July 12, 2008

www.harekrishnaturkiye.blogspot.com

YENİ ADRESİMİZE TAŞINDIK….

www.harekrishnaturkiye.blogspot.com

WE HAVE MOVED TO OUR NEW ADRESS:

www.harekrishnaturkiye.blogspot.com

July 28, 2007

Bhagavata’nın Işığı 1–Light of the Bhagavata 1

Herkese Hare Krsna! Bugün itibariyle A.C. Bhaktivedanta Swami Prabhupada’nın Bhagavata’nın Işığı (Light of the Bhagavata) kitabından seri halinde sırasıyla bölümler postalayacağım. Basitliği, güzelliği ve anlaşılmazlığıyla tüm zamanlar boyunca en büyük filozofların bile akıl ve kalplerini esir alan , zamanımızın en büyük bilimsel beyinlerinin bile onun büyük gizemini anlamayamadığı doğanın amacı, önemi ve kökenini açık ve somut misallerle sunan Bhagavata’nın Işığı’nda, Bucknell Universitesi’nden Dr. Larry Shinn’in Prabhupada’ya övgüleri şöyleydi; 

“Prabhupada’nın şahsi sofuluğu ona gerçek bir yetki verdi. Yazınları tam layıkıyla, sıradışı bir farkındalık derinliği ve çarpıcı kişisel bir örnek sergiledi, çünkü o gerçekten öğrettiğini yaşadı.”

taken from Srila Prabhupada's Light of the Bhagavata light-of-the-bhagavata.jpg  

1

Gökgürültüsü ve tüm gökyüzünde çakan şimşeklerin eşliğinde, bulutların gelişi yaşam-veren bir umut resmi sağlar. Derin mavimsi bulutlarla kaplı gökyüzü yapmacık olarak giyinmiş görünür. Bulutların içindeki gökgürültüsü ve şimşek yeni bir yaşam şekli için umut işaretleridir. 

Dingin gökyüzü, sonsuz derin, Mutlak Gerçeğe benzetilir. Canlı varlıklar da maddi doğanın halleri ile ilişki içerisinde tezahür eden gerçeklerdir. Derin mavimsi bulut sonsuz gökyüzünün yalnızca önemsiz bir bölümünü kaplar ve bu çok ufakörtü cehaletin niteliğine ya da canlı varlığın gerçek doğasının unutulmasına benzer. Bir canlı varlık sonsuz gökyüzü kadar arıdır. Lakin, maddi dünyadan zevk alma eğilimi içerisinde unutkanlık bulutunca kaplanır. Tamas(cehalet) adı verilen bu nitelikten ötürü kendisinin Mutlak Gerçek’ten farklı olduğunu düşünür ve o açık gökyüzünün ki gibi olan arılığını unutur. Bu unutkanlık sahte egoda ayrılıkçılığa yol açar. Böylece unutkan canlı varlıklar, bireysel olarak ve toplu halde gürleyen bulutlar gibi sesler çıkarırlar: “Ben buyum,” “Bu bizim,” ya da “Bu benim.” Bu yanlış ayrılıkçılık haline rajaların niteliği denir ve tamas halleri üzerinde ayrı bir üstünlük için yaratıcı bir güç doğurur. Şimşek çakması kişiyi bilgi yoluna götürebilecek tek umut ışığıdır ve bu nedenle sattva ya da iyilik haline benzetilir. 

Sonsuz gökyüzü, ya da heryeri-kaplayan Mutlak Gerçek (Brahman) gökyüzünün kaplı kısmından farksızdır, fakat aynı zamanda tüm gökyüzü kara bulutla kaplanmaya eğilimli olan o çok ufak parçadan farklıdır. Gökgürültüsü ve şimşeğin eşlik ettiği bulut imkan dahilinde sonsuz gökyüzünü kaplayamaz. Bu yüzden tüm gökyüzüne benzetilen Mutlak Gerçek eş zamanlı bir şekilde tezahür eden canlı varlıkla bir ve ondan ayrıdır. Canlı varlık Mutlak Gerçeğin yalnızca bir modelidir ve cehaletin dolaylı bulutu tarafından örtülmeye eğilimlidir. 

Genellikle monistler ve düalistler olarak bilinen iki filozof takımı vardır. Monist, Mutlak Gerçeğin ve canlı varlığın bir olduğuna inanır, fakat düalist canlı varlığın ve Mutlak Gerçeğin farklı kimliklerine inanır. Bu iki filozof sınıfının üzerinde  acintya-bhedabheda tattva, ya da eş zamanlı olark bir ve farklı olmanın gerçeği vardır. Bu felsefe Lord Şri Caitanya’nın Vedanta-Sutralar açıklamalarında ileri sürülmüştür. Vedanta felsefi tefsirler ortamıdır ve bu nedenle Vedanta hiçbir özel filozof sınıfının mutlak malı olamaz. Mutlak Gerçeğin içten bir arayıcısı olan kimseye Vedantist denir. Veda ‘bilgi’ demektir. Herhangi bir bilgi departmanına Vedik bilginin bir kısmı denir ve vedanta tüm bilgi dallarının nihai yargısı anlamına gelir. Felsefeye tüm bilimlerin bilimi denildiği gibi, Vedanta da tüm felsefi kuramların nihai felsefesidir.  

  Keep reading →

July 22, 2007

Hare Krişna Maha Mantrası–Hare Krishna Maha Mantra

İlahi Lütuf A. C. Bhaktivedanta Swami Prabhupäda tarafından

“Hare Kåñëa Maha Mantra”

açıklaması:  

Albüm plağının kapağında açıklandığı gibi,Hare Kåñëa, Hare Kåñëa, Kåñëa Kåñëa, Hare HareHare Räma, Hare Räma, Räma Räma, Hare Hare’ ninzikredilmesiyle bu aşkın ses titreşimi Krişna bilincimizi yeniden canlandırmak için son derece güzel bir metottur. Yaşayan spirituel ruhlar olarak hepimiz özünde Krish bilinçli varlıklarız ancak zamanın başlangıcından beri madde ile olan birlikteliğimizden ötürü bilincimiz şu an maddi atmosferle kirlenmiştir.Bu kirlenmiş canlı kavramında, hepimiz maddi doğanın kaynaklarını sömürmeye çalışıyoruz, ama aslında giderek daha çok karmaşıklıklığımızda dolanıyoruz. Bu illüzyona maya  ya da maddi doğanın sıkı kanunlarına karşı çetin mücadele denir. Maddi doğaya karşı bu aldatıcı mücadele Krsna bilincimizin yeniden canlandırılmasıyla bir kerede durdurulabilir. 

Krsna bilinci zihin üzerine yapay bir dayatma değildir. Bu bilinç canlı varlığın özgün enerjisidir. Aşkın titreşimi duyduğumuz zaman, bu bilinç yeniden canlanır. Ve yöntem bu çağın otoriteleri tarafından önerilir. Aynı zamanda uygulanılabilir deneyimle de, mahä-mantra’nın, ya da Kurtuluş için Büyük Zikrin devamlı tekrarlanmasıyla bunu algılayabiliriz, kişi bir seferde ruhsal tabakadan gelen aşkın çoşkunluğu hissedebilir. Kişi duyu, akıl ve zihin aşamalarını geçerek gerçekten ruhsal anlayış düzeyindeyse, aşkın seviyeye yerleşmiştir.Hare Kåñëa, Hare Kåñëa, Kåñëa Kåñëa, Hare HareHare Räma, Hare Räma, Räma Räma, Hare Hare ninzikredilmesi bilincin tüm aşağı hallerine- yani tensel, akli ve zihinsele baskın çıkarak doğrudan ruhsal platformdan harekete geçer. Ne mantranın dilini anlamaya ne de zihinsel spekulasyonlara ya da mahä-mantranın zikredilmesinde herhangi entellektüel bir düzeltmeye ihtiyaç vardır.Doğrudan ruhsal platformdan beliriverir ve aslında, herkes önceden bir meziyete sahip olmadan da bu aşkın ses titreşimine katılıp kendinden geçerek dans edebilir. Biz pratik olarak gördük. Bir çocuk bile zikirde yer alabilir ya da hatta bir köpek bile katılabilir.Bununla beraber, zikir Tanrı’nın saf bir adanmışının dudaklarından duyulmalı, öyle ki çabuk etki elde edilebilsin. Mümkün olduğunca, bir yılanın dilinin değdiği sütün zehirli etki etmesi kadar adanmış olmayanın dudaklarından gelen zikirden kaçınılmalı. Harä kelimesi Tanrı’nın enerjisine hitap etme şeklidir. Hem Kåñëa hem de Räma doğrudan Tanrı’ya hitap etme şekilleridir, ve bunlar “en yüksek zevk, ebedi.” anlamına gelir. Harä Tanrı’nın yüce zevk potensiyelidir. Bu potansiyel, Hare olarak hitap edildiği zaman bizim Yüce Tanrı’ya erişmemize yardım eder.Maddi enerjiye mayä denir, aynı zamanda bizim Tanrı’nın marjinal enerjisi olduğumuz kadarbu da  Tanrı’nın çoklu potensiyellerinden bir tanesidir. Canlı varlıklar maddeye daha üstün olan enerji olarak tanımlanır. Üstün enerjidaha aşığı olan enerjiyle temasa geçtiği zaman birbirine zıt bir hal alır. Ancak üstün marjinal enerji, ruhsal potensiyel olan Harä  ile temasa geçtiği zaman mutlu olur , canlı varlığın normal durumu. 

Üç kelime yani Harä, Kåñëa ve Räma, mahä-mantra’nın aşkın tohumlarıdır ve zikir Tanrı’ya  ve O’nun içsel enerjisi, Harä’ ya koşullanmış olan ruha koruma sağlaması için ruhsal çağrıdır. Zikir tam olarak bir çocuğun annesi için gerçek haykırışı gibidir. Anne Harä, yüce baba Hari ya da Kåñëa’nın lütfunu kazanmaya yardım eder ve Tanrı kendini böylesi içten bir adanmışa gösterir. Bu nedenle, bu çağdaHare Kåñëa, Hare Kåñëa, Kåñëa Kåñëa, Hare HareHare Räma, Hare Räma, Räma Räma, Hare Haremahä-mantrasını  zikretmek kadar etkili başka bir yol yoktur. 

