krişna’yı hatırlar, bizim başarımız bu. Görüşmeci: Ve ne çeşit özel yiyecekler ve özel içeçek? 

Prabhupada: Özel yiyecek demek Krişna-prasadadır. Çünkü biz hayatımızı Krişna’ya adadık, biz Krişna’nın yediği şeyleri yeriz. Gayrişahsiyetçiler, onların Krişna hakkında bir fikri yok, Tanrı hakkında bir fikirleri yok ve Tanrı’nın da yediğini nasıl kavrayabilsinler ki? Dolayısıyla biz böyle hergele değiliz. Biz Tanrı’nın ne yediğini biliyoruz ve Tanrı’ya ya da Krişna’ya öyle şeyler sunuyoruz ve biz o yedikten sonra alıyoruz. O bizim özel yiyeceğimiz. Görüşmeci: Bana bu özel yiyeceklerin isimlerini söyleyebilir misiniz? Krişna’nın ne yiyip ne içtiğini nasıl biliyorsunuz, lütfen? Prabhupada: Size söylediğim gibi, Bhagavad-gita Krişna bilincinin kitabıdır. Tıpkı herhangi bir bilgi bölümü gibi, o bilgiye ait bilgi ya da bilimi bilmek için bazı kitaplar vardır, benzer şekilde Krişna bilincini bilmek için de bir çok kitap ve özellikle Bhagavad-gita var. Bu Bhagavad-gita’da der ki “Herkin bana büyük bir adanmışlık aşkıyla meyveler, sebzeler, tahıllar, süt sunarsa, Ben yerim.” Bu nedenle biz bu şeyleri farklı hazırlanmış şekillerde Krişna’ya sunuyoruz ve O’nun da yiyeceğini biliyoruz. Ve hepsi bu. Görüşmeci: Ne çeşit yiyecekler, ne çeşit şeyler içiyorsunuz, mesela meyve suları ya da içtiğiniz başka bir şey? 

Prabhupada: Yiyecekler sadece bu meyvelerin, çiçeklerin, sebzelerin, tahılların ve süt dahilinde. Ama binlerce preperat, çok güzel lezzetli preperatlar hazırlayabiliriz. Ve ben sizi tapınağımıza davet ediyorum. Her Pazar aşk ziyafeti dağıtıldığında bunların ne kadar güzelce hazırlandığını göreceksiniz. Ama bunlar… Sadece tahıl, biraz tereyağ ve biraz meyveler ve biraz sebzeler alırsak yüzlerce preperat, yüzlerce, çok çok lezzetlisini hazırlayabiliriz. Tüm diğer yemekleri unutursunuz. Görüşmeci: Krişna bilinci topluluğunun üyelerini eğitenlere, bu öğretmenlere ne deniyor? Onlar da guru mu yoksa Hindu inancının gurularına benzer bir şey mi? Prabhupada: Özgün guru Krişna’dır. Ve tıpkı Krişna bilinci prensibini ilk Arjuna’ya öğrettiği gibi. Ve Arjuna nasıl anladı, aynı zamanda o da var. Öyleyse prensibi izleyen herkes… Tıpkı benim büyük büyükbabamın anlattığı bir şey gibi, “Bu saat.” Sonra büyükbabam “ Bu saat.” dedi. Sonra babam dedi ki, “ Bu saat.” Böylece ben de diyorum ki, “Bu saattir.” Öyleyse yaşlı büyük büyükbaba ile benim aramda görüş farkı yok çünkü aynı prensibi izliyoruz. Benzer şekilde, beşbin yıl ya da kırk milyon yıl önce Krina tarafından ne konuşulduysa, farketmez. Eğer siz yalnızca aynı prensipleri izlemeye çalışıyorsanız, o halde siz manevi öğretmensinizdir. Görüşmeci: O halde öğretmenlerinize manevi öğretmen deniyor? Sayın lütuf, siz manevi öğretmensiniz. Ve guru kelimesini kullanıyor musunuz? 

Prabhupada: Bizim gurumuz ya da manevi ustamız gurular zincirinden aşağı gelir. Birdenbire herhangi birinin guru olup kendi felsefesini üretmesi değildir. Biz böylesi saçmalıkları kabul etmiyoruz. Biz gerçekten gurular zincirinde gelen, hakiki olan birini kabul etmeliyiz, başkalarını değil. Görüşmeci: Yoga ve zen hakkında ki görüşünüz nedir? Onların herhangi ilkelerine katılıyor musunuz? Mesela meditasyon gibi? Prabhupada: Dünyada halihazırdaki herhangi din ilkesi, bunların hepsi Krişna bilinci dahilindedir, her ilke. Ama tıpkı sizin iki milyon dolarınız, on dolarınız, elli dolarınız, beşyüz dolarınız, beşbin dolarınız olması gibi ya da giderek artarak, her şey dahildir; aynı şekildeKrişna bilinci mükemmeldir. Tıpkı New York’ta bir bina, Empire State Building olması gibi. 102 katlı.Öyleyse en üst, 102. kata çıkan biri, anlaşılmalıdır ki ellinci ya da kırkıncı ya da onuncu kat veya tüm katları geçmiştir. Dolayısıyla Krişna bilinçli olmuş biri, o her şeyi, meditasyonu, yogayı, şu uygulamayı, bu uygulamayı bilir. Herley oradadır. Bu kanıtlayabileceğimiz bir şey. Uygulanabilir. Öyleyse yalnızca Krişna bilinçli olmalıyız. O zaman her şey oraya dahil olacak. Görüşmeci: Krişna bilincinde ki hiyararşiniz nedir? Şöyle ki, piskoposların yaptıklarına ve Hristiyan inancının ve diğer başlıca inançların hiyerarşisine benzer bir şeyiniz var mı? Bu sizin manevi öğretmen olduğunuz ve sizin altınızda ki herkesin, sizinle cemaatiniz arasındakilerin, üyelerin olduğu mu? 

