İlahi Lütuf Srila Bhaktisiddhanta Sarasvati Gosvami

Gözden kaybolduğu Gün

Bugün Visnupada Sri Srimad Bhaktisiddhanta Sarasvati Thakura’nın gözden kaybolduğu gün olduğu halde, bundan dolayı üzülecek bir şey yok. Ayrılık hissettmemize rağmen, bu his var ama ruhsal bakımdan, görünmekle gözden yok olmak arasında fark yok. Bir şarkı var, Narottama dasa Thakura’nın şarkısı, ye anilo prema-dhana. Biliyor musunuz, bileniniz var mı? Biri bu şarkıyı söyleyebilir mi?”

Prabhupada:

nama om visnu-padaya
krsna-presthaya bhutale
srimate bhaktisiddhanta
sarasvatiti namine

Bhaktisiddhanta Sarasvati Thakura 31 Aralık 1936’da bu maddi dünyadan göçtü. Demek ki yaklaşık kırk yıl geçti. Öyleyse iki evre var, prakata ve aprakata, görünme ve gözden kaybolma. Dolayısıyla gözden kaybolmaktan dolayı üzülecek hiçbir şey yok çünkü Krsna ve Krsna’nın adanmışı… Yalnızca adanmışlar değil, adanmış olmayanlar bile, kimse yok olmaz. Kimse yok olmaz çünkü her canlı varlık… Krsna ebedi olduğu gibi… Vedik yazınlarda doğrulanır, nityo nityanam cetanas cetananam. Yüce Tanrı’nın tanımı O’nun aynı zamanda nitya, ebedi olduğu ve canlı varlıkların da ebedi olduğudur. Ama O ebedi şeftir. Nityo nityanam cetanas cetananam. Öyleyse niteliksel olarak Krsna ve canlı varlıklar arasında bir fark yoktur. Ve niceliksel olarak, fark vardır. Nitya, tek sayıda ki nitya ile çoğul nitya arasındaki fark nedir? Çoğul sayıda ki nitya asttır, tekil olan nityanın ebedi hizmetkarlarıdır. Tıpkı birine hizmet etmek isterseniz, efendi de aynı sizin gibidir. Onun da iki eli, iki bacağı ya da benzer duyguları vardır. O da yemek yer. Aynı olan herşey oradadır. Ama fark, efendinin ve hizmetkarın olması. Hepsi bu. Yoksa her anlamda eşit.

Demek ki ruhsal bakımdan, görünmek ve gözden kaybolmak arasında fark yok. Tıpkı maddi bakış açısına göre, kişi doğunca… Farzedin ki doğmuş bir oğlunuz oldu, çok mutlu olursunuz. Aynı oğul, göçüp gittiği zaman çok mutsuz olursunuz. Dolayısıyla bugün Om Visnupada Sri Srimad Bhaktisiddhanta Sarasvati Thakura’nın gözden kaybolduğu gün olduğu halde,bundan dolayı üzülecek bir şey yok. Ayrılık hissettiğimiz halde, bu his var ama ruhsal bakımdan görünmekle gözden kaybolmak arasında fark yok. Bir şarkı var, Narottama dasa Thakura’nın şarkısı, ye anilo prema-dhana. Biliyor musunuz, bileniniz var mı? Biri bu şarkıyı söyleyebilir mi?” Ah. Ye anilo prema-dhana, karuna pracura, heno prabhu kotha gelo. Tam olarak tüm şarkıyı hatırlamıyorum. Bizim üzüntümüz şu, Srila Bhaktisiddhanta Sarasvati Thakura heryere dağıtmak üzere bu mesajı getirdi (ama biz yeteri kadar yapmadık)… Tabi ki, Sri Caitanya Mahaprabhu arzusunu şöyle ifade etti,

prthivite ache yata nagaradi-grama
sarvatra pracara haibe mora nama

O ,“Dünyanın her yerinde, bir çok kent ve köyde olduğu kadar, heryerde Benim adım bilinecek.” diye kehanette bulunmuştu. Sri Caitanya Mahaprabhu’nun adı. Şu an, girişimde bulunulan, aslında… Sri Caitanya Mahaprabhu’nun arzusunun yerine getirilmesi için, O şahsen dedi ki,

bharata bhumite manusya janma haila yara
janma sarthaka kari kara para-upakara

O, İsminin her kent ve köyde tüm dünyada heryere yayılmasını istedi. Ve bunu kim yapacaktı?, Hindistan, Bharata-varsa’da doğmuş herkesten vazifesinin: herşeyden önce Sri Caitanya Mahaprabhu’nun felsefesini anlayarak kendisini kusursuz hale getirmek;sonra da onu yayınlamak, dağıtmak olmasını istedi. Bu her Hintlinin göreviydi.