July 22, 2007

 

Srila Prabhupada’yı tanımanıza yardımcı olacak şeyleri 
paylaşmaya devam edeceğim. Buna karşın Prabhupada’yı 
tanımanın en kolay, en etkili ve doğrudan yolu onun 
kitaplarını okumak. O ebediyen kitaplarında yaşıyor. 
O ses titreşiminde mevcut. Bir çok adanmışın ve onunla 
fiziksel olarak karşılaşan, yüzyüze gelen ve Tanrı’nın kutsal 
isimlerini söylerken Onun merhameti için ağlayan ve 
merhametini düşkün ruhların üzerine yağdıran Onun 
saf adanmışı, Prabhupada’ya hizmet ederken ve doğrudan 
sadece onun kitaplarını okuyan herkesin yaşamlarına dokundu. 
Bir çok takipçi ve aşağıdaki resimde gördüğünüz, okumak üzere 
olduğunuz ve George Harrison gibi önceden okuduğumuz tanınmış 
kişilikler ve daha okuyacağımız birçokları gibi bir sürü takipçi 
ve bir sürü seven…

                                                                               

Bir adam tüm dünyayı kazanır ama ruhunu kaybederse ne yararı var…
  

Bombay’ın huzurlu Iskcon tapınağı atmosferine girin ve karşılaşmayı bekleyeceğiniz en son kişi Mick Jagger’ın 1970’lerden kanun kaçağı macerası kadın kahramanı Ned Kelly’dir.
  

Ama işte orada. Hoşça tombul Avusturalyalı film ve televizyon aktörü Janne Wesly. Kırmızı baskılı sarisi içine bürünmüş, başı şalıyla örtülmüş ve alnında tilak işaretiyle, boylu boyunca göze çarpıyor. Yeni dönüşümü içerisinde Janne Wesly’ye Ma Jagattarini Devi deniyor.
  

Wesly uzun zaman önce 1970 de, aynı yıl Rolling Stones’un yıldızı Jagger ile filmi çıktığında, Iskcon’un kurucu acaryası Srila Prabhupada ile tanıştığında hayatın değiştiğini söylüyor.
  

O zamanlar ancak 22 yaşında olduğunu söylüyor. Ve dünya ayaklarının altındaydı. “Aslında Ned Kelly’nin galasına katılmak için Los Angelas’taydım. Ve daha sonra da film kariyerimin peşine düşmek üzere Londra’da Mick Jagger’a katılacaktım. Ama Los Angeles’de ki Krişna tapınağını gezdikten sonra diğer herşey benim için anlamını kaybetti.”
  

Başrol oyuncularından Mick Jagger için diyor ki, “ O da kıpır kıpırdı. Esasında içte bir müzisyendi ve bir aktörün yaşamının yavaş gidişatıyla başa çıkamadı. Muazzam derecede ünlüydü ama içte biryerde sıkıldığını hissettim.”
  

Wesly kamera ışıklarının arkasında, çok daha ruhsal bir varoluşa özlem duyduğunu söylüyor. “Film dünyasının benim arayıp bulmaya çalıştığım cevapları veremeyeceğinden emindim. Ünlü yüzlere ait listenin en tepesindeki Marilyn Monroe gibi insanları düşündüm. Ama derinlerde bir yerde içte, Manroe’nın bile farklı birşeyin özlemini çektiğini hisettim.”
  

BOMBAY: peaceful athmosphere
Bombay’ın Iskcon tapınağına girin ve karşılaşmayı bekleyeceğiniz en son kişi Mick Jagger’ın 1970’lerden kanun kaçağı macerası kadın kahramanı Ned Kelly’dir.
  

Ama işte orada. Hoşça tombul Avusturalyalı film ve televizyon aktörü Janne Wesly. Kırmızı baskılı sarisi içine bürünmüş, başı şalıyla örtülmüş ve alnında tilak işaretiyle, boylu boyunca göze çarpıyor. Yeni dönüşümü içerisinde Janne Wesly’ye Ma Jagattarini Devi deniyor.
  

Wesly uzun zaman önce 1970 de, aynı yıl Rolling Stones’un yıldızı Jagger ile filmi çıktığında, Iskcon’un kurucu acaryası Srila Prabhupada ile tanıştığında hayatın değiştiğini söylüyor.
  

Barely o zamanlar ancak 22 yaşında olduğunu söylüyor. Ve dünya ayaklarının altındaydı. “Aslında Ned Kelly’nin galasına katılmak için Los Angelas’taydım. Ve daha sonra da film kariyerimin peşine düşmek üzere Londra’da Mick Jagger’a katılacaktım. Ama Los Angeles’de ki
Krishna tapınağını gezdikten sonra diğer herşey benim için anlamını kaybetti.”
Başrol oyuncularından Mick Jagger için diyor ki, “ O da kıpır kıpırdı. Esasında içte bir müzisyendi ve bir aktörün yaşamının yavaş gidişatıyla başa çıkamadı. Muazzam derecede ünlüydü ama içte biryerde sıkıldığını hissettim.”
  

Wesly kamera ışıklarının arkasında, çok daha ruhsal bir varoluşa özlem duyduğunu söylüyor. “Film dünyasının benim arayıp bulmaya çalıştığım cevapları veremeyeceğinden emindim. Ünlü yüzlere ait listenin en tepesindeki Marilyn Monroe gibi insanları düşündüm. Ama derinlerde bir yerde içte, Manroe’nın bile farklı birşeyin özlemini çektiğini hisettim.”

Şu an Perth, Avustural’ya da ikamet ettiği halde, Wesly Lord Krishna’nın mesajını yaymaya yardım ederek devamlı hareket halinde. Asla geriye dönüp gösteri işi kariyerine bakmadı. 

Kocası Bhurijana Prabhu ile birlikte, Wesly  Hong Kong’da ki ilk Hare Krişna tapınağını inşa etmek özgeci bir şekilde işe daldı.
Wesly şöyle devam ediyor, “Bir fil kariyerinin peşine düşmek için radikal bir şekilde standartlarımı düşürmek zorunda kalacağımdan uzlaşmayla mutlu olamayacağımı biliyordum. O yüzden herşeyi cope attım ve daha saf bir yaşam şeklini seçtim.

Kocası Bhurijana Prabhu ile birlikte, Wesly Hong Kong’da ki ilk Hare Krişna tapınağını inşa etmek özgeci bir şekilde işe daldı.
Wesly şöyle devam ediyor, “Bir fil kariyerinin peşine düşmek için radikal bir şekilde standartlarımı düşürmek zorunda kalacağımdan uzlaşmayla mutlu olamayacağımı biliyordum. O yüzden herşeyi cope attım ve daha saf bir yaşam şeklini seçtim.
  

(Heroine in new avatar, Meena Iyer. ISTTIMES NEWS NETWORK)

Daima Soyleyin ve Mutlu Olun
HARE KRSNA HARE KRSNA KRSNA KRSNA HARE HARE
HARE RAMA HARE RAMA RAMA RAMA HARE HARE
 www.harekrishnaturkey.com      /     harekrishnaturkey@yahoo.com
Tarafindan sizin icin cevrildi. Umarim faydali bulmussunuzdur.
http://groups.yahoo.com/group/harekrishnaturkey/
www.harekrishnaturkey.wordpress.com

  

  

  

I will go on sharing things that will help you to get to know Prabhupada more. However the easiest, most effective and direct way to know Prabhupada is to read his books. He himself lives eternally in his books. He is present in the sound vibration. He touched the lives of so many devotees and anyone who just directly read his books, who has come contact with him in physical presence, face to face,and while chanting the holy names of the Lord crying for His mercy and while has been serving his pure devotee, Prabhupada who has been showering his mercy to the fallen souls. So many followers and so many lovers as you see in the below picture and you are about to read in the article and as we have already read about well-known personalities like George Harrison and as we may read more of them…
  

  

What profit a man if he gains the whole world but loses his soul…
  

MUMBAI: Enter the sanctum sanctorum of Mumbai's Iskcon temple and the last person you expect to encounter is Mick Jagger's heroine from the 1970 outlaw adventure Ned Kelly.
  

But there she is. The pleasantly plump Australian film and television actor Janne Wesly. Clad in a red-printed sari, her head covered with her pallu and a daunting chand tilak on her forehead, Jane stands out tall. In her new avatar Janne Wesly is called Ma Jagattarini Devi.
  

Wesly says life changed when she met Srila Prabhupada, the founder acharya of Iskcon in the United States way back in 1970, the same year her film with the Rolling Stones star Jagger released.
  

Wesly says she was barely 22 then. And had the world at her feet. "In fact I was in LA to attend the premiere of Ned Kelly. And later I was to join Mick Jagger in London to pursue my film career. But after I visited the Krishna Temple in Los Angeles everything else lost meaning for me."
  

About co-star Mick Jagger she says, "He was very restless too. He was
basically a musician at heart and couldn't handle the slow pace of an
actor's life. He was hugely famous, but somewhere within I sensed he was bored."
  

  

Wesly says behind the arc-lights, she longed for a more spiritual
existence. "I was sure the world of films couldn't get me the answers I was seeking. I thought of people like Marilyn Monroe who were up there on the list of famous faces. But I just felt that deep within, even Monroe longed for something different."
  

  

Wesly continues, "Since I would have to drop my standards radically to
pursue a film career I knew I wouldn't be happy with the compromise. So I chucked it all and opted for a purer form of life."
  

With her husband Bhurijana Prabhu, Wesly plunged into working selflessly to build the first Hare Krishna temple in Hong Kong.
  

Though she currently resides in Perth, Australia, Wesly is constantly on the move, helping to spread the message of Lord Krishna. She has never looked back at her showbiz career.
  