Prabhupada: Tam olarak hiyerarşi değil, ama Hristiyan metodu, Roma Katolik metodu, Papa’nın,Başpiskoposun  yöntemi çok iyi ve… Bizim hiçbir itirazımız yok. Fakat bizim işarte ettiğimiz Krişna bilinci eksikliği. Tüm düzenlemelere rağmen, eğer insanlar Tan rı’ya olan inançlarını kaybediyorsa, öyleyse sadece hiyerarşiyle ne yararı var? Yararı yok. Anlıyorsunuz? Bambarambhe laghu-kriya, Sansktitçe ifadeyle şöyle ki siz çok yüksek-derecede bir düzenleme yapabilirsiniz ama sonuç sıfır.  O halde bu hiyerarşik düzenleme tam olarak Krişna bilincinde yok. Kişi hakiki bir manevi ustayla karşılaşacak kadar talihliyse ve sıkı bir şekilde onun disiplininde hareket ederse o da çok kısa zamanda bir diğer manevi usta haline gelir Görüşmeci: Kişi nasıl Krişna bilincine doğru çağrılan biri nasıl hisseder? Şöyle ki, inanç duymakla mı başlar ya da …? Ondan beklenen talepler nelerdir? Krişna bilincini kabul ettiği ruh haletine nasıl gelir? Prabhupada: Tabi ki, inanç her şeyin temel ilkesi. İnancınız yoksa o zaman hiçbir faaliyet yolunda ilerleme kaydedemezsiniz. Dolayısıyla Krişna bilincinde de… İnanç temel ilke. Tıpkı buraya gelmiş olmam gibi. Derslerime New York’ta başladım. Yani tek başıma Hare Krişna’yı söylüyordum. Biri geldi. Doğal olarak, meraktan ötürü biri geliyor. Biri gedi ve “Ah, bu Hintli svami de ne yapıyor? Bir bakayım.” Böylece oturdu. Başka biri geldi. Oturdu. Sonra bazıları anladı “Ah Svamiji çok güzel konuşuyor. Tekrar gelelim.”  Ardından sonraki nokta svamiyle ya da benimle yakın ilişki istemesidir: “Svamiji, bir çok gündür seni duyuyorum. Bence çok hoş. Dolayısıyla sizin öğrenciniz olmak istiyorum.” O halde inanç temel ilke. Bir sonraki aşama bir öğrenci olmak istemesi. Ve bir öğrenci olmak ister istemez, sonraki aşama eğer onun uygun olduğunu düşünüyorsam benim onu bir öğrencim olarak kabul etmemdir. Ardından öğrenci olur olmaz benim düzenleyici ilkelerimi ve öğütlerimi izler. Sonra yavaş yavaş tüm kuşkulardan kurtulur ve kendiliğinden yasadışı seks hayatını, kumarı ya da et-yemeyi ve bir sürü diğer şeyi bırakır. Bu şekilde sabit hale gelir. O zaman bir zevk geliştirir; topluluktan, zevkten vazgeçemez. Sonra çekim, bağlılık. her şeyi toplum için yapmak ister. Bu şekilde Krişna aşkı geliştirir. Ve en son aşamada sadece Krişna’yı sever, başka kimseyi değil. Ve çünkü Krişna herkesi kapsadığından bu onun herkesi sevdiği anlamına gelir. Görüşmeci: Bana tapınağınızı tarif edebilir misiniz? 