Demek ki Hintli, özellikle Hindistan’da ,onların Vedik yazınlardan faydalanma ayrıcalığı var. Öyleyse hayatını mükemmelleştirmek isteyen bir kimse, bu durumda Hindistan’ın geniş ruhsal bilgi hazinesinden yararlanmalı. Bir Çinli beyefendi bile, din üzerine bir kitap yazdı. Bu New York Üniversitesi’nde bir ders. Yani o şöyle dedi, “ Eğer din hakkında birşey bilmek istiyorsanız, o zaman Hindistan’a gitmek zorundasınız.” Bu bir gerçek. Onun için Caitanya Mahaprabhu dedi ki her Hinti… Bu Krsna bilinci hareketini dünyanın heryerine yayma ihtiyacı var. Bu sebepten öncelikle hayatını mükemmel hale getirmek her Hintlinin görevidir. Bilmek zorunda… Mükemmeliyet demek konumunun ne olduğunu ve ne yapması gerektiğini bilmek zorunda olması anlamına gelir. Mükemmeliyet budur. Şu an insanlar bu beden mi yoksa bunun dışında birşey mi, ne olduğunu bile bilmiyor. Büyük, büyük bilimadamları, onlar da fiyasko. Mükemmeliyet bu. Öncelikle kişi ne olduğunu, bu beden mi yoksa bu bedenin ötesinde birşey olup olmadığını bilmeli. Bu ruhsal bilginin başlangıcıdır. Öyleyse bu avantaj, kültürle, eğitimle Hindistan’da var. Bu nedenle Sri Caitanya Mahaprabhu Hintlilerden, bharatiya, Bharata- varsa, insan olarak doğanlardan istedi… Hayvanlara konuşmuyor. Bharata bhumite manusya janma. Manusya janma insan demektir. Çünkü insan olmadan, kimse bu şeyleri anlayamaz. Kediler ve köpekler, onlar anlayamaz.Dolayısıyla davranışı kedi köpeklerin ki gibi olan bir insan, o da anlayamaz. Bu nedenle O dedi ki, Bharata bhumite manusya janma. Manusya. Herşeyden önce yaşamınızı mükemmelleştirin ve ondan sonra da bu bilgiyi dağıtın. Caitanya Mahaprabhu’nun görevi budur.

Yani O sadece söyledi, ama ilerleyen günlerde takipçilerinin bunu yapmasını bekliyordu. Böylece bu girişim Bhaktisiddhanta Sarasvati Thakura tarafından yapıldı. Bhaktivinoda Thakura, Sri Caitanya Mahaprabhu’nun mesajının, Batı ve Doğu tarafından eşit olarak kabul edilmesi ve hem Hintlilerin hem de Avrupalıların, Amerikalıların, onların Sri Caitanya Mahaprabhu’nun merhametinin çoşkunluğunda berbarce dans etmeleri gerektiğini arzuladı. Bu onun arzusuydu, Bhaktivinoda Thakura. O sadece arzusunu dışa vurdu, “ Ne zaman bunun gerçekleştiğini, hem doğulu hem batılı insanların Sri Caitanya Mahaprabhu kültü temeli üzerinde birleştiğini ve beraberce çoşkunluk içinde dans ettiğini göreceğim?” Bu onun tutkusuydu. Bu Sri Caitanya Mahaprabhu’nun ve Bhaktivinoda Thakura’nın tutkusuydu. Sri Bhaktisiddhanta Sarasvati Thakura bu hadiseyi, işi ele aldı ve herşeyden önce istedi.