Heroine in new avatar, Meena Iyer. Posted on, ISTTIMES NEWS NETWORK)

Always Chant and Be Happy
HARE KRSNA HARE KRSNA KRSNA KRSNA HARE HARE
HARE RAMA HARE RAMA RAMA RAMA HARE HARE
 www.harekrishnaturkey.com      /     harekrishnaturkey@yahoo.comHope you have found it useful.
http://groups.yahoo.com/group/harekrishnaturkey/
www.harekrishnaturkey.wordpress.com

  

July 21, 2007

Hiçbir kayıp yok– Nothing is lost

Hare Krişna! Öyle ya da böyle bir şekilde daha fazla zenginlik, refah, arkadaş, bir sevgili, itibar, ün, başarı ve sizin kendinizden düşünebileceğiniz daha bir çok maddi kazançlar bakımından daha iyi bir yaşam için  maddi varoluş mücadelesi içinde boğuluyoruz. Lakin hepsinden öte hepimiz tüm bu yukarda bahsettiklerimizin bize sağlayanacağını düşündüğümüz mutluluk ve tatminin özlemini çekiyoruz. Ne yazık ki tüm bu maddi arzular kıskacı, sahip olduğumuz yanıltıcı ve geçici bir yaşam sisteminin yanlış anlaşılmasından başka bir şey değil. Görüntüde kendine-yeter gözüken ama kişiye aslında yaşamın ihtiyaçları olan mutluluk ve tatmini satın alamayan büyük zenginliğe sahip olan bir çoklarının örnekleri var. Yaşamda salt maddi varoluş çabasından daha fazlası olduğunu zaten fark etmiş olanlar, onlar çok talihli ama aynı zamanda ruhsal yaşam o kadar ucuz değil ve çoğu zaman uygulayıcısına zor geliyor. Benlik idraki için takip etmemiz için bize verilen ve bize semavi bir ikametgah sunan neredeyse tüm ruhsal yöntemler bizim kendi-disiplinimiz için, koşullanmış ruh sürekli maddi enerji (maya) ile temasta olduğu için takip etmesi zor olabilecek kurallar ve düzenlemeler koyar. Lakin asla hayal kırıklığına ve umutsuzluğa düşmememiz gerek çünkü otoritenin Kendisi ister ruhsal hayata giden yolda ister ruhsal hayatta tek bir kayıp bile olmadığını ilan ediyor. 

Umarım tüm ruhsal kardeşlerimiz ve arkadaşlarımız uzun bir süredir bu ruhsal nektarı paylaşmadığımız için bizi mazur görür. Ben şahsen bu maddi kuyuda kayboldumama Vedik bilgeliğinin bu ruhsal ipine tutunma talihine sahibim ve burada hepimizi memnun edecek daha fazlası olması umuyorum. Lütfen hizmet etmek üzere bu küçük çabam için saygılı itaatlerimi kabul edin. Hayat epey ağır olduğundan ve madem ki haftasonu olduğundan, size küçük ama umarım ruhsal uygulamalarınızda, arayışlarınızda ve ruhsal yolculuğunuzda ruhsal hayatınıza küçük ama önemli ilham verici bir dokunuş olacağını umduğum derin bilgi ile hoş bir hikaye. 

HARE KRİŞNA HARE KRİŞNA KRİŞNA KRİŞNA HARE HARE

HARE RAMA HARE RAMA RAMA RAMA HARE HARE

Menaka, güzel Shakuntala'yı bilge Visvamira'ya gösterdiğinde bilgenin görmek istemediği, daha fazla mayadan etkilenmek istemediğini betimleyen resim

Prabhupada: …namutra vinasas tasya vidyate, na hi kalyana-krt kascid durgatim tata gacchati. Şimdi, geçen hafta tartıştığımız bu dize,düşen kişi… “Farzet ki birisi hayatın manevi eğitimine girişti. Öyle ya da böyle bir şekilde, bu eğitimi tamamlamakta başarılı değil. O zaman ona ne olur?” Bu Arjuna’nın sorusuydu.(Bhagavad-gita). Bu çok güzel bir soru, şu “ Farzet ki birisi manevi yaşamın işleyişine girişiyor. Öyle ya da böyle…” Bazen kuralları takip etmeyiz ve … (ara). Bazen bazı kadınsı çekimlerin tuzağına düşeriz.  Bunlar engellerdir. Dolayısıyla tam bir ilerleme yapamayabiliriz. Öyleyse Krişna der ki, “Benim sevgili Arjuna’m”, na hi kalyana-krt kascid durgatim: “Her kim yüzde bir bile olsa içtenlikle manevi eğitime girişimde bulunduysa, o asla düşmeyecektir. Asla düşmeyecek.” Bu içtenliktir. Çünkü bizler zayıfız ve maddi enerji çok güçlü, dolayısıyla ruhsal yaşamı benimsemek aşağı yukarı maddi enerjiye karşı savaş ilan etmektir. Maddi, yanılsatıcı enerji mümkün olduğunca bu koşullanmış ruhu kısıtlamaya çalışıyor. Şimdi, koşullanmış ruh bilgide ruhsal ilerlemeyle onun kıskaçlarından kurtulmaya çalıştığı zaman, ah, o daha da zorlu oluyor. Evet. Onun test etmek istediği, “Bu kişi ne kadar içten?” Öyleyse maddi enerjinin sunduğu bir çok cezp edici olacak.

Şimdi, bir hikaye var. Bir çok hikaye var. Ben bir tanesinden bahsediyorum. Çok ilginç. Visvamitra Muni. Visvamitra Muni, büyük bir kral, ksatriyaydı, ama onun rahibi Vasistha Muni’nin, onun büyük bir ruhsal gücü vardı. Böylelikle krallığından feragat etti. Gelişmek istedi. Krala yaraşır, asil tabakadandı ama yine de ruhsal düzende ilerlemek istedi. Böylece yoga yöntemini, meditasyonu benimsedi. O zamanlar bu yöntemi, yoga yöntemini benimsemek mümkündü. Dolayısıyla öyle bir meditasyon yapıyordu ki, cennetin kralı olan Indra bile, “Bu adam benim konumumu zaptetmeye çalışıyor.” Diye düşündü. Madem rekabet var… Aynı zamanda bu da… Cennet de maddi dünya anlamına gelir. Öyleyse bu rekabet—hiçbir iş adamı bir diğer iş adamının ilerlemesini istemez. Alaşağı etmek ister. Fiyat, kalite rekabeti. Benzer şekilde, Indra’da sandı ki, “ Bu adam öylesine güçlü meditasyon yapıyor ki, ben alaşağı edilebilirim ve benim koltuğuma o gelebilir.” Sonra topluluğunun kızlarından birini, Menaka’yı oraya gidip bu muniyi cezp etmesi için ayarladı. Böylece Menaka o rsiye, Visvamitra Rsi’ye yaklaştığında, o meditasyon yapıyordu. Ve sadece (kızın) hallallarının sesinden, o anladı ki, “ Bir kadın var.” Ve semavi, ilahi güzelliği görür görmez büyülendi. O halde bir sonuç vardı, o büyük … Sakuntala. Belki bazılarınız biliyordur. Kalidasa’nın yaptığı bir kitap var, Sakuntala. Bu Sakuntala’nın dünyada ki en güzel kız olduğu varsayılır ve o bu Visvamitra Muni ile Menaka birleşmesinden doğdu.

Böylece kız doğduğunda, o zaman Visvamitra düşündü ki, “Ah, ben ruhsal kültürümde ilerliyordum ama tekrar tuzağa düştüm.” Bu yüzden dışarı çıkıyordu. Aynı anda karısı Menaka bu kızı onun önüne getirdi ve küçük kız her zaman çekiciydi. Gösterdi ki, “Ah ne kadar hoş bir kızın, ne kadar güzel bir kızın var ve sen çekip gidiyorsun? Hayır, hayır. İlgilenmelisin.” Böyle bir resin var, çok hoş. Bu çok ünlü bir resim. Menaka’nın Visvamitra’ya kızı gösterdiği ve muninin de, “Bana daha fazla gösterme.” diye. Evet. Bir resim var. Bu… Sonra o çekip gitti. Öyleyse başarısızlık şansları var. Başarısızlık şansları var. Tıpkı büyük bilge Visvamitra Muni gibi, o da başarısız oldu, şimdilik başarısızdı. Ama Krişna bu başarısızlığın, demek istediğim, başarısızlık olmadığını söyler. Bizim bazen söylediğimiz şu atasözümüz gibi, “ Başarısızlık başarının  direğidir.” Öyleyse özellikle in ruhsal yaşamda, bu başarısızlık cesaret kırıcı değildir. Bu başarısızlık cesaret kırıcı değildir.

O yüzden Krişna der ki, “ Kişi manevi eğitimini tamamlamakta başarısız olsa bile, yine de asla onun tarafınca kayıp yoktur.” Partha naiva iha. Iha, bu dünyada demektir. Na amutra. Amutra sonraki yaşam demektir. Vinasas tasya vidyate: “ O asla mağlup olmayacaktır.” Vinasas tasya vidyate, na hi kalyana-krt: “ Her kim bu manevi kültürün hayırlı yolunu seçerse,” kascid durgatim tata gacchati, “o asla düşmeyecek.” Evet. Ve neden? Şimdi,

prapya punya-krtam loka
usitva sasvatih samah
sucinam srimatam gehe
yoga-bhrasto ‘bhijayate

Abhijayate. O der ki  başarısız yogi… Başarılı olan Tanrı’nın krallığına girer. O başka bir şey. Ama başarısız olmuş bir öğrenci olan, ona ne olur? Şimdi, prapya punya-krtam lokan: “Dindar canlı varlıkların girmesine izin verilen gezegenlere girer.” Bu onun daha yüksek gezegenlere girdiği anlamına gelir. Evrende binlerce gezegen ve daha yüksek gezegenler vardır, orada daha çok refah, daha uzun yaşam süresi vardır, insanlar daha ahlaklı, dindar, ilahidir. Siz daha yüksek gezegenlere ilerledikçe, bu olanaklar var, bu dünyadakinden bin kat daha iyi. Ynai Krişna der ki, “ Başarısız olsa bile, yine de dindar insanların yükseldiği o gezegenlere gider.” Prapya punya-krtam lokan, ve usitva sasvatih samah. Ve uzun bir süre orada kalır.  Keep reading →

July 4, 2007

Akıl için Yoga- Yoga for Mind

krsna-in-meditation.jpg 

***For english please click “Read the rest of this entry” at the bottom***

bandhur atmatmanas tasya

yenatmaivatmana

jitatmanaanatmanas

tu satrutve

vartetatmaiva satruvat 

“Aklı fethetmiş biri için akıl arkadaşların en iyisidir; fakat böyle yapmayı başaramamış biri için aklı en büyük düşmanı olacaktır.” (Bhagavad-gita 6.6)  

Yoga sisteminin bütün amacı aklı dostumuz yapmaktır. Tıpkı sarhoş durumdaki bir kişinin aklı gibi, maddi temasta olan akıl bizim düşmanımızdır. Caitanya-caritamrta (Madhya 20.117) da denir ki: 

krsna bhuli’ sei jiva anadi-bahrimukha

ataeva maya tare deya samsara-duhkha 

 “Canlı varlık, Krişna’yı unutmakla zamanın başlangıcından beri Tanrı’nın dışsal özelliğine kapıldı. Bu nedenle, yanıltıcı enerji (maya) ona maddi varlığı içerisinde her tür derdi verir.” Ben manevi bir ruhum, Tanrı’nın öz parçasıyım, lakin zihnim kirlenir kirlenmez isyan ediyorum çünkü çok az bir bağımsızlığım var. “Neden Krişna’ya ya da Tanrı’ya hizmet edeyim ki? Ben Tanrıyım.” Bu fikir zihinden dikte edilince tüm vaziyetim değişir. Sahte bir kanıya, bir yanılgıya kapılırım ve tüm yaşamım mahvolur. Dolayısıyla bizler bir sürü şeyi – imparatorlukları ve bunun gibilerini– kontrol etmeye çalışıyoruz, ama eğer aklımızı fethetmeyi başaramazsak o zaman bir imparatorluğu bile fethetsek başarısızızdır. Aklımızın ta kendisi bizim en büyük düşmanımız olacaktır. 