Prabhupada: Şu an on dört tapınağımız var: New York, San Francisco, Los Angeles, Santa Fe, Buffalo, Boston, and Montreal, and Seattle, ve bir tane de New Vrindaban’da. Yaklaşık 130 dönüm toprak aldık ve orada, New Vrindaban’da büyüyoruz. Ve şimdi bir tapınağımız da Londra, Almanya ve Berlinde var. Ve Florida’dan arkadaşlarla müzakere ediyoruz ve bir temsilcimizi de Hawayi’ye gönderdik. Yavaş yavaş artıyor. Ve delikanlılar ve kızlar, özellikle daha genç kuşak… Benim öğrencilerim arasında en yaşlı öğrenci otuzbeş yaşında. Yoksa yirmi ila yirmibeş yaşları arasındalar. Görüşmeci: Çoğu öğrencinizin hemen üniversite yaşından sonra bu kadar genç olmasına nasıl bir açıklama getiriyorsunuz ve burada Seattle’da olduğunuz ay boyunca  başarılarınız neler oldu? Prabhupada: Buraya yalnızca son on gün için geldim. Ve şimdiden Seattle’da en azından iki ya da üç kişi  ikna edildi. Evet. Herkes bunu istiyor, sadece sizin ülkenizde değil heryerde görmek istiyorum. Çünkü en yüksek mutluluğa dair bilgi vermek, bu her insanın vazifesidir. Ve insanın eğilimi diğerlerine iyik etmek olmalıdır. Hayvan eğilimiyle insan eğilimi arasındaki fark budur. Öyleyse işte iyi bir şey, Krişna bilinci. Neden dağıtmayasınız ki? Özellikle bunun için büyük bir ihtiyaç olan sizin ülkenizde? Onlar ekonomik gelişim peişnde değil. Ekonomik gelişimin çoğunu görmüşler. Şimdi onlar için bu Krişna bilincini kabul etme vakti ve mutlu olacaklar. Benim vazifem bu. Görüşmeci: Bana kendi geçmişinizden bir şey anlatır mısınız?Şöyle ki, nerede eğitim gördünüz, nasıl Krişna müridi oldunuz? 

Prabhupada: Kalküta’da doğdum ve eğitim gördüm. Kalkata benim memleketim. 1896 ve babamın gözde çocuğuydum, dolayısıyla eğitimim biraz geç başladı ve yine de yüksek ortaokul, lisede sekiz yıl eğitim gördüm. İlkokulda dört yıl, yüksek ortaokulda sekiz yıl, kolejde dört yıl. Sona Gandhi’nin hareketine, ulusal harekete katıldım. Ama iyi bir tesadüften 1922’de Guru Maha Maharajımla , manevi ustamla tanıştım. Ve o zamandan beri, bu yola ilgi duyuyordum ve yavaş yavaş aile reisliği yaşamımı bıraktım. Hala bir üçüncü sınıf öğrencisiyken 1918 de evlendim. Ve böylece çocuklarım oldu. İş yapıyordum. Sonra 1954 te aile yaşamından çekildim. Dört yıl ailem olmadan yalnızdım. Ardından düzenli olarak 1959 da yaşamın feragat düzenini kabul ettim. Sonra kendimi kitaplar yazmaya adadım. İlk yayınım 1962 de çıktı ve üç kitap olunca o zaman 1965 te sizin ülkeniz için başladım ve 1965 Eylül’ünde buraya vardım. O zamandan beri Amerika, Kanada ve Avrupa ülkelerinde bu Krişna bilincini öğüt vermeye çalışıyorum. Ve yavaş yavaş merkezler gelişiyor. Öğrencilerde artıyor. Neler yapılacağını göreyim bakalım. Görüşmeci: Siz kendiniz nasıl mürit oldunuz? Neydiniz ve mürit  olmadan önce ne yaptınız? Prabhupada: Size anlattığım aynı prensip, inanç. Bir arkadaşım beni zorla manevi ustama götürdü. Ve manevi ustamla konuştuğum zaman ikna olmuştum. Ve o zamandan itibaren filizlenme başladı. Görüşmeci: Dans edişinizi benimle tartışır mısınız ve buna dair bir şey açılklar mısınız? Salı akşamı gördüm ve bunun hakkında daha fazla öğrenmek istiyorum. 

Prabhupada: Biz bu dansı sanat oldun diye yapmıyoruz. Bu kendiliğinden. Dans ederiz, ağlarız, zikrederiz, güleriz ama suni olarak öğrenerek değil. Fakat Krişna bilinci öylesine güzel ki. Zikretmeye başladığınız zaman doğal olarak canınız dans etmeyi istiyor. Dolayısıyla bu yapay olarak öğretilmez. Krişna bilincinin gelişmesiyle kendiliğinden gelir. Görüşmeci: Takdığınız el kisvesi nedir? Bunun anlamı nedir? Prabhupada: Ne zaman fırsat olursa Hare Krişna’yı zikrediyorum ve boncuklar var. Yani boncukların üzerinde zikrediyorum. 108 tane boncuk var ve herbir boncuk da 18 isim zikrediyoruz, Hare Krişna Hare Krişna Krişna Krişna Hare Hare Hare Rama Hare Rama Rama Rama Hare Hare. Dolayısıyla öğrencilerin en az 18 tur zikrediyor. Aslında…  Görüşmeci: [duraksama] Devamlı hizmetler hakkında daha çok öğrenmek istiyorum şöyle ki Krişna bilinci hakkında yazılmış kitaplar burada Seattle’da da mevcut mu ya da bu tapınaktan başka organizasyonlar var mı? Prabhupada: Çoktan basılmış olan bir sürü kitabımız var. Bir tanesi, ilki Özgün Haliyle Bhagavad-gita. Bu Macmillan ve Şirketi tarafından basıldı. Bu kitaplardan istediğiniz sayıda tapınağımızdan temin edebilirsiniz. Ve sonraki kitap Lord Caitanya’nın Öğretileri. Bu da tapınağımızda mevcut. Ve sonraki kitap, üç bölüm halinde, Srimad Bhagavatam. Yani eğer birisi… Demek istediğim bunlar kitapların kapları. Dolayısıyla biri bu kitapları dikkatle okursa, Krişna bilinci bilimi tarafından çok kolayca anlaşılacaktır. Bu kitaplardan başka aylık dergimiz, Back to Godhead (Tanrılığa Dönüş) var. Yani eğer öğrenciler… Çok masraflı değil. Aylık dergi kopya başına sadece 35 sent ve üyelik yıllık dört dolar. Ve bu Bhagavad-gita As It Is ( Özgün Haliyle Bhagavad-gita) sadece 2.95 dolar. Tbai ki, Teachings of Lord Caitanya (Lord Caitanya’nın Öğretileri) ciltli, 5.95 dolar. Dolayısıyla oldukça kar getirecekler. 