Öyleyse her öğrenciden, herhangi müritten, her müritent, özellikle yeterli olanlardan, o şunu istedi “Caitanya Mahaprabhu’nun bu görevini üzerinize alıp batı ülkelerinde vaaz verin.” Bu Bhaktisiddhanta Sarasvati Thakura’nın birinci girişimiydi. Bundan önce, acaryalar bile, Rupanuga Gosvamiler yazın bıraktılar ama pratik olarak vaaz verme girişimde bulunmadılar. Ve Bhaktisiddhanta Sarasvati Thakura, bu Caitanya kültünü batı ülkelerinde vaaz vermek için çok, çok hevesliydi. Bu, Sri Bhaktisiddhanta Sarasvati Thakura’nın özel katkısıdır.

Böylelikle Bhaktisiddhanta Sarasvati Thakura ile tanıştığım zaman… Onunla nasıl tanıştığım uzun bir hikaye. Arkadaşlarımdan biri, sürükledi. (güler) (gülüşme) O zamanlar milliyetçiydim ve büyük bir kimya fabrikasının yöneticisiydim. Yaşım yirmibeş civarıydı. Böylece arkadaşlarımdan biri benden rica etti “ İyi bir sadhu var, Bhaktisiddhanta Sarasvati Thakura. Cacutta’ya geldi. Yani, gidip görelim.” Ben de isteksizdim. Tıpkı pek çokları gibi olduğunu düşündüm, pek çok sadhu var. Yani ben pek… Çünkü çok kötü bir deneyim geçirmiştim, pek iyi değildi. Onun için dedim ki, “O tür sadhulardan, öyle çok var ki.” Bilmekten memnun olacaksınız ki genç yaşımda ya da erken yaşımda bile—Krsna’nın merhametiydi—genç arkadaşlarım arasında bile, lider olarak görülürdüm. (gülme) (gülüşme) Okul günlerimde, üniversite çağımda, özel arkadaşlıklarımda, öyle ya da böyle bir şekilde liderleri olmuştum. Ve bir astrolog bazen el falıma bakardı. Hintçe, kukum calena(?) dedi. Kukum calena “ Senin elin buyruğunun yerine getirileceğini söylüyor.”

Adanmışlar: Jaya!

Prabhupada: Böylece neyse, Krsna’nın lütfuydu. Gitmezdim ama onların bakış açısı ,benim bu sadhuyu, Bhaktisiddhanta Sarasvati Thakura’yı onaylamadığım sürece kabul görmeyeceğiydi. Bu yüzden beni sürükledi. Öylelikle o gün Bhaktisiddhanta Sarasvati Thakura’yı görmeye gittim. İlk buluşmada sadece önünde saygıyla seriliriz. Uygulama budur. O da hemen şu şekilde konuşmasına başladı, “ Hepiniz eğitimli genç adamlarsınız. Neden Sri Caitanya Mahaprabhu’nun kültünü ele alıp İngilizce bilen bütün halka vaaz vermiyorsunuz? Niye bu konuyu ele almıyorsunuz?” Yani bir çok kez onunla tartıştım… O zaman bir milliyetçiydim. Ben de dedim ki “Kim bizim mesajımızı kabul edecek? Biz bağımlı ulusuz. Kimse umursamaz.” Bu şekilde, kendi bildiğim şekilde, o daha genç günlerde… Ama biz Vaisnava ailesinemensuptuk, Sri Caitanya Mahaprabhu, Nityananda, Radha-Govinda. Bu bizim tapınılası Deitimiz. Onun için öyle memnun oldum ki “Bu sadhunun vaaz vermeye çalıştığı,Radha-Krsna kültü, Caitanya Mahaprabhu’nun kültü. Çok hoş.”

Yani o zamanlar biraz sohbetimiz olmuştu, ve tabi ki onun iddiaları ile yenilmiştim, benim iddiam. (gülüşme) Ve sonra, dışarı çıktık, bize prasadam sunuldu, çok hoş muamele, Gaudiya Matha. Ve sokağa çıktığım zaman, o arkadaşım bana, “ “Bu sadhu hakkındaki görüşün ne?” diye sordu. Ardından ben de dedim ki “İşte Sri Caitanya Mahaprabhu’nun mesajını üstlenen doğru kişi burda ve şimdi bu dağıtılacak.”