Sekizkatlı yogayı uygulamanın amacı, aklı insan görevini yerine getirmede bir arkadaş yapabilmek üzere kontrol etmektir. (DEVAMI YAKINDA…)  Keep reading →

June 11, 2007

Dharma nedir? – What is dharma?

İlahi Lütuf A.C. Bhaktivedanta Swami Prabhupada – “Krishna Bilincine Yükseliş”, Bölüm Altı “Krişna Bilincine Başlamak” 

“… Çoğu  zaman dharma sözcüğü din anlamına gelecek şekilde çevrilir, fakat dharmayı bir din olarak algılamak sözcüğü yanlış anlamaktır. Genel kullanımıyla, din kelimesi belli bir tip inancı kasteder. Dharma kelimesi ise etmez. Dharma canlı varlığın doğal uğraşına işaret eder. Örneğin, nerede ateş varsa orda ısı ve ışık vardır, öyleyse ısı ve ışığın ateşin dharması olduğu söylenebilir. Ateş dharmasını değiştiremez. Aynı şekilde, akışkanlık suyun içsel özelliğidir ve bu nitelik değiştirilemez. Eğer değişirse, daha fazla su olarak düşünülemez. Bireysel ruhun dharması asla değiştirilemez ve bu dharma Yüce Lord’a hizmet sunmanın mesleki uğraşıdır. İnançlar ve din değiştirilebilir. Bugün bir Hindu olabilirim ama yarın bir Hristiyan ya da Müslüman olabilirim. Bu şekilde inançlar değiştirilebilir ama dharma doğal bir düzendir, doğal bir uğraş ya da bağlantı…”

Keep reading →

June 4, 2007

Evrenler,gezegenler ve Goloka Vrindavan-Universes, planets and Goloka Vrindavan

***For English please click “Read the rest of this entry” at the end of the text***

stages-12345.jpg

1. Bir nilüfer çiçeği sarmalına benzeyen özgün ruhsal  gezegene “Golaka Vrindavan” denir ve Lord Krişna, Tanrılığın Özgün Şahşiyeti’nin ikametgahıdır. 2. Bu özgün gezegen gayrişahsiyetçi filozofların nihai hedefi olan Brahmajyoti denilen ruhsal bir ışın ya da parıltı saçar. Bu gizemli ve felsefi ilmi eserlerde çoğunlukla Mutlak Gerçeğin nihai şekilsiz hali olarak kabul edilen Beyaz Işık ya da oldukça göz kamaştırıcı Brahman’dır. 

3.  Tıpkı maddi güneşin ışınları içerisinde sayısız maddi gezegenler olduğu gibi, sınırsız Brahmajyoti içerisinde de sınırsız sayıda ruhsal gezegenler vardır. Bu ruhsal gezegenler Lord Krişna’nın mutlak yayılımlarının idaresi altındadır ve oranın sakinleri ebedi-özgür canlı varlıklardır. Hepsi dört-kolludur. Lord orada Narayana olarak bilinir ve tüm bu gezegenler Vaikunthalar olarak bilinir. 4. Ruhsal alemin ya da Brahmajyoti’nin bir köşesinde, ruhsal bir bulut yükselir ve bu örtük kısma Mahat Tattva veya toplam maddi öz denir. Maha Vişnu yayılımıyla Lord, daha sonra bu Mahat Tattwa’nın suyu içerisine uzanır. Bu suya Nedensel Okyanus veya Karana Jal denir. 

5. Maha Vişnu Nedensel Okyanus’un içerisinde uyurken, Onun nefes alışının baloncukları içersinde sayısız evrenler meydana gelir. Bu evrenler tüm Nedensel Okyanusa saçılmış halde yüzerler. Yalnızca Maha Vişnu’nun verdiği nefesin süresi boyunca kalırlar.

 stage-6.jpg

6. Her bir evrensel kürenin içerisine aynı Maha Vişnu, Garbodakaşayi Vişnu olarak girer ve orada Garbha Okyanusu’na, yılana benzeyen Seşa enkarnasyonu üzerine uzanır. Onun göbek deliğinden bir nilüfer sapı filizlenir ve bu nilüfer üzerinde maddi evrenin hükümdarı, Brahma doğar. Brahma tüm canlı varlıkları onun evrenindeki arzularına göre farklı formlarda yaratır. Ayrıca güneşi, ayı ve onun altında çalışan diğer yarıtanrıları da yaratır.  7. Her evrende güneş neredeyse ortaya yerleşmiştir ve madem ki sayısız evrenler var o halde tüm bu evrenlere bolca ışık, ısı, sıcaklık ve ışınlar yayan milyonlarca ve milyarlarca güneş ve ay var. Bununla birlikte bunların hepsi Mahat Tattva’nın menzili içerisinde yukarıda açıklandığı gibi sıkışmıştır. Güneşlere ve aylara evrenler içerisinde ihtiyaç vardır çünkü evrenler doğası gereği karanlıktır. Vedalar bize hepbirlikte bu karanlıktan çıkmamızı ve Brahmajyoti’nin ışıyan parıltısına erişmemizi öğretir. 8. Brahmajyoti güneş, ay veya elektirik gücüne ihtiyaç duymayan aydınlatıcı Vaikuntha gezegenlerinden kaynaklanır. 

Srimad Bhagavatam yüce gezegen, Goloka Vrindavan’a ulaşmamıza yardım eder. Kapı herkes için açıktır. Bu en yüksek mükemmeliyet olduğundan,  insan yaşamı bu özel vazife içindir.

Keep reading →

May 1, 2007

Nrisimhadev Caturdasi

Küçük kız Prabhupada'ya çiçekten bir taç takarken...

Hare Krsna! Nrisimhadev gelir ve bir Vaisnava verir verir ve verir… Biz sürekli Prabhupada’yı çiçekler, kurabiyeler, söylevler, kitaplarını, herşeyini verirken görüyoruz. Yukarıda ki resmi de görmenizi istedim. Bana aşağıda ki resimlerden birinde Krsna’nın Nrisimhadev formunu çiçeklerle taçlandıran  Prahlad’ı anımsattı.

Bugün Lord Nrsimhadev, Krişna’nın yarı-insan yarı-aslan olarak enkarnasyonunun beliriş yıldönümü. Aşağıda Krsna’nın farklı enkarnasyonlarına ve neden Krsna’nın bu kadar enkarnasyonları olduğuna ve bu enkarnasyonlarına amacına dair bilgi bulacaksınız. Bunun yanında Prabhupada’nın başyapıtı Srimad Bhagavatam’ında aşağıda alıntıladığım Nrisimhadev’in büyük adanmışı, büyük bir Vaisnava Prahlada’nın memnuniyeti için belirişinin özetle tarihi var. Nrisimhadev’in, Prahlad’ın ve Hiranyakaşipu’nun hikayesini okurken, Prabhupada gerçek bir Vaisnava’nın ruh halini Prahlad’ın deneyimi yoluyla anlatarak bize adanmışlık nektarını veriyor. Günlük hayatımızın materyalistik yaşam şekline dair yaygın problemlerimizi vurguluyor. Krsna’nın üzerimizde şefkatini gösterdiği bu günü kutlamalı ve kıymetini bilmeliyiz. Adanmışların koruyucusu Nrisimhadev’in nilüfer ayaklarınına sığınmalı ve en büyük adanmışlarından biri olan Prahlad’ın dualarından ilham almalıyız. Farkındalık kazanmaya ve adanmaya çalışan biz düşmüş ruhlarda bu Krsna adanmışlarının ayak izlerini ve ruh halini takip edelim ve varlığımızın bu hayati amacı ve gerçeğini paylaşmaya çalıştığımız herkese şefkatli olalım. Tüm övgüler ve saygı dolu itaatler öylesine merhametle bize ruhsallığın mutlak, aşkın ve somut bilgisini veren ve kendisi tavrı, hareketleri ve talimatları yoluyla şefkatli bir Vaisnava’nın örneği olan İlahi Lütuf A.C. Bhaktvedanta Swami Prabhupada’ya. Vedalarda belirtildiği gibi Krişna’ya ve Onun saf adanmışlarına sığınma fırsatını kaçırmamalıyız. HERKESE MUTLU NRİSİMHA CATURDASİLER J 