Görüşmeci: (duyulamıyor)

 Prabhupada: Ah, evet. Görüşmeci: Krişna’ya ne sunuyorsunuz? Şöyle ki, bir Hristiyan kilisesinde ki sunu  anlamında para sunuyor musunuz ya da bir şey yakıyor musunuz, mesela tütsü ya da bunu açıklayabilir misiniz? Prabhupada: Evet. Çiçekler, tütsü ve meyveler, aynı şey.  Önceden açıklamıştım ki Onun Bhagavad-gita’da tarif ettiği ne varsa. Krişna der ki “ Bu şeyleri Bana adanmışlıkla sunan herkimse…” Öyleyse biz aynı ilkeyi takip ediyoruz. Dolayısıyla çok güzel şey. Öğrenciler takip ederse, bireysel olarak takip edebilirler. Kendi dairesinde bile Krişna’nın bir resmini tutup bir kandil, bir mum ve demek istediğim bir tütsü sunabilir. Ruhsal olarak ilerlediğini muazzam bir şekilde hissedecektir. Ve bu kitapları okursa, yaşamı tamamen değişecektir. Bu bir gerçek. [duraksama] Ve iki delikanlı, Krşnananda ve Alman çocuk çok yakında oraya gidiyor.  Yani tabi ki Almanya’da çok fazla İngilizce kitap satmayı beklemiyoruz, ama belki… (son) Interview (a tape is being played of the interview) 

Prabhupäda: …Personality of Godhead, who stops our struggle for existence and raises to the platform of eternal life, bliss, and knowledge. To be more clear, everyone is trying to get eternal life. The whole human society is trying to get the highest perfection of knowledge, and they are trying also, by so many methods, to become happy, blissful. But they are being confused and baffled. Therefore if we take to Kåñëa consciousness, these things will be easily achieved. Interviewer: Would you give me a background, the history and origin of Kåñëa consciousness?  Prabhupäda: No history can trace out the origin of Kåñëa consciousness because the living entities, they are eternal. The bodily concept of life is not correct. Nobody dies, nobody takes birth. Everyone is eternal. This change of body is considered a change of dress. Therefore nobody can say that “This is the beginning of life.” So whenever there is life, there is consciousness also, and originally the consciousness is Kåñëa consciousness. But due to our long material association that consciousness is covered. Therefore we are out of Kåñëa consciousness. This movement is to revive that Kåñëa consciousness again, so that he can be raised to his original position. Interviewer: Would you describe where Kåñëa consciousness started and why you have come to the Western world? Prabhupäda: Kåñëa consciousness is there in the Bhagavad-gétä. It is a very popular and old literature, Vedic literature, known all over the world. But so far the history of this Bhagavad-gétä is concerned, there are difference of opinions, but factually even if we take it as it is, it is at least five thousand years old. And in the Bhagavad-gétä we learn that five thousand years ago it was spoken on the battlefield of Kurukñetra. But before that, some millions of years ago, the same Bhagavad-gétä was spoken long, long ago. So actually the human effort cannot trace out the history of Kåñëa consciousness, but taking consideration of the present history, it is at least as old as five thousand years. 

Interviewer: Govinda told me that it started five hundred years ago in Western Bengal. Could you elucidate on this please? Prabhupäda: This Bhagavad-gétä is read by the human society not only in India, but outside India, since a very long, long time. But unfortunately, as everything is deteriorated by the contact of material contamination, so people began to interpret Bhagavad-gétä in different ways. Therefore about five hundred years ago, Lord Caitanya appeared, and he started the Kåñëa consciousness movement under His personal guidance in Bengal. His birthplace is known as Navadvépa. Now, He ordered every Indian to spread this message of Kåñëa consciousness all over the world, in every village, every town. That was His order. But unfortunately, since India was under foreign subjugation, they could not spread, or they lost their own independence of culture. But everyone expected after declaration of independence by India, such things should come to the outside world. But the government did not take much care of it. So far I am concerned, I belong to Lord Caitanya’s disciplic succession, and my spiritual master, who was just ninth generation from Lord Caitanya, he ordered me that “You try to spread this Kåñëa consciousness in the Western world.” Therefore in pursuance of his order, I have come here. Interviewer: Where is Kåñëa consciousness most common in the world, and how widespread is it in India?  Prabhupäda: In India Kåñëa consciousness is cent percent spread. Every Indian, even if he is not Hindu, he is Kåñëa conscious. There is one professor in Allahabad University. He is Mohammedan by religion, but he is a great devotee of Kåñëa. On the birthday of Kåñëa he would fast the whole day, and he would write one article to some paper. So similarly, Kåñëa consciousness is heart and soul of every Indian. One may differ, one may not agree, or there are so many different classes of men, but Kåñëa is known cent percent in India. Interviewer: Is Kåñëa consciousness more easily accepted among Indians and among Far Eastern peoples than among the Western peoples? 