Adanmılar: Jaya!

Prabhupada: Yani o zamanlar bir budalaydım ama böyle fikir yürütüyordum. Ve hemen onu manevi ustam olarak kabul ettim. Resmi olarak değil, ama kalbimde. Bu 1922’de oldu. Sonra, 1923’de iş gezisi için Calcutta’dan ayrıldım. Ve Allahabad’ı merkez bürosu yaptım. Allahabad, Cacutta’dan beş yüz mil kadar uzaklıkta. Böylelikle “ Çok iyi azizlere yakışır biriyle tanıştım.” diye düşünüyordum. Bu daima benim düşüncemdi. Yani bu şekilde 1928’de bir Kumbhamela vardı. O zamanlar Gaudiya Matha insanları Allahabad’da oraya bir merkez kurmak için geldiler, ve başka biri söylemiş, başka biri onlara “ Şu Prayaga Eczanesine gidin” diye haber vermiş. Benim ecza dükkanım Prayaga Eczanesi olarak isimlendirilmişti. Aynı zamanda benim adımda oradaydı. “Gidip Abhaya Babu’yu görün. O dindar…O size yardım edecektir.” Bu Gaudiya Matha insanları beni görmeye geldiler. Böylelikle “Bayım, biz sizi görmeye geldik. İyi namınızı duyduk. Onun için biz burada bir tapınak başlatmak istiyoruz.Lütfen bize yardım etmeye çalışın.” Ve ben bu Gaudiya Matha insanları hakkında “ Çok iyi, azizlere yakışır kişilerle tanıştım,” diye düşünüyordum ve onları görür görmez,aşırı derecede mutlu olmuştum: “ Ah işte o insanlar. Tekrar geldiler.”

Böylece bu şekilde yavaş yavaş bu Gaudiya Matha etkinliklerine bağlandım ve Krsna’nın lütfuyla, işim de pek iyi gitmiyordu. (gülme)(gülüşmeler) Evet. Krsna der ki yasyaham anughrnami harisye tad-dhanam sanaih. Bir kişi gerçekten Krsna’nın adanmışı olmak isterse, aynı anda da maddi bağlılığını sürdürürse o zaman Krsna’nın işi maddi olan herşeyi almaktır ki böylece tamamen, demek istediğim, Krsna’ya muhtaç olsun. Yani bu gerçekten benim yaşamıma oldu. Bunu ciddiyetle üstlenmek için bu harekete gelmekle yükümlüydüm. Ve şöyle hayal ediyordum “Bhaktisiddhanta Sarasvati Thakura beni çağırıyor, ‘Lütfen benimle birlikte ortaya çık!’” (duraklama) Yani bazı zamanlar dehşet içindeydim, “Ah bu da ne? Aile hayatımdan vazgeçmek zorundayım? Bhaktisiddhanta Sarasvati Thakura beni çağırıyor? Sannyasa olmak zorundayım?” Ah, dehşete düşmüştüm. Ama bir kaç sefer beni çağırdığını gördüm. Yani neyse, onun lütfuyla aile yaşamımdan, sözde iş hayatımdan vazgeçmeye zorlanmıştım. Ve o öyle ya da böyle bir şekilde bana vaaz verme müjdesini getirdi.

Öyleyse bu hatırlanmaya değer bir gün. Onun arzuladığnı, ben biraz yapmaya çalışıyorum ve siz hepiniz bana yarım ediyorsunuz. Onun niçin ben size daha çok teşekkür etmek zorundayım. Siz aslında benim Gurum Maharaja’nın temsilcilerisiniz (Srila Prabhupada ağlamaya başlar & devam edemez) çünkü Gurum Maharaja’nın buyruğunu yerine getirmemde bana yardım ediyorsunuz.

Size çok teşekkür ediyorum. Hare Krsna’yı zikredin. (son)

www.harekrishnaturkey.org / harekrishnaturkey@yahoo.com

Tarafından sizin için çevrildi. Umarım faydalı bulmuşsunuzdur.

http://groups.yahoo.com/group/harekrishnaturkey/

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s