Sri Sri Laxmi Nrisimhadev ve Prahlada

Hiranyakaşipu’nun ve büyük adanmış-oğlu Prahlada Maharaj’ın tarihi Srimad Bhagavatam’ın Yedinci Kantosunda anlatılır. Hiranyakaşipu maddi başarılarla çok güçlü hale gelmişti ve Brahmaji’nin lütfuyla kendisinin ölümsüz olmasını düşündü. Brahmaji onu ölümsüzlük takdisiyle ödüllendirmeyi reddetti çünkü onun kendisi ölümsüz bir varlık değildir. Fakat Hiranyakaşipu dolambaçlı bir şekilde Brahmaji’nin takdisini, neredeyse ölümsüz bir varlık olmaya denk elde etti. Hiranyakaşipu hiçbir insan ya da yarıtanrı veya herhangi bir çeşit silah tarafından ya da ne gece ne de gündüz öldürülemeyeceğinden emindi. Bununla birlikte Lord Hiranyakaşipu gibi materyalist bir iblisin hayal gücünün ötesinde olan  yarı-insan ve yarı-aslan formunu aldı ve böylece, Brahmaji’nin takdisine ayak uydurarak, Lord onu (Hiranyakaşipu’yu) öldürdü. Onu kucağında öldürdü ki böylece ne karada ne suda ne de gökyüzünde öldürüldü. İblis Hirankakaşipu için hayal edilebilecek insan silahlarının ötesinde olan Nrisimha’nın tırnaklarıyla parçalandı. Hiranyakaşipu’nun harfi harfine anlamı tüm materyalist insanların nihai amacı altın ve yumuşak yatak peşinde olan demektir. Tanrı ile hiç ilişkisi olmayan böylesi şeytani kişilerin yavaş yavaş maddi kazanımlarla burnu büyür ve Yüce Lord’un otoritesine meydan okumaya ve Lordun adanmışları olanlara işkence etmeye başlarlar. Prahlada Maharaj Hiranyakaşipu’nun oğlu oluyordu ve oğlan çok büyük bir adanmış olduğu için babası yeteneklerinin elinden geldiği kadar ona işkence etti. Bu uç durumda , Lord Nrisimhadev enkarnasyonunu aldı ve sırf yarıtanrıların düşmanını mahvetmet için Lord Hiranyakaşipu’yu iblisin hayalgücünün ötesinde bir biçimde öldürdü. Tanrısız iblislerin materyalist planları daima tümüyle-güçlü Lord tarafından bozulur. SB 2.7.14 açıklama

Nrisimhadev ve HiranyakaşipuNrisimhadev’in büyük adanmışı Prahlada Maharaj’ın tarihi Srimad Bhagavatam’ın yedinci kantosunda anlatılır. Prahlada Maharaj, yalnızca beş yaşında küçük bir çocuk sırf Lordun saf bir adanmışı olmakla kocaman babası Hiranyakaşipu’nun kıskançlığının hedefi oldu. İblis babası adanmış oğlunu, Prahlad’ı öldürmek için tüm silahlarını kullandı fakat Lordu’un lütfuyla babasının tüm tehlikeli hareketlerinden kurtuldu. Ateşe, kaynar yağa atıldı, bir tepenin doruğundan atıldı, bir filin ayakları altına atıldı ve zehir verildi. En sonunda babası kendisi oğlunu öldürmek için  bir balta aldı ve böylelikle Nrisimhadev belirdi ve oğlunun önünde hain babayı öldürdü. Dolayısıyla kimse Lordun adanmışını öldüremez. Benzer şekilde, Arjuna da  Bhişma gibi onun büyük hasımları tarafından tüm tehlikeli silahlar kullanılmasına rağmen Lord tarafından kurtulmuştu. SB 1.15.16 açıklama 

Politik idari pozisyonları tutan budala politikacılar doldurdukları geçici pozisyonların maddi yaşamın en yüksek  maddi Prahlada Maharaj arkadaşlarına Krişna'yı anlatıyorkazanımı olduğunu sanıyorlar ve bu yüzden hayatın son anına kadar bile, Lordun ebedi ikametgahında Onun arkadaşlarından biri olarak özgürlüğe erişmenin yaşamın en yüksek başarısı olduğunu bilmeden bu pozisyonlara takılıp kalıyorlar. İnsan yaşamı bu sona erişmek içindir. Lord Bhagavad Gita’da Tanrılığa, Onun ebedi ikametgahına gitmenin en yüksek başarı olduğuna bizi bir çok kez temin eder.Prahlada Maharaj, Nrisimhadev’e dua ederken dedi ki, “Ey Lordum, ben maddeci yaşam şeklinden çok korkuyorum ve Senin şu an Nrisimhadev olarak dehşetli haşin  özelliğinden de az korkmuyor değilim. Bu maddi yaşam şekli değirmen taşı gibi bir şey ve biz onun tarafından eziliyoruz. Yaşamın bu korkunç silkeleyen dalgalarının girdabına düştük ve bu yüzden Lordum, beni Senin hizmetkarlarından biri olarak ebedi ikametgahına geri çağırman için Senin nilüfer ayaklarında dua ediyorum. Bu, bu maddi yaşam şeklinin en uç özgürlüğüdür. Benim maddi yaşam şekline dair çok acı deneyşmin var. Ben kendi eylemlerimin zoruyla mecbur kalmakla yaşamın hangi canlı türünde doğmuş olursam olayım iki şeyi, yani sevdiğimden ayrılığı ve istenmeyenle karşılaşmayı çok acı verici şekilde yaşadım. Ve bunları etkisizleştirmek için üstlendiğim çareler hastalığın kendisinden daha da tehlikeliydi. Onun için doğum ardına doğum bir  noktadan öbür noktaya sürüklendim, ve Sana dua ediyorum ki, bunun için lütfen Bana Senin nilüfer ayaklarında bir sığınak ver.” SB 1.19.20 açıklama Prahlada Nrisimhadev'yı çiçeklerle taçlandırırken

“Ne zaman ve nerede dini uygulamalarda bir düşüş ve dinsizlikte hakim bir yükseliş olursa, Ey Bharata’nın oğlu –o zaman Ben Kendim gelirim.” (Bhagavad Gita 4.7)

Böylece Lord merhametinden farklı fromlarında belirir. Lord Sri Krişna düşmüş ruhlara olan merhametinden bu gezegende belirdi; Lord Buda iblisler tarafından öldürülen zavallı hayvanlara olan merhametinden belirdi; Lord Nrisimhadev Prahlada Maharaj’a olan merhametinden belirdi. Sonuç şudur ki Lord bu maddi dünya içerisindeki düşmüş ruhlara karşı öylesine merhametlidir ki Kendisi gelir ya da Kendi adanmışlarını ve hizmetkarlarını tüm düşmüş ruhları eve, Tanrılığa geri getirmek olan arzusunu yerine getirmeleri için gönderir. SB 4.22.42 açıklama

Nrisimhadeva Deiti, Mayapur

JHARE KRSNAJ  Keep reading →

March 27, 2007

Lord Rama’nın Belirişi- Appearence Day of Lord Rama

***For English please click “Read the rest of this entry”at the bottom***

Herkese  Hare Krişna! Bugün Krişna’nın ideal bir kral olan güçlü bir enkarnasyonu Lord Sri Ramacandra’nın Beliriş Günü. İki milyon yıldan da önce Treta-yugada belirdi. Lütfen A.C. Bhaktivedanta Swami Prabhupada’nın Lord Ramacandra, Onun meşgaleleri, Krishna’nın enkarnasyonları ve Vaisnava kültürünün bu çok özel gününün önemine dair konuşmasını okuyun. Özgün Vedik kültüre, Hindu toplumunun hiç de bizim ayrımcı olduğunu düşündüğümüz gibi olmayan kast sistemine dair daha fazlasını bulacaksınız. Prabhupada bize toplumun farklı kısımlarını, Vedik kültürün özgün Hindistan’ının eğitim ve idari sistemini açıklıyor. Eminim Prabhupada’nın söylevinde Lord Rama’nın bu aşkın ve büyüleyici görkemini duymanın tadını çıkarırken modern yaşam ve Hindistan’a dair de sorulara yanıtlar bulacaksınız. Ayrıca harekrishnaturkey yahoo e-grup sayfasının “Files” bölümünden de “Rama’nın İsminin Gücü” adlı dosyayı da okuyabilirsiniz. 

Herkese Mutlu Rama Naviler!!!

 

SRILA A. C. BHAKTIVEDANTA SWAMI PRABHUPADA TARAFINDAN,

Hawaii, 27 Mart 1969

ramadi murtinu kala-niyamena tisthan nanavataram akarod bhuvanenu kintu kannaù svayam samabhavat paramaù puman yo govindam adi-purunam tam aham bhajami [Bs. 5.39]