Prabhupäda: It is the easiest method conceivable because the method is so easy that we simply ask people to come and chant the name of Kåñëa. And it is actually experienced that in this country, all my disciples, they are neither Indian, nor Hindu, nor they know the Sanskrit words, everything is unknown to them, but still, they are taking so seriously. That is the proof how it is easier, that it can be spread all over the world. Interviewer: I mean, just is Kåñëa consciousness more readily accepted by the Far Eastern peoples? That is does their way of life make the acceptance of Kåñëa consciousness any more easy than here in America? For instance, Americans are constantly rushing around and Europeans somewhat less. But they find it more difficult to be tranquil and peaceful than the Eastern peoples. For this reason, might it not be harder for Western peoples to accept Kåñëa consciousness? Prabhupäda: In India, due to her long subjugation by the foreigners, practically the so-called educated persons, they have lost their original culture. Rather, those who are not so-called educated, following the traditional rules and regulations, they are more Kåñëa conscious. And the educated circle, they are thinking that this religious temperament is the cause of India’s economic fall-down. But actually, that is not the fact. So not only India, in other countries also they are trying to imitate the economic situation or economic development of other countries, especially of America, but they do not find that in America, although the boys and girls, the younger generation, they are born of rich family, rich nation, they are still confused, and they are also hankering after something better. So the policy followed by India now, that is, to imitate the Western way of life, is not very happy mood. This means they have lost their original culture. And so far Western countries are concerned, I think they have sufficient arrangement for material comforts. Now they can very easily take up this Kåñëa consciousness movement because they have no disturbance for material hankering. And I think it is the time for them to accept this Kåñëa consciousness movement to make them perfectly well. Interviewer: Is there conflict with other Eastern religions, and if so, how far is this spread? 

Prabhupäda: There is no conflict at all. The conflict is between persons who are godless, who does not believe in God. Conflict is there. The conflict is not between East and West; the conflict is between the atheists and the theists. We are preaching Kåñëa consciousness, not that we are trying to replace something by Indian method to Christian method or Jewish method. That is not our policy. This is… In one sense, Kåñëa consciousness movement is the post-graduate study of all religions. What is the method of religion? To accept the authority of God. That is the primary principle of every religion, may be Christian religion or Hindu religion or Mohammedan religion. It doesn’t matter. But people are becoming godless. That is the problem. They are thinking that “There is no God. Nature is everything.” That is their foolishness. They are unhappy for this godlessness. And as a result of this godlessness, the Communist party have sprang up, the hippies have sprang up and so many other things will gradually spring up. So there is no check. It is… The only check is Kåñëa consciousness, if people are taught that he can be happy only by reestablishing his eternal relationship with God. So our test of religion is how one has developed his God consciousness or love of God. We do not accept any principle of religion as genuine if we see that the followers have no love of God but they have got love of matter. We testify the, I mean to say, bona fides of a religious principle… Of course, in religious principle there is the teaching to become God conscious, to accept the authority of God, but because they are not properly taught, the followers are becoming godless, not only here, in India also. That is the position everywhere. So our proposition is to make people God conscious. It doesn’t matter what he is. Either he is Hindu or Christian or Mohammedan, it doesn’t matter. And this Kåñëa consciousness procedure is to raise or to develop love of Godhead. And as soon as he develops love of Godhead, then he becomes happy individually and collectively because there is love. He wants to love somebody else, but he is placing his love wrongly. He is placing his love… Even one has nobody to love, he is loving cats and dogs. So love is there, but he does not know where to place his love and be happy. This is the information, Kåñëa. Interviewer: Then love is the most important element of Kåñëa consciousness. How do you feel about Christians, Buddhists, Moslems, Hindus, then? Are their other beliefs of real, of no importance to you just so long as they believe in one God and in love? Prabhupäda: So far Hindu religion is concerned, it is a very broad thinking. The Hindu religion, Vedic religion, is divided into two kinds of philosophers. One kinds of philosopher is the impersonalist. They take the Absolute Truth as impersonal, all-pervading impersonal. And the another philosophers, they take that the Supreme Absolute Truth is person. The impersonal feature is one of the features of that person, but ultimately he is person. So without person there cannot be any question of love. Therefore the section who believes in person… Not believing, they know actually what He is, and there is method how to love that person. The example is given: just like the sun and the sunshine and the predominating Deity in the sun globe, similarly, one who comes to the light, he first of all sees the sunshine. That is impersonal. Then, if he goes further, if he is able to go to the sun planet, that is localized. And if he can enter into the sun planet and see the predominating deity there, then he is a person. So this is a vast science. People are too much engrossed with material activities. They do not try to understand actually what is the position of Absolute Truth, what is the position of the soul. Practically in the present day they are more or less animalistic. Just like animal does not know anything beyond eating, sleeping, mating and defending, similarly, the modern civilization is too much busy for increasing the method of eating and increasing the process of comfortable life or sleeping, and increasing the matter of, method of sexual life, or increasing the method of defense. So these things, are found even in the animals. They also eat, they also sleep, they also have sex life and they also defend in their own way. So human life is not limited within these four walls. He has to understand what he is, what is this world, what is this creation, what is God, how it is going on. But they are neglecting that fact. And Kåñëa consciousness will give information to this department of knowledge. Interviewer: What are other major beliefs besides love, understanding of Kåñëa, understanding of oneself, which you would like to impart to me? 