Brahma-samhita’da Lord Ramaracandra’nın enkarnasyonunun anlatıldığı bir dize vardır. Sadece Rama değil daha birçok sayısız enkarnasyonlar vardır. Bir nehrin dalgalarına benzetilirler. Bir nehrin dalgalarının ya da bir okyanusun dalgalarının sayılamayacağı gibi, benzer şekilde Yüce Lordun kaç tane enkarnasyonunun olduğunu saymak da mümkün değildir. Ama onlar arasından esas isimler sastralarda belirtilir. Bu nedenle ramadi denir. Ramadi, rama ve aynı zamanda diğer birçok enkarnasyon demektir. Ve onlar mevcuttur. Bir enkarnasyon göründü ve sona erdi demek değildir. Hayır. Böyle değil. Tıpkı Lord Ramacandra bu gezegende göründüğü gibi, milyonlarca yıl önce diyelim. Treya-yuga da göründü. Treta-yuga demek… Biz bu Kali-yuga çağının yalnızca beşbinyılını geride bıraktık. Bundan önce Dvapara-yuga vardı. Dvapara-yuga 800,000 yıl demektir. Ve ondan önce de Treta-yuga onikiyüzbin yıl sürdü. Bu demek oluyor ki Lord Ramacandra en azından iki milyon yıl önce bu gezegende göründü.  Öyleyse şimdi Lord Ramacandra Ayodhaya da göründü. Kuzey Hindistan’da, Ayodhya’da bir yer var. O orada göründü. Kannan’ın Mathura’da göründüğü gibi… O da kuzey Hindistanda’dır. Ve Mathura, Yeni Delhi’den güneye doğru yaklaşık doksan mil kadar aşağıdadır. Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi adını daha önceden duymuşsunuzdur. Yani Ayodhya, New Delhi’nin beşyüz mil kuzeydoğusunda bulunur. Dolayısıyla Lord Ramacandra bu günde göründü. Bugüne Sri Rama Naumi denir. Ayn dokuzuncu gününde Lord Ramacandra göründü. Babası Ayodya kralıydı ve üç eşi vardı. Yani… Hayır. İki eşi vardı. Öyleyse iki eşinden dört oğlu vardı. Ramacandra en büyük oğuldu. Lord Ramacandra’nın yaşamı ve faaliyetleri… [ara]… Ramayana denilen bir kitaptadır. Ramayana adını duymuşsunuzdur. Ramayana da tarih olarak kabul edilir. Vedik yazınlar da aynı zamanda tarihtir. Puranalar, Srimad-Bhagavatam, Mahabharata ve Ramayana, bunlar tarihi kitaplar arasında sayılır. Ramacandra’nın tarihi babasının emekli olmak istemediydi. Dasaratha, Maharaja Dasaratha. Ve Lord Ramacandra’yı tahta oturtup emekli olmak istedi. Böylece her şey ayarlanmıştı fakat tam bir gün önce en genç eşi tüm şeyi başka bir şekle çevirdi. Bazen Maharaja Dasaratha dolama denilen bir şeyden çekiyordu, parmakta bir sorun? Ve bu kraliçe ona çok iyi hizmet ediyordu ve  çok memnundu. Ve dedi ki, Benim sevgili Sarminöha’m, eğer benden istediğin bir takdis varsa sana verebilirim. Ve o da, ihtiyacım olduğunda senden takdisi isteyeceğim. Şimdi değil. Böylece Lord Ramacandra’nın taç giyme töreninden tam bir gün önce kocası Maharaja Dasaratha’ya yaklaşığ ona şunu hatırlattı, Benim sevgili kocacım bana bir kutsama vermeye söz verdin ve ben de sana ona ihtiyacım olduğunda senden isteyeceğimi söyledim. Maharaja Dasaratha, Evet hatırlıyorum dedi. Şimdi bir kutsama istiyorsun? O da, Evet dedi. Ve nedir o? Dedi ki Ramacandra tahta oturtulamaz. Taç oğluma, Bharata’ya giydirilmeli. O şaşırmıştı. Büyük bir talep. Böylece,(kral) dedi ki peki bu yapılacak. Senin oğlun. Çünkü evvelden, krallar…  Evvelden değil, o güne kadar bile Hindistan’da bir çok kşatriya kral vardı. Birden fazla eşleri vardı. Ve onlar, doğal olarak, farklı eşler arasında rekabet vardı. Yani aynı şey. İnsan piskolojisi aynı. İki milyon yıl önce bile aynı mantık vardı ve (kraliçe) Benim oğlum kral olmalı, Ramacandra değil diye istedi. Ramacandra büyük olan kraliçe Kausalya’nın oğlu oluyordu.
Böylece Maharaja Dasaratha kabul etti ve Ramacandra’yı çağırttı. Sevgili oğlum, senin… O da istedi ki…O (kraliçe) çok diplomatikti. Ramacandra’nın ondört yıllığına ormana gitmesini istedi. Fikir politikti, Kral hemen şimdi oğlumu makamına getirmeyi kabul edebilir fikri. O halde, birkaç gün sonra, bu Ramacandra ordusuyla gelebilir ve krallığı devam ettirme de güçlük olabilir. Onun için (kraliçe) Ramacandra’nın ormana gitmesi ve o günden itibaren ondört yıl sona erene kadar geri gelmemesini istedi. Böylece Maharaja Dasaratha kabul etti. Çünkü o bir kşatriyaydı. Verieln sözü görün. Bir kşatriya asla sözünden geri dönmez, asla hiçbir meydan okumayı geriçevirmez. Bir kşatriyaya biri tarafından, Seninle savaşmak istiyorum diye meydan okunursa, geri çeviremez. Bu kşatriya ruhudur. Şimdi meşguluüm diyemez. Farzedin ki biri size gelip sizinle dövüşmek istediğini söylüyor. Siz de, dövüşmek saçmalığı da ne? Benim vaktim yok, diyebilirsiniz. Biz tapınaktayız. Ama bir kşatriya bunu inkar edemez.Bir kşatriya tek seferde kabul etmek zorundadır. Ah, evet. Hadi öyleyse. Ve silah olmalı, eğer hiç kılıcı ya da silahı yoksa ona silah tedarik edilmeli ve savaşmalı. Bu kşatriya ruhudur. Bir ülkeye hükmetmeye karşı büyük bir eğilimle yüksek derecede yardımseverdirler, yiğittirler ve sözlerini tutarlar. Bir ülkeye hükmetmelidirler. Yöneticiler. Onların işi…Geçimlerine göre insan sınıfları için farklı buyruklar vardır. Brahmanalar, onlar geçimlerini altı şekilde çıkarabilir. Paöhana paöhana yajana yajana dana pratigraha. Altı. Ve oniki yüksek vasıfla nitekli olmalılar. Birçok kez tartıştık. Bu vasıflar arasından doğru sözlülük bir brahmana için birinci öğe. Bir kşatriya yalan söyleyebilir. Buna müsaade edilir çünkü diplomat, politik olmak zorunda. Ama bir brahmana, ah, onun yalan söylemesine izin verilmez. Kast sistemi ya da varnaşrama sistemi, sistem bu. Herkes eğitimlidir. Çünkü bu dört insan sınıfına da toplumda ihtiyaç vardır.  Toplumun düzgün muhafazası için bir insan sınıfı çok akıllı olmalı, tüm iyi niteliklerle son derece vasıflı olmalı. Bu şekilde, ideal karakterde eğitilmeliler ki insanlar görüp onları takip edebilsin. Bu nedenle bahmanalara oldukça fazla saygı gösterilir çünkü onlar ideal karakterli, eğitimli ve dindardır, bilimi, ruhsal bilimi bilir. Bu yüzden onlar toplumun yüksek itibarlı ve en üstünde tutulur. Sonraki idareci, idari sınıf, kşatriyalar. Onlar nasıl öldürüleceğine dair eğitilmişlerdir. Kşatriyaların öldürme sanatını öğrenmek için ormanda avlanmasına izin verilirdi çünkü bu kşatriyalar için gereklilikti. Kşatriya, eğer o… Kral yanlış yapan birini bulursa, eğer isterse hemen onun kellesini uçurabilir. Kral o derece güçlüydü. Ve bu bir savaş varsa demek değildi, başkan ya da kral rahatça evinde oturur ve sıradan askerler gidip hayatını feda eder demek değildi. Hayır. Evvelden, kral veya devletin başı, o her şeyden önce savaşmaya dövüşmeye giderdi. Resimde görüyorsunuz, Kurukşetra’da savaşın en yüksek rütbeli adamları, her iki tarafta, bu taraf ve o taraf, at arabalarıyla saf durmuştu.Baş adam, önder ya da kumandan en arkaya sığınıp, kendini koruyup zavallı askerler de (Prabhupada kıkırdar) savaşa atılıyor değil. Hayır. Bunlar kşatriya ruhluydu. Ve bu sinif adamlarin o şekilde, kşatriya, savaşçı adamlar olarak eğitilmesi gerekliydi. Hindistan’da bu eğitim çok uzun zamanan beri olduğu için, bu yüzden orada asker toplamada zorluk yoktu. Hala savaşmaya hazır olan bir erkek sınıfı var. Bunlara denir ki… Tıpkı Gurkhalar, Nepalliler gibi. Nepal ismini duymuşsunuzdur. Hala küçük bir devlet, bağımsız devlet. Hindistan içerisinde değiller. Çin ve Hindistan arasında. Tüm Nepal nüfusu, onlar kşatriyalar. Ah, onlar çok iyi savaşçılar. Benzer şekilde Şihler, Jataslar da. Sınıflar var. Öyleyse onlar daima savaşmaya hazır. Ve İngiliz İmparatorluğu’nun gönüllü olarak tasfiye edildiğine şaşacaksınız çünkü onlar Hindistna’ı kaybetti. İngilizler, onlar anladılar ki şimdi Hindistan’ı kaybettiğimiz için doğu imparatorluğumuzu elimizde tutmanın olasılığı yok. Bu yüzden tasfiye oldular. Neden? Aslında tüm İngiliz İmparatorluğu Hintli askerler, bu Sihler ve Gurkhalar tarafından idare ediliyor ya da yönetiliyordu. Tüm imparatorluğu genişlettiler. Hindistan ile içtimai bir mevki alınca, imparatorluklarını sadece bu Sih ve Gurka askerlerle Orta Doğu ve Uzak Doğu’da genişlettiler. Burma ve heryerde üstünlük sağladılar.