Prabhupäda: Love is the basic principle of Kåñëa consciousness, and love is the basic principle of all our activities. So love is there, dormant, but that love is not being properly utilized. So Kåñëa consciousness is the movement to revive that original love and the original person with whom that loving transaction can be executed. Interviewer: What are other major beliefs besides love, to which you ascribe? Prabhupäda: Other belief, they are also based on the principle of love. That is actually not belief; that is misbelief. Because any religious principle… Just like Buddhism. Buddhism, actually, they do not believe in God, but they have love for Lord Buddha. So love is there. They may declare that “We don’t believe in God,” but they love Lord Buddha. And according to our Vedic scripture, Lord Buddha is also incarnation of God. So we interpret in this way, that Lord Buddha preached among the atheists by cheating them. Oh, how it is? That they did not believe in God, and Lord Buddha said, “Oh, yes, there is no God. But you love Me.” So they are loving Lord Buddha. Similarly, there are many persons. They do not believe in family life, they do not believe in so many things, but love is there. He is sleeping with a cat, with a dog. So in no circumstances you can avoid love, but they are suffering because the love is misplaced and misused. Interviewer: As far as rites which you practice and demands upon you which Kåñëa makes, what are any of these rites or demands? That is must you eat special foods, wear special clothing, special…, anything special which you put upon your face, sign, symbols, and also, is there any connection of Kåñëa consciousness to the meditation of yoga or of Zen, and what of physical fitness? How does Kåñëa consciousness look at this? 

Prabhupäda: Our process is to accept everything which conduces to develop Kåñëa’s love. So those methods are given by experienced äcäryas, that “You just follow.” Just like when a child tries to walk, the mother gives some direction or some help in a wooden plank, that “You try to move in this way. You will learn how to walk,” similarly, there are certain principles given by experienced äcäryas. If we follow those principles, then we can work or we can go to the perfection of Kåñëa consciousness movement. It is not the method that is important. The real important is how to develop your love of Kåñëa. If somebody develops love of Kåñëa, or God, without those methods, there is no objection. We are not limited by the methods or ritualistic methods. But there are certain ritualistic method, which, if one follows, then he can quickly learn the art of Kåñëa consciousness. Just like we restrict our students in four principles: illicit sex life and intoxication, gambling, and meat-eating. So it is not that a gambler or a meat-eater or a man addicted to illicit sex life, he cannot love Kåñëa. It is not that. But that is very rare case. If he follows these principles, then it will be easier for him. Because Kåñëa, or God is pure, so so long one is impure in his habits, it is not possible for him. So these are the purificatory processes. And so far our signals or some marks on the body—just like we take tilaka; we have some beads—this means… Just like it is practical. When I was in Montreal and other cities, when we passed through the road, the children, the persons, they also said, “Hare Kåñëa!” So these marks and this symbolic representation reminds others to Kåñëa consciousness. Just like a policeman, as soon as he appears in his dress, “Oh, here is a policeman,” so similarly, these things are also required to remind others. Our process is to raise persons to Kåñëa consciousness. So if by our symbolic representation one immediately remembers Kåñëa, that is our success. Interviewer: And what of special foods and special drink? Prabhupäda: Special food means Kåñëa-prasäda. Because we have dedicated our life to Kåñëa, we eat such things which Kåñëa eats. The impersonalists, they have no idea of Kåñëa, they have no idea of God, and how they can conceive that the God eats also? So we are not such rascal. We know that what God eats, and we offer such thing to God, or Kåñëa, and we take after His eating. That is our special food. Interviewer: Could you tell me the names of these special foods? How do you know what Kåñëa eats and drinks, please? 

Prabhupäda: As I have told you, that Bhagavad-gétä is the book of Kåñëa consciousness. Just like any department of knowledge, there are some books to know that departmental knowledge or science, similarly, to know Kåñëa consciousness there are many books and especially Bhagavad-gétä. In this Bhagavad-gétä Kåñëa says that “Anyone who gives Me fruits, vegetables, grains, milk, with great devotional love, I eat.” Therefore we offer these things to Kåñëa in different preparations, and we know He will eat. And that’s all. Interviewer: What types of food, what types of things do you drink, such as juices or anything else do you drink? Prabhupäda: Eatables are just within this jurisdiction of fruits, flowers, vegetables, grains, and milk. But we can prepare thousands of preparation, very nice palatable preparations. And I invite you to our temple. When love feast is distributed on every Sunday, you will see how they are nicely prepared. But they are prepared… Only if we get some grains and some butter and some fruits and some vegetables, we can prepare hundreds of preparations, hundreds, very, very palatable. You will forget all other eating. 

Interviewer: What are your teachers called, those who teach the members of the community of Kåñëa consciousness? Are they also gurus or anything similar to the gurus of the Hindu faith?  Prabhupäda: The original guru is Kåñëa. And just like He taught first the Kåñëa consciousness principle to Arjuna. And how Arjuna understood, that is also there. So anyone who follows the principle… Just like my great grandfather told something, “This is watch.” Then my grandfather told, “This is watch.” Then my father told, “This is watch.” So I am also telling, “This is watch.” So there is no difference of opinion between the old great grandfather and me because we are following the same principle. Similarly, whatever is spoken by Kåñëa five thousand years or forty millions of years, it doesn’t matter. If you are simply following the same principles, then you are spiritual master. Interviewer: Then your teachers are called spiritual masters? You are the spiritual preceptor, your holiness. And do you use the word guru? Prabhupäda: Our guru or spiritual master comes down from that disciplic succession. It is not that, that somebody all of a sudden becomes guru and manufactures his own philosophy. We don’t accept such nonsense. We must accept somebody who is actually bona fide, coming in disciplic succession, not others. 

Interviewer: What is your opinion of yoga and Zen? Do you incorporate any of their principles? Such as meditation for example? Prabhupäda: Any principles of religion current in the world, they are all included in Kåñëa consciousness, any principle. But just like if you have got two millions of dollars, the ten dollars, fifty dollars, five hundred dollars, five thousand dollars, or go on increasing, everything is included there, similarly, Kåñëa consciousness is perfect. Just like in New York there is a building, Empire State Building. It is 102 stories. So one who has gone up to the topmost story, 102, it is to be understood that he has passed over the fiftieth story or fortieth story or tenth story or all the stories. So one who has become Kåñëa conscious, he knows everything, the meditation, the yoga, this practice, that practice. Everything is there. That we can give proof. It is practically. So we have to simply become Kåñëa conscious. Then everything will be included there. Interviewer: What is your hierarchy in Kåñëa conscious? That is, do you have anything comparable to bishops and the hierarchy of the Christian faith and of other major faiths? That is, you are the spiritual preceptor, and who are all those below you, between you and the congregation, the members? Prabhupäda: It is not exactly the hierarchy, but in the Christian method, Roman Catholic method, the process of the Pope, Archbishop, and…, that is very nice. There is no objection of us. But our point is that Kåñëa consciousness is lacking. In spite of all arrangement, if people lost faith in God, so simply by hierarchy, what is the benefit there? There is no benefit. You see? Bambarambhe laghu-kriya, in the Sanskrit word, that you can make a very high-grade arrangement, but the result is zero. So that hierarchical arrangement is exactly not in Kåñëa consciousness. But our method is very simple. If one is fortunate enough to meet a bona fide spiritual master and if he acts strictly under his discipline, he also becomes within a very short time another spiritual master. 

Interviewer: How does one feel called toward Kåñëa conscious? That is, does he begin by having faith or does…? What demands are made upon him? How does he come into the frame of mind where he can accept Kåñëa consciousness?  Prabhupäda: Of course, faith is the basic principle of everything. If you have no faith, then you cannot make progress in any line of action. So in Kåñëa consciousness is also… Faith is the basic principle. Just like I have come here. I started my classes in New York. So I was alone chanting Hare Kåñëa. Somebody came. Naturally, out of inquisitiveness, somebody comes. Somebody came and, “Oh, what this Indian swami is doing? Let me see.” So he sat down. Some other came. He sat down. Then some of them took it, “Oh, Swamiji speaks very nice. Let me come again.” He comes, he comes, and then he gets some faith: “Oh, Kåñëa consciousness is very nice.” Then next point is that he wants intimate relationship with the swami, or me: “Swamiji, I have heard you so many days. I think it is very nice. So I want to be your student.” So faith is the basic principle. The next stage is that he wants to become a student. And as soon as he wants to become a student, the next stage is that I accept him a disciple if I think that he is suitable. Then as soon as he becomes a disciple, he follows my regulative principles, injunctions. Then gradually he becomes free from all misgivings and naturally he gives up that illicit sex life or gambling or meat-eating and so many other things. In that way he becomes fixed up. Then he develops a taste; he cannot give up the society, taste. Then attraction, attachment. He wants to do everything for the society. In this way he develops love of Kåñëa. And in the final stage he loves only Kåñëa and nobody else. And because Kåñëa includes everyone, that means he loves everyone. Interviewer: Could you describe your temple to me? Prabhupäda: At the present moment, we have got fourteen temples: New York, San Francisco, Los Angeles, Santa Fe, Buffalo, Boston, and Montreal, and Seattle, and one in New Vrindaban. We have purchased about 130 acres of land and developing there, New Vrindaban. And we have got now a temple in London, in Germany, Berlin. And we are in negotiation with Florida friends and we have sent one of our representative in Hawaii. So we have got so many temples. Gradually it is increasing. And boys and girls, especially younger generation… My, amongst my disciples, the oldest disciple is thirty-five years old. Otherwise they are between twenty to twenty-five. Interviewer: How do you account for most of your disciples being so young that is, right after university age, and what have your inroads been here in Seattle during the month that you have been here? 