Öyleyse savaşçı erkek sınıfına ihtiyaç var. Siz ülkenizde asker toplamakta zorluk çekiyorsunuz çünkü asker toplama yöntemi yanlış. Siz bazı kişileri topluyorsunuz… Siz insanları tıpkı surdalar gibi yetiştiriyorsunuz ve onların savaşmalarını istiyorsanız. Nasıl savaşabilirler ki? Mümkün değil. Dolayısıyla Bhagavad Gita’da belirtilir ki,
catur-varnyam maya sanöam guna karma vibhagasaù… [Bg. 4.13]. Lord Krişna dedi ki, toplumun dört sınıfı ya da düzeni, brahmana, kşatriya, vaisya, sudra, iş ve niteliğe göre Benim tarafımdan plnlanır. Oyleyse bu kşatriya niteliğindeki adamlara da ihtiyaç var ve işçi sınıfına da, onlara da ihtiyaç var. Tabi ki işçi sınıfının, onların bir eğitime ihtiyacı yok. İşçi sınıfı hiçbirşey yapamayan, ne brahmana ne kdatriya ne de vaisya olan anlamına gelir.Bu demek oluyor ki nufüsun en son dengesi, onlara işçi sınıfı ya da sydra denir. Sudra hiçbir eğitimi olmayan demektir. Sudranın hiçbir samskarası yoktur. Samskara eğitim demektir. Herkes doğuştan sudra olarak kabul edilir. Janmane jayate sudra. Janmana doğuştan demektir. Doğuştan. Herkes bir sudra, dördüncü sınıf insan olarak doğar. Bu kabul edilmeli ve aslında öyledir de. Tıpkı bir çocuk, masum bir çocuk gibi, ne bilir ki? Eğitilmesi gerekir. Siz onu ister bir brahmana olarak ya da bir kşatriya veya bir vaisya olarak eğitin. Yoksa aksi halde zaten bir surdadır, sudra doğmuştur. Sudranın hiçbir eğitimi yoktur. Şimdi, eğer onu bir brahmana olarak eğitirseniz o zaman bir brahmana olur. Onu bir kşatriya olarak eğitirseniz o zaman bir kşatriya olur. Bir vaisya olarak eğitirseniz… Bundan dolayı bence bu, bu sistem çok bilimsel, şöyle ki eğer gerçekten çok zeki bir adamın ya da Tanrı farkındalığında bir adamın yardımını isterseniz, hazır, brahmana sınıfı. Tıpkı bir avukatın yardımına ihtiyaç duymanız gibi, sizin bir sürü  avukatlarınız var. Bir tıp adamının yardımına ihtiyaç duyarsanız… Çünkü eğitimli adamlar var. Benzer şekilde,toplumun brahmana olması için belli bir insan sınıfını eğitmesi gerek.  
Tıpkı bizim Krişna bilinçliyi eğitmemiz gibi. Krişna bilinci hareketi brahmanalar içindir. Onlar savaşmak için değil çünkü onlar savaşmak için eğitilmiyorlar. Onlar brahmanalar olmak için eğitiliyorlar. Dört kısım böyle açıklanır. Janmaya jayate sudrah, herkes sudra doğar. Bu kabul edilir. Samkarad bhaved dvijah. Şimdi eğer onu eğitirseniz, hangi ailede doğduğunu boşverin, onu eğitmek zorundasınız. Tıpkı delikanlıların okula eğitilmek için gönderilmesi gibi. Öyleyse herkes sudra olarak kabul edilir, ama şimdi siz onu eğitin. Guru-gahaya gider. Guru-gaha öğretmenin evi anlamına gelir. Evvelce, eğitilmek için, böyle büyük ölçekte okul ve üniversiteler yoktu. Her köy… Hala, elli yıl önce Hindistan’da her köyde brahmana tarafından idare edilen küçük bir okul vardı ve köy çocukları eğitilmeye oraya giderdi. Demek ki eğitilmeye gönderilirdi. Ve okul ücreti yoktu. Oğlanlar oraya giderdi ve öğretmen veya manevi ustanın adına onlar kapı kapı gider ve dilenir ve sadaka, pirinç, dahl, tahıl ve her şeyle gelirdi. Sistem buydu. Okul ücreti yoktu. Bir oğlanı nasıl okula yollamalı derdi yoktu. Samskara. Şimdi eğitildi. Öğretmen çocuğun eğitilmesi gerektiği piskolojisini görür. Ya bir vaisya ya da bir ksatriya olarak eğitilmelidir. Dolayısıyla herkes böyle eğitildi ama genellikle, bir kşatriyanın oğlu… Tıpkı Maharaja Ramacandra ya da Arjuna gibi, onlar en başından itibaren kşatriya olarak eğitilir. Doğal olark birisi bir tıp adamının oğluysa babası onu gelecekte bir tıp adamı olması için eğitir. Doğal eyilim budur.Çocuk büsbütün farklıysa o ayrı bir mesele, ama doğal olarak eğilim bu. Öyleyse bir kşatriyanın oğlu kşatriya olarak eğitilirdi. Bir brahmanaın oğlu bir brahmana olarak ve bir vaisyanın oğlu da bir vaisa olarak eğitilirdi ve sudranın eğitimi yoktu. Demek ki yavaş yavaş bu bir kast sistemi halini aldı. Brahmananın oğlu brahmana oldu. Çünkü önceden eğitim vardı. Ama ne zaman ki bu bozuldu, bir kişi bir brahmana ailesinde doğduğu halde bir sudranın işini yapıyor. Bu nedenle Vedik yazınlara göre, kişi doğumuna göre değil iş ve niteliğine göre sınıflandırılır. Sastranın sınıflandırması budur.
Tıpkı Bhagavad-gita’da olduğu gibi Lord der ki catur-varnyam maya sanöam guna-karma-vibhagasaù [Bg. 4.13]. Guna nitelik demektir ve karma da iş demektir. Kişi iş için nitelikli olmalıdır ve esasında çalışmalıdır. O zaman onun içinde, demek istediğim o kategori içerisinde sayılır.
Tıpkı sizin sadece bir avukat olarak eğitilmiş ya da eğitim görmüş olmanız gibi, ve eğer bunu mahkemede uygulamıyorsanız hiç kimse bir avukat olarak size danışmaya gelmez. Kimse sizinle ilgilenmez. Aynı zamanda uyguluyor da olmalısınız. Aynı şekilde, bir brahmana olmak için her şeyden önce, Brahmanın ne olduğunu bilmeli ve gerçekten Brahman faaliyetleri içinde bulunmalıdır. Öyleyse adanmışlık hizmeti Brahman faaliyetleridir. Krişna bilincinde ki eylemler Brahmanda ki eylemler demektir. Brahma carati iti Brahma brahmacari. Carati eylemler anlamına gelir. Esasında hayatta eylemlerde bulunur, brahmana ilkelerini yaşamına uyarlar, ona brahmacari denir. Öyleyse bunlar eğitimlerdir. Demek ki eğitimin nasıl olduğuna bir bakın, bir kşatriya sözünden dönemez. Onun için Maharaja Dasaratha en genç eşinin sözünü yerine getirdi ve oğlundan, en büyük oğlu Ramacandra’dan rica etti, Benim sevgili oğlum, on dört yıllığına ormana gitmek zorundasın. Bu senin en genç annenin arzusu. Ve ben onun vaadini, ricasını yerine getireceğime söz verdim. Öyleyse lütfen kabul et. Öyleyse lğtfen kabul et. Ramacandra dedi ki, Evet baba, ben hazırım. İşte bakın. Nitelik bu. Tanrının altı zenginliğinden ilk niteliği budur.
aisvaryasya samagrasya viryasya yasasaù sriyaù jïana-vairagyayos caiva nannam bhagam iti”gana (Visnu Purana 6.5.47)

Kişi nasıl Tanrı olur? Tanrı oylama ile üretilmemiştir. Tanrının kim olduğunun tanımları vardır. Tanrı tüm zenginliklerin sahibi olmalıdır. Aisvaryasya samagrasya. Samagra hepsi demektir. Kimse Onunla rekabet edemez. Ama kimse zenginlikte Tanrı ile rekabet edemez. Bu Tanrının bir niteliğidir. Kimse ben Tanrıdan daha zenginim diyemez. Ford’dan veya Rockefeller’denya da o veya bundan  daha zenginim diyebilirsiniz. Diyebilirsiniz. Ama kimse ben Tanrı’dan daha zenginim diyemez. Bu yüzden Bhagavad-gita’da mattaù parataram nanyat asti kiïcid dhanaïjaya. Mattaù parataram nanyat kiïcid asti dhanaïjaya [Bg. 7.7] denir. Dhananjaya Arjuna’nın bir adıdır ve Krişna dedi ki, Benim Sevgili Arjuna’m, Benden daha büyük biri daha yok.Öyleyse kim Tanrı olduğunu iddia ederse tatbik edilebilir örnekle ispat etmelidir ki kimse ondan zengin değildir. Bu birincisi. Fakat ne yazık ki biz bir sürü Tanrı kabul ediyoruz. Sokaktaki bir işe yaramaz da ben Tanrıyım diye iddia ediyor.

Öyleyse benzer şekilde, diğer nitelik de, kimse Tanrıdan daha güçlü olamaz, kimse Tanrıdan daha bilge olamaz ve kimse Tanrıdan daha feragatkar olamaz. Demek ki burada Ramacandra, Lord Ramacandra sadece babasının buyruğu üzerine, Onun babasına olan itaatinden nasıl tüm krallıktan feragat ettiğini sergiledi. Babasıyla, Benim sevgili babacım, sen yalnızca sözünü tutmak için ve bir kadının emriyle hareket ederek bunu yapıyorsun. Buna son verelim. Herkes yarın benim taç giyme törenimin olmasını bekliyor ve Beni öyle çok seviyorlar ki diye tartışabilirdi. Ama O… Tıpkı Krişna’nın öylesine çok sevildiği gibi, Lord Ramacandra da insanların hayatıydı. Ramachanra’nın ertesi gün tahta oturmasını çok umut ediyorlardı. Böylece kutlamalar yapıyor, tüm şehri süslüyorlardı. Her şey. O asla tartışmadı. Hemen kabul etti: Evet, baba. Ben hazırım.
Böylece ardından erkek kardeşlerden biri, Laksman, O da Ramacandra’dan rica etti, Benim sevgili kardeşim Beni de al. Ben senin daimi yoldaşınım. Bende Seninle gitmeliyim. O zaman O da dedi ki, Bu Senin dileğin.
Gönüllü olarak gelmek istiyorsan Benimle gelebilirsin. Sonra Sita, Eşi, genç eşi dedi ki, Ben seninle geleceğim. Ramacandra eşinden rica etti, Ah Sen Benimle gelemezsin. Çok zor. Sen kralın kızısın ve öyle güzel bir şekilde büyütüldün ki ve öyle güzelsin ki. Sen gidemezsin. Sen ormanda yaşama sıkıntısını kaldıramazsın. Dolayısıyla o da dedi ki, Ah Ben Senin karınım. Evli karınım. Öyleyse Sen cehenneme bile gitsen Ben gelmeliyim. Bu ideal eştir. İtiraz edebilir di: Ah Senin baban ormana gitmeyi emretti. Sen gidebilirsin. Ben babamın evine giderim ya da burada kalırım. Hayır. Bu ideal eş. Kocasının herhangi bir durumunu kabul etmeye hazırlıklı olmalıdır. Koca zenginken eş çok sadık ama fakirliğe düşünce ya da ormana gidiyorsa karısı ona eşlik etmekten vazgeçer değildir. Hayır. Hanım eş demektir. Riayet etmelidir. Tıpkı, denir ki, nasıl bir gölge gerçeği takip ederse, aynı şekilde eş de kocanın gölgesidir. Koca nereye giderse oraya gitmelidir. Koca ne isterse yerine getirmelidir. Tabi ki bu ülkede bu yorum eş bir köle yapılır şeklinde farklı anlaşılıyor. Ama aslında öyle değil. Sita ormanda kaçırıldığı zaman, Ramacandra tahmin etti ki, o güzel di, o gençti ve Biz açık ormandayız. Belki bazı iblisler gelebilir ve gerçekten öyle oldu. Öyleyse Sita için Lord Ramacandra tüm Ravana ailesini kırıp geçirdi. Yalnızca Sita için. Demek ki kocası olduğu gibi hanımı da öyle. Hanı öyle sadıktı ki tek başına kalamadı. Ormanda bile kocasına eşlik etmelidir. Ve kocası da sadıktı ki, Ah benim eşim kaçırıldı. Onun için tüm Ravana ailesini kırıp geçirdi.

Demek ki bunlar ideal tarih nasıl ki… Ramacandra, Lord Ramacandra bu dünyada eğitmek ya da ideal bir kral örneğini yerleştirmek için göründü. Bir kralın nasıl olması gerektiğini. Bu yüzdün iyi devlet var…  Rama-rajya, örnek gösteriliyor,. Rama-rajya. Kral Rama’nın krallığıdır. Çünkü herkes mutlydu, herkes. Ramacandra’nın hayatında bir çok örnek vardır. Bir brahmana… Tam olarak brahmana değil. Bir Brahmana Ramacandra’ya geldi. Çünkü o zaman bu sizin bir mahkemeye gittiğiniz ve bir damga ücretiyle başvurduğunuz gibi bir mahkeme yoktu. O zaman mahkeme kararnınız altı yıl sonra hüküm verilirdi. Böyle değil. Bir şikayeti olan kimse, o gitmeli … Kral açık seyirci arasında otururdu ve vatandaşların krala yaklaşıp şikayetlerini yazdırmasına izin verilirdi. Çünkü hemen hemen hiç şikayet yoktu. Herkes mutluydu. Çok önemsiz şikayetler. Dolayısıyla birisi Ramacandra’ya geldi ve Ramacandra’ya itham etti, Benim sevgili kralım, oğlum öldü. Bu nasıl olur ki babasının varlığında oğul ölebilir? Sizin hükümetinizde yanlış bir şey olmalı. Bir bakın. İtham şu ki Neden oğlum benim ölümümden önce öldü? Bu doğal değil. Öyle ki doğal olmayan hiçbir şey yoktu. Kral şiddetli soğuk ve şiddetli sıcaktan bile sorumluydu. Bunu Srimad-Bhagavatam’ım tarihinden öğreniyoruz. Bu belirtiliyor.Dolayısıyla kral oldukça sorumluk sahibiydi. Daima vatandaşlarının mutluluğunu düşünüyorlardı ve vatandaşları da çok iyiydi. Bir vatandaş Lord Ramacandra’ya yanaştı ve sonraki asitanı, Kardeşi, Lakşman Onun bir brahmana olduğu bilsini verdi. Sen iki haftalığına ya da bir aylığına sanırım  yargı için seyahatteydin ve bu brahmana Senin yokluğunda bir yudum su bile yiyip içmedi. Neden? Çünkü buraya Seni görmeye geliyor, darsan. Tıpkı bizim tapınağa Deitiyi görmeye gelmemiz gibi. Öyle ki Lord Ramacandra şahsen mevcutu. Dolayısıyla o da gelirdi. Ramacandra’yı gördükten sonra, itaatlerini sunar ardından eve gider bir şeyler, kahvaltısını ederdi. Bu onun yeminiydi. Ve iki hafta ya da bir aylığına göremediği, Lord Ramacandra siyasi bir seyahatte olduğu için yemek bile yemedi. Görüyorsunuz. Vatandaşlar krala benzerdi. Böylece o zamanlar, Maharaj Iskvaku’dan aile içinde ibadet edinilen Ramacandra’nın bir heykeli vardı. Yani o Lord Rama’nın adanmışıydı ve Lord Rama’nın heykeline ibadet ediyordu. Dolayısıyla bu heykele birbiri ardına aile tarafından ibadet ediliyordu. Ama Lord Ramacandra şahsen mevcutken O bu heykeli odasın dolabında tuttu ve ne zaman ki bu brahmana yaklaştı ve Lord Ramacandra’ya Lakşman tarafından onun yemininde ne kadar kararlı ve güçlü olduğu söylendi, o zaman Ramacandra da kendisine o heykelin verilebileceğini ki böylelikle Benim yokluğumda heykele saygılarını sunabilir ve bununla yapabilir diye buyurdu. O form, demeye çalıştığım, heykel ya da Ramacandra’nın arcası hala Güney Hindistan’da bulunur. O zamandan beri ibadet edilir.  
 Böylece bunlar Ramacandra’nın uğraşlarıydı. Sonra O, küçük kardeşi Lakşman ve eşi ormana gitti ve Eşi iblis Ravana’nın maharetiyle kaçırıldı ve Rama ile Ravana arasında bir savaş oldu. Ravana materyalist olarak çok güçlüydü. Ama şöyle ki Ravana ile savaşmak için, Ramacandra Krallığına geri dönüp ordusunu almadı. Hayır. Geri gelmedi çünkü ormanda yaşaması buyurulmuştu. Bu yüzden orman hayvanlarından, maymunlardan bir ordu organize etti. Maymunlar. Teşkilatlı bir materyalist, Ravana ile maymunlarla birlikte savaştı. Resmi görmüşsünüzdür. Ve Hindistan’ın son ucundan diğer tarafa bir köprü inşa etti. Seylon’un (Sri Lanka’nın) Ravana’nın krallığı olduğu düşünülür. Öyle ki bir köprü vardı ve taşlar yüzüyordu. Dolayısıyla Ramacandra’nın yaşamında bir çok tarihi olay vardır ve bizler hatırlamalıyız çünkü neden bugün Ramacandra için oruç tuttuğumuzu hatırlarsak… Ramacandra gibi bir sürü kral vardı. Çünkü krallar bu şekilde eğitilmişti. Maharaj Yudhisthira de Ramacandra kadar iyiydi ve Maharak Parikşit de bir o kadar iyiydi. Böyle bir sürü kral vardı. Ama biz ilgilenmiyoruz çünkü O bir kraldı. O tüm kralların da kralıdır, paramesvara. Çünkü O Tanrıdır, bu nedenle biz bu günü gözlemliyoruz. Ramadi-murtinu kala-niyamena tinöhan. [Bs. 5.39]Dolayısıyla O Tanrının özgün formu değil. Tanrının özgün formu Krişna’dır ve Krişna Kendini çeşitli diğer formlara yayar. Advaitam acyutam anadim ananta-rupam [Brahma samhita. 5.33]. Ananta-rupam milyonlarca ve milyonlarca demektir. Manu da Krişna’nın enkarnasyonudur. Şöyle ki Brahma’nın bir gününde ondört Manu var. Demek ki Brahma yüz yıl yaşar. Bir Brahma için bile kaç tane Manu enkarnasyonu olduğuna bir bakın ve aynı zamanda sayısız da Brahma var. Yani, Srimad Bhagavatam’da belirtildiği üzere kimse kaç tane enkarnasyon olduğunu sayamaz ama bazı belli başlı enkarnasyonlardan bahsedilir ve Lord Ramacandra bunlardan biridir. Böylece Lord Ramacandra, Ravana’yı öldürdü ve kardeşini atadı. Kardeşi bir adanmıştı, Vibhişana. Dolayısıyla Seylon’u fethetmeye gitmedi çünkü O imparatordu. O sanık Ravana’yı cezalandırmaya gitti ve küçük kardeşi Vibhisana’yı atadı bu… Ve Sita ile geri geldi ve ondört yılın ardından tekrar atandı, ve Kardeşi öyle sadıktı ki ağabeyi uzakta olduğu süre boyunca , Ramacandra Ondan rşöyle rica etti, Annen Senin Kral olmanı istiyor ve Ben de yokluğumda Senin kral olmanı istiyorum.Bharata çok sadık bir kardeşti, O hayır diye cevap verdi. Kral Sensin. Sen yaşadığın sürece kimse kral olamaz. Dolayısıyla Ben kral olamam. Sonra da O şöyle rica etti, En azından Sen yönet. Çünkü Ramacandra’nın ayrılışından sonra Maharaj Dasaratha şoktan öldü çünkü Ramacandra çok sevilen oğul, en büyük oğuldu. Kral olacaktı ve onun buyruğuyla ormana gönderilmişti. Baba şoka dayanamadı. Öldü. Öyleyse Ramacandra’nın hayatını, Tanrı’nın faaliyetlerini, meşgalelerini duyarsal bu demek olur ki Ramacandra ile birlikte oluyoruz.
Onun formu, Onun adı, Onun meşgaleleri ve Kendisi arasında fark yoktur. O mutlaktır. Bu yüzden ister Rama’nın kutsal adını zikredin ister Rama’nın heykelini görün ya da Onun meşgalelerini, aşkın meşgalelerini anlatın, her şey, bu demek oluyor ki Tanrılığın Yüce Şahsiyeti ile birlite oluyorsunuz. Öyleyse Tanrının enkarnasyonunun belirdiği ya da gözden kaybolduğu bu günlerden faydalanalım ve Onunla birlikte olmaya çalışalım. Onun birliteliğiyle arınırız. Bizim yöntemimiz arınma. Krishna bilinci sadece bilinçlerimizi temizliyor olmamız demektir. Doğuştan itibaren, açıklamış olduğum gibi herkes sudra. Sudra kederlenen kimse anlamına gelir. Buna sudra denir. Önemsiz bir kayıp ya da önemsiz bir rahatsızlık için kederlenen acınan kimseye sudra denir.  Ve brahmana tahammül eden eden anlamına gelir. Bir sudranın tahammülü yoktur. Öyleyse kalau sudra sambhava. Kalau demek oluyor ki… Bu çağa Kali denir. Onun için bu çağda tüm nüfusun sudra olduğu şaştraların ifadesidir. Ve önceden de herkes doğuştan sudra olarak görülüyordu ama eğitim, samskara vardı. Günümüzde samskara yok, eğitim yok. Eğitim yalnızca geçimini kazanmak için. Başka eğitim yok. Kişi nasıl para kazanıp duyulardan zevk alır- şu an ki eğitim bu. Ama aslında insan yaşamını ya da insan yaşamının vazifesini başarılı kılmak için Vedik kültürü çok cazip. Ve Krişna bilincini yaymakla, Krishna bilinci sürecini benimsemekle bu kültürel yaşamı, ulvi yaşamı yeniden canlandırabilirsiniz. Topluca değilse de bu çizgide eğitilmiş birkaç insan varsa ve topluma idealörnekler olurlarsa onların yaşam örneklerinden büyük yarar sağlanabilir. Saat kaç? [ara]
(kirtan)

(son)

Keep reading →