Prabhupäda: I have come here for the last ten days only. And at least two or three is already converted (in) Seattle. Yes. I want to see the youngsters in your country to be happy. Everyone wants that, but not only in your country, I want to see everywhere. Because that is the duty of every human being, to give information of highest happiness. That is the duty of every human being. The animal propensity is to exploit others. And human propensity should be to do good to others. That is the difference between animal propensity and human propensity. So here is a nice thing, Kåñëa consciousness. Why should you not distribute? Especially in your country where there is great need for it? They are not after economic development. They have seen much of economic development. Now it is time for them to take to this Kåñëa consciousness and they will be happy. That is my mission. Interviewer: Would you tell me something of your own background? That is, where you were educated, how you became a disciple of Kåñëa. Prabhupäda: I was born and educated in Calcutta. Calcutta is my home place. I was born in 1896, and I was my father’s pet child, so my education began a little late, and still, I was educated in higher secondary, high school for eight years. In primary school four years, higher secondary school, eight years, in college, four years. Then I joined Gandhi’s movement, national movement. But by good chance I met my Guru Mahäräja, my spiritual master, in 1922. And since then, I was attracted in this line, and gradually I gave up my household life. I was married in 1918 when I was still a third year student. And so I got my children. I was doing business. Then I retired from my family life in 1954. For four years I was alone, without any family. Then I took regularly renounced order of life in 1959. Then I devoted myself in writing books. My first publication came out in 1962, and when there were three books, then I started for your country in 1965 and I reached here in September, 1965. Since then, I am trying to preach this Kåñëa consciousness in America, Canada, in European countries. And gradually the centers are developing. The disciples are also increasing. Let me see what is going to be done. Interviewer: How did you become a disciple yourself? What were you, or what did you follow before you became a disciple? 

Prabhupäda: Same principle as I told you, faith. One of my friend, he dragged me forcibly to my spiritual master. And when I talked with my spiritual master, I was induced. And since then, the seedling began. Interviewer: Would you discuss your dancing with me please and explain something of it. I first saw it Tuesday evening, and I would like to know more about it. Prabhupäda: We don’t this dancing as an art. It is automatic. We dance, we cry, we chant, we laugh not by artificially learning it. But Kåñëa consciousness is so nice. As you begin to chant, naturally you feel for dancing. So it is not taught artificially. It comes simultaneously with development of Kåñëa consciousness. Interviewer: What is the hand attire which you are wearing? What is the meaning of this? 

Prabhupäda: I am chanting Hare Kåñëa whenever there is opportunity, and there are beads. So I am chanting on beads. There are 108 beads and each bead we chant sixteen names, Hare Kåñëa Hare Kåñëa Kåñëa Kåñëa Hare Hare, Hare Räma Hare Räma Räma Räma Hare Hare. So my disciples, they chant at least sixteen rounds. Actually… Interviewer: [break] I wanted to find out more about attending the services, that is, are there any books written about Kåñëa consciousness here available in Seattle or any other organizations besides the temple?  Prabhupäda: We have many books already published. One, first, is Bhagavad-gétä As It Is. This is published by Macmillan and Company. You can have any number of these books from our temple. And the next book is Teachings of Lord Caitanya. That is also available from our temple. And the next book, in three parts, Çrémad-Bhägavatam. So if somebody… These are the, I mean to say, covering of the books. So if somebody carefully reads these books, Kåñëa consciousness science will be understood very easily by him. Besides these books, we have got our monthly magazine, Back to Godhead. So if the students… It is not very costly. The monthly magazine is only 35 cents per copy and the subscription four dollars yearly. And this Bhagavad-gétä As It Is, it is only $2.95. Of course, this Teachings of Lord Caitanya, it is hardbound, it is $5.95. So they will be greatly profited. Interviewer: (inaudible) Prabhupäda: Oh, yes.  Interviewer: What do you offer to Kåñëa? That is, do you offer money in the sense of an offering in a Christian church or do you burn anything, for example, incense or could you explain this? Prabhupäda: Yes. The flowers, incense, and fruits, the same thing. I have already explained that whatever He has described in the Bhagavad-gétä. Kåñëa says that “Anyone offering Me these things in devotion…” So we follow the same principle. So it is very nice thing. If the students follow, they can follow it individually. Even in his own apartment he can keep a picture of Kåñëa and offer a lamp, a candle, and one, I mean to say, incense. He will feel tremendously spiritually advanced. And if he reads these books, his life will be changed completely. That is a fact. [break] And two boys, Kåñëänanda and one German boy, is going there very soon. So, of course, we do not expect to sell English books in Germany very much, but maybe… (end) 

2 thoughts on “Krişna Bilinci – Krishna Consciousness

